İbrahim Kahveci
Öncelikle şu noktayı belirtelim. Bugün nasıl ki bir insan tek başına yaşamını zor sürdürürse ülkelerin de kendi kendilerine yetmeleri zordur.
“Görece üstünlükler teorisi” aslında bu temel üzerinden kurulmuştur. Herkes ve her ülke veya bölge üstün olduğu üretim ve beceride uzmanlaşır.
Hatta ‘Kümelenme’ dediğimiz üretim bölgeleri de bu tez üzerinden hareket eder. Bir bölgede belirli bir üretim alanında kümelenme sağlanır ve o bölge tedarik zincirinde birbirine yakın üretim alanlarından oluşur.
Bugün ülkemizde Bursa ve Sakarya-İzmit otomotiv sektöründe bir kümelenme bölgesi oluşturmuştur.
Ülkemizde tarım alanında da bölgesel ekim alanlarının kümelenme şeklinde üretimleri söz konusudur. Mesela Karadeniz Bölgesi fındık ve çay konusunda kümelenmiştir.
Konya tahıl ambarı olarak anılırken, Antalya yaş meyve sebze ve turfanda üretim bölgesidir.
Ülkemizde tarım üretimi bakliyatlardan tutun, tahıla kadar oldukça elverişli bir alana sahiptir. Sulama imkânı sayesinde su kıtlığının da aşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Konya Ovası Projesi
KOP ve Güneydoğu Anadolu Projesi GAP başlıca sulama projelerimizdir.
Kısaca bizler gıda konusunda iyi bir alana sahip bulunuyoruz.
İyi ama bu alanı ne kadar verimli kullanabiliyoruz?
Bu konuda oldukça sıkıntılı süreçlerimiz elbette var. Mesela miras yolu ile arazilerin bölünmesi bir sorundur. Ya da eğitim sisteminde taşımalı düzen ile köylerin boşalması da bir sorundur. Ama temel sorun çiftçi ve üretim değildir.
Gıda sektöründe temel sorunumuz çiftçinin ürettiği ürünün ucuza alınmasıdır.
Bu bakış açısı ülkemizdeki gıda sorununda çok ciddi politika değişikliğini de içerir. Mesela fiyatları dengeleme noktasındaki ithalat kararları tekrar gözden geçirilmek zorunda kalır.
Söylediğimi tekrar edeyim: Sorun çiftçi de değildir. Ana sorun tarım politikalarında da değildir. Elbette tarım politikalarında eksiklik vardır ama temel sorun TARLA değildir.
İlk temel sorun çiftçinin kazanamamasıdır. Bakınız 2010-2020 yılı ağırlıklı enflasyon, gıda enflasyonu ve yaş meyve-sebze enflasyonuna bakıyoruz.
2020 yılına geldiğimizde tarla fiyatı ile gıda-raf fiyatı arasında makas yüzde 22,9 açılmıştır. Yani çiftçi genel enflasyonun yüzde 8,7 daha altından ürün satarken, raftaki gıda satış fiyatı yüzde 22,9 daha yüksektir.
Çiftçi ucuza üretiyor ama fiyatlar raflarda artıyor. Temel sorun budur.
Çiftçinin eline kazanacak bir para geçmediği için üretimde bazı alanların devre dışı kalması, ekilmemesi söz konusu olabilir.
Hele siz çiftçiye kazanacağı bir düzen kurun bakalım. İşte o zaman ülkemizde tarla üretimi ne seviyeye gelir görürüz?
Çiftçinin para kazanamadığı bir yerde nasıl oluyor da gıdanın raf fiyatları hızlı yükseliyor?
İşte temel sorun burada.
Mesela perakende sistemimiz ne kadar zincir market şeklinde yoğunlaşmış ise tüketimi zaruri gıda ürünlerinde de fiyat artışı başlamış.
Fiyat gelişmelerinden baktığımızda bozulma 2013 yılında başlıyor. Ve her ne hikmet ise tarla fiyatı ile raf fiyatı makası sonrasında nerede ise hiç azalmıyor. Ta ki, 2019 ikinci yarısına kadar.
Şöyle söyleyelim: 2019 ilk yarısında tarla fiyatı ile raf fiyatı makası (2010 sonrası) yüzde 21’lerin üzerine çıkmıştı. Artık bu fark yüzde 18,60 seviyelerinde. Yani son 5-6 ayda düzelme yaşanıyor. Bu düzelme tarla fiyatındaki artışın etkisi ile yaşanırken, raf fiyatlarında da genel enflasyonun gerisinde kalma ile sağlanmış. Yani iki taralı bir düzelme oluyor.
Nisan 2019-Şubat 2020 arasında 12 aylık ortalamaya göre tarla fiyatı yüzde 14,85 artış gösterirken, raf fiyatları sadece yüzde 6,24 artışta kalmış. Ama umarız ki bu düzelme enflasyonda veri alım yönteminden kaynaklı suni bir düzelme olmasın.
İşin özeti şu:
Gıda konusunda üretim yelpazesi oldukça geniş olan bir ülkeyiz.
Çiftçimiz zararına bile olsa hala üretmeye devam ediyor. Bu çiftçinin ürününe daha fazla destek vermemiz gerekiyor.
Sorun perakende ve ulaşım maliyetlerinde yatıyor. Mesela gıda taşımacılığına ya alternatif yollar bulmalıyız veya KÖİ yollarında indirim yapmalıyız.
Aslında benzer şekilde sektörün sorunlarını daha önce de yazmıştım. Şimdi yeniden yazmamın nedeni evde kaldığımızda aç kalacak mıyız korkusu yüzünden. Eğer bir aç kalma durumu olacaksa Türkiye bu listenin en alt sıralarında yer alır. Bunu belirtmek için bu konuya da yeniden değinmek zorunda kaldım.
Yeter ki politikaları belirleyelim.
Yeter ki önlemlerimizi alalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026