İlker DEMİR
Halep'te bir "anlaşma"ya varıldığı açıklandı.
Ama yine büyük bir zulüm ve acı yaşandı.
Mazlum halklar neden böyle kendi iradelerine rağmen zulümle karşılaşıyor?
Peki anlaşma olduktan sonra bitti mi ölüm?
Yaşam güvenlikleri HTŞ'ye bırakılınca tekrar risk altına girmediler mi?
Halklar kendi evinde ölüm tehditi olmadan yaşayamayacak mı?
Buna da şükür dedikleri kısmi güvenlikleri neden ellerinden alındı?
Halep'teki yaşam kime battı da bu operasyon düzenlendi?
TC doğrudan taraf olmadığı halde neden operasyon için tehdit demeçleri, üslerindeki ağır silahlarla cihadi yönetime destek vaadleri verdi?
HTŞ ve kayıt dışı cihadi çeteler sivil halka saldırdı, iki mahalleyi ağır silahlarla tarumar etti, binlerce Kürt, Süryani ve niceleri göç etmek zorunda kaldı.
SDG Halep'e gelip saldırıya cevap vermedi, savaşı cihadist minderde büyütmedi; iyi etti, ölümü çoğaltmadı.
Bir "anlaşma" sağlandı.
Bu zafer miydi? Hayır.
Sivil halkı canından etmenin de bezdirmenin de zaferi olmaz!
Tam aksine nefret topladılar. Toplumsal hafıza unutmaz, bunları kaydetti.
SDG daha önce Şam'la bir anlaşmaya varmış bazı kentlerde Kürt mahallelerinin güvenliğini sağlamakla yükümlü milisler dışındaki askeri güçlerini Fırat'ın doğusuna çekmiş, müzakerelere devam etmişti.
Müzakereler devam etti ancak mevcut heterojenliğin zenginliğini koruyup geliştirecek yönetim biçimi, doğrudan demokrasi, ademi merkez yönetim konusunda teorik ve pratik yol bir türlü alınamadı.
Neden?
Bunun pek çok nedeni var ve hala nedenler ve uzlaşı arayışı sürüyor.
Yetki halklara bırakılsa bir uzlaşı sağlanacak ama atama temsilciler, inkârcı otoriter yaklaşımlar, küresel sahiplerin çıkar ağı ve benzerleri bunu engelliyor.
İkili müzakerenin yetkilileri SDG genel komutanı Abdi ve ekibi dışında görüşmeye katılanların yaşayan halkta karşılığı yok.
Mesela "başkan" Ahmet eş Şara kim, hangi toplumsal kesimi temsil ediyor? Arap oluşu ona Arap temsiliyeti hakkını veriyor mu?
Hayır. Çünkü küresel sermayenin başkan atamasına kadar katilliği tescilli, yakalamaya ödüllü biri ve örgütü de BM'nin terör listesinde, katil bir örgüt. Sermaye başkan atadı diye katilliği buhar olmadı. Onu başkan seçmek insanlığa karşı suç ve suçun ödüllendirilmesi; ıslah edilmesi gerekiyor.
Bunlara rağmen başkanlığı sürdürüyor, dünya demokrasi güçleri seyrediyor, ama tarih ivedi bir vaziyet alınması şart diyor.
Küresel kapitalizm suç işlemeye devam ediyor.
Küresel sermaye/kapitalizm, insanlık ar namus haysiyet hak özgürlük dinlemiyor, özellikle de ABD emperyalizmi, gözü dönmüş bir biçimde kasasının dolmasına bakıyor. Buna karşı Orta Doğu'daki demokrasi güçlerinin elinden fazla bir şey gelmiyor. Ama sorun var ve canlılar ölüyor, doğa tahrip ediliyor, acil çözüm bulunmak zorunda.
O halde zararın neresinden dönülse iyidir diyerek, bir biçimde, belgelerle kanıtlı bu somut suçu bir şerh olarak görüşme tutanaklarına iliştirip müzakereleri öyle devam ettirmek gerekiyor.
SDG bunu bu biçimiyle mi yaptı? Yoksa, "ele bir fırsat geçti aman küresel güçlerle ilişkiler iyiyken limonileştirmeyelim, süreç içinde foyası ortaya çıkar nasılsa" deyip sustu, görmezden mi geldi?
Yani ilkeler çiğnendi mi?
Mesela SDG ilkesel olarak HTŞ'yle ortak devlet kurmayı doğru buluyor mu? Şartlar önüne bu zorunluluğu getirdi diye şerhsiz kabul etmesi zorunlu değildi, varlığı yek başına olmazsa olmaz bir olgu ve Işid'e kahramanca ödediği bedel göz önündeyken hele.
Şerhler koyulup halka ve dünya kamuoyuna anlata anlata bu aşamaya gelinmiş olsa sivil milislere ve sivil halklara bu zulüm uygulanamayabilirdi.
Demokrasi güçlerinin halkları bilgilendirmesi ve şeffaf yürütmesi şart.
Öyleyse bu durumda nasıl devam etmek gerekiyor?
Tabi ki bu sorunun somut cevabı başta Rojava'da; SDG'de.
Ama uzaktan görünen, SDG fiilen Fırat'ın doğusunda ve bu görünen adeta fiili fiziki çözüm müjdesi gibi duruyor, adeta kendini bir çözüm olarak dayatıyor. Bunu hukukla şekillendirip, gönüllü, belgeli, onayı olanları içine alacak şekilde, dünya kamuoyuna ve demokrasi güçlerine tercihi ilan edebilirler.
Halep oradaysa halkın kararı burada diyebilirler. Bunu bir taktik değil bir toplumun yaşama biçiminin resmi ilanı olarak sunabilirler. Zaten Rojava'da halkların yaşadığı da bu, demokratik toplum değil mi?
O halde bu sunum malumun ilanından başka bir şey olmayacak.
Bu öneri tartışmaya değer.
Hele anlaşmaya rağmen katliamların hızla sürdüğü haberleri gelirken..
Halep katliamının dayatması bu..
Kötü komşu ev sahibi yaparmış misali.
Fırat'ın doğusundan bir güneş doğuyor.
Bağımsız, özgür, demokratik ama ille de heterojen bir toplumun gönüllü tercihi..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti’ye Kulaç Atan Albayrak… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolTrump Fed’e saldırıyor 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKürt meselesinde eskimeyen refleksler, sorunların çözüm ihtimali 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran’da rejim sarsılırken… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBilal Erdoğan “dindar insanlar iyi insanlar” algısını düzeltebilir… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRHALEP KATLİAMININ DAYATTIĞI! 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİran’da neler oluyor, neden oluyor? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciBaşkanlık geldi dertler çığ gibi büyüdü 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN“Halep oradaysa arşın burada” 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENDEM rol kargaşası yaşıyor 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİ‘Dindarlar iyi insandır’ algısı niye kötüleşti? 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKTürk’ün uluslararası ilişkilerle imtihanı 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasHalep’te çözüm süreci 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURRojava hayali ve hayalkırıklığı 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilDiyalog: Zaman, sınırlar ve yanılsamalar aynasında Türkiye 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞÜlkenin toprak bütünlüğü, üniter devlet, federasyon, adem-i merkeziyetçilik 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBilal Erdoğan fırtınası!.. 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHalep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞMENN DAKKA DUKKA… 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRToplum değişmek istiyor mu, Kürt meselesinde açılım neden hep aynı yerde tıkanıyor? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmekli için son çare sandık 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Zor dönemden geçen dünya’da Türkiye… 12.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025
28.08.2025
10.08.2025
28.07.2025