İBRAHİM Ö. KABOĞLU
Türkiye Cumhuriyeti, çok güçlü bir kurucu iktidar tarafından kurumlar, kurallar ve toplumsal değerler ekseninde yapılandırıldı. TBMM ve 1921 Anayasası, “Devlet Anayasa ile doğar ve yaşar” deyişi ile özdeş. Bu çerçevede Kurtuluş ve Kuruluş diyalektiği, demokrasi tarihi bakımından pek özgün bir süreç.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yürürlüğe konulan hukuki, kurumsal ve toplumsal reformlarda iki kurum merkezi nitelikte: Türkiye Büyük Millet Meclisi ve TBMM Hükümeti.
TBMM’nin kuruluşunun 97. Yılına 7 gün kala, Hükümet lağvedildi, TBMM Saray vesayeti altına alındı.
NE MEŞRU NE DE MİLLİ
17 Nisan yolu, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi vesilesiyle döşendi; TBMM’de oy rengi gösterildi; halkoylaması, devlet güçlerinin evet için seferber edildiği, ‘hayır’ların ise terörize edildiği ve OHAL KHK’leri yoluyla “yargısız infazlar” ortamında yapıldı. Üstelik YSK, mühürsüz oyları geçerli saydı.
Bunlar ve diğer nedenlerle Anayasa’da yapılan değişiklik, meşru (akla uygun/ haklı/yerinde) değil.
Yürütme’nin tek kişiye indirgenmesi, Cumhuriyet kurucularına ihanet ötesinde, Osmanlı dahil Türkiye tarihine yabancı: ne yerli ne de milli.
MERİYETİ SORGULAYAN KİM?
2017 değişiklikleri, 9 Temmuz 2018’de bütünüyle yürürlüğe girdi; yani 1982 Anayasası hükümlerine eklendi ve yürürlük kazandı. Ne var ki, ‘evet’çiler, Anayasa’ya aykırı siyasal ve hukuki işlemlerinde ısrarcı oldu. İşte başlıcaları:
-Hükümet bulunmadığı halde, AKP-MHP işbirliği Cumhur İttifakı adı altında TBMM’nin müzakereci işlevine son verdi.
-Yasa önerme yetkisi TBMM’de olduğu halde, öneri metinleri, çoğu zaman Saray ve/ya Bakanlılar bürokratlarınca hazırlandı. (Avukatlık yasa önerisi, bunun güncel örneği).
-Komisyonlarda teklifler, Anayasa’ya uygunluk yönünden incelenmedi.
-Genel Kurul’da ittifak vekilleri, tartışmaya katılmaksızın sadece evet ve hayır için el kaldırdı; hatta sadece oy için salona girdi.
-Demokratik muhalefetin açık Anayasa’ya aykırılık savları, “Saray gölgesi”nde reddedildi.
- TBMM’nin yetki alanına giren konularda bile, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarıldı.
“SARAY REJİMİ” NİN İKİ YÜZÜ
Şu halde, kendilerinin külliye dediği saray, Anayasa dışı uygulamalar yönetimi görünümünde:
-Anayasa’da hiç yeri olmadığı halde, kabine adı altında bakanlar toplantısı.
-Sadece yürütme değil, idari nitelikteki hemen bütün kararların CB tarafından alınması ve açıklanması,
-Büyük tarihsel ve kültürel mirasları (Çankaya köşkü örneği) köreltme nedenlerinin bilinmemesi
-Büyük ulusal tesisleri (Atatürk Hava Limanı örn.) atıl bırakma nedenlerinin bilinmemesi
-Saray gibi sosyal devlet ilkesine tamamen aykırı bir yatırımın maliyetini bile Avrupa Mahkkemesi’nden öğrenmeyi bekliyor olmamız,
-Büyük proje ve yatırım kararlarının (son hastaneler örneğinde olduğu gibi) kimin tarafından ve hangi karar süreçleri işletilerek alındığının bilinmiyor olması,
-Köprü-otoyol ve hastane gibi yap-işlet-devret modeli ile gerçekleştirilen tesislere –halkın vergisi ile- yapılan ödemelerin, mücbir neden olmasına karşın neden ertelenmediği.
-YKS sınavlarının neden öne çekildiği,
-Bilim Kurulu üyeleri, Bayram sonrasına kadar covid-19 önlemlerinde gevşemeye karşı oldukları halde 11 Mayısı belirleme nedeni, (…)
Ama açık olan şu:
“Saray yönetimi”, sadece 2017 değişikleri ile kurulan demokratik olmayan bir yönetim değil; Anayasa dışı uygulamalar eşliğinde fiili ve keyfidir. Rejim ve sistem dışı tek kişi yönetimi sürdürülemezdir.
EĞER 100. YILINDA OLMAYACAKSA NE ZAMAN?
Kurucu mirası ortadan kaldırma ve “ömür boyu” iktidar beklentisi arasındaki örtüşme, iki yıllık uygulama ile doğrulandı. Eğer, “siyasal iktidarı seçim yoluyla değiştirme” ye yönelik her açıklama, “darbe çağrışımı” uyandırıyor ve hemen boğulmaya çalışılıyorsa, bunun başka bir anlamı olamaz.
Haliyle Kurucu iradeye dönüş yolunda demokratik mücadele, meşru ve her zamankinden daha gerekli. Bu bakımdan, 2020, 21. yyıl Türkiyesinin kaderini belirleyecek bir yıl.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.06.2024
13.06.2024
30.05.2024
27.05.2024
2.05.2024
11.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024
29.02.2024