Lale KEMAL
Türkiye’nin derin devleti olur da KKTC’nin olmaz mı? Tabii ki olur. Türkiye, siyaseten ve ekonomik açıdan hangi yöne savruluyorsa Kuzey Kıbrıs da hep aynı istikamette savrulur. Türkiye’de koalisyon hükümeti mi var, seçimler sonrası Kuzey Kıbrıs’ta da bir koalisyon hükümeti kurulur. Anavatan ve yavru vatan, Siyam ikizleri gibi birbirlerine yapışıktırlar.
Onun içindir ki, Türk ve Kıbrıs Türk halkı, yönetimlerinin Siyam ikizleri sendromundan dolayı hep kaybeden taraf olurlarken karar vericileri, yüklerini bir şekilde toplamışlar, statükocu zihniyeti devam ettirmişlerdir.
Kendisi de aslen Kıbrıslı olan ve Samsun’daki Çanakkale Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Doçent Dr. Mithat Hasgüler, geçen pazar günü katıldığı TRT programında, “KKTC’de askerî başarıyı tamamlayacak (1974 harekâtı) bir siyasi politika yoktu. Türkiye’nin vizyon sorunu KKTC için de sorun oldu. KKTC’de vizyon eksikliği ve içinden çıkılamaz noktaya gelen ekonomik sorunlar toplumu arayışa itti. Türkiye-AB ilişkilerinin ciddi boyut kazanması, (2004-2005) arayış içindeki Kıbrıs Türkleri için olumlu gelişme oldu” diyordu.
13 ocak günü, 87 yaşında vefat eden Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta doğup, büyümüş, güçlü devletlerden aldığı destekle beslenen Rum mezalimini derinden yaşamış bir Kıbrıs Türkü ve siyasetçisi olarak dava adamıydı. Ama sabit fikirliydi, Kıbrıs’ın ilelebet bölünmesi ve ayrı bir Kıbrıs Türk devleti kurulması fikrinden bir milim öteye gitmedi.Kızının, Kıbrıs Türk basınına aktardığına göre, Denktaş, vefatından kısa süre önce Rum lider Hristofyas’a seslenerek, “Ayrı bir Kıbrıs Türk devleti kurulacaktır” demiş.
Sayılarını bile unuttuğum bilmem kaç BM barış planına, Denktaş’ın engel koyduğunu biliyoruz. Bu engelin arkasında pek tabii ki anavatan Türkiye’deki, “çözümsüzlük çözümdür” diyen asker ağırlıklı bir karar mekanizması bulunuyordu, Denktaş’a da bu statükocu zihniyet iyi geliyordu.
Denktaş ve Ankara’daki statükocular, Kıbrıs’ta, her iki toplumun eşit siyasi statüye kavuşacağı iki kurucu devletten oluşacak federal bir yapının inşa edilmesi için en makbul sayılabilecek Annan Planı’na da karşı çıkmışlar ancak çiçeği burnunda AK Parti hükümeti, başarılı bir manevrayla Kıbrıs’ta, hep Türkler aleyhine gelişen denklemi tersine çevirmeyi başarmıştı. Artık Ankara’da değişim rüzgârları estiği içindir ki statükocu zihniyetinden bir milim oynatmayan Denktaş da, siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır.
Ama ne var ki, bu zihniyet kolayından ortadan kalkmadığı için Kıbrıs sorununun çözümünde geç kalınmıştı. AB’nin nasıl bir stratejik hata yaparak 2004 yılında Kıbrıs Rumlarını, Ada’nın tek sahibiymiş gibi birliğe devlet olarak tam üye yapmış olduğunu biliyoruz. Denktaş ve Ankara’daki uzlaşmaz zihniyet, böylece hem Rumların hem de birliğin ekmeğine yağ sürmüşlerdir.
Türkiye ve Denktaş, belki uzlaşı politikaları izleselerdi de Ada’da, iki toplumlu bir devlet kurulmasının yolu açılmayabilecekti zira Rumlar ve Yunanistan’ın, bu çözüm formülüne sıcak bakmadıkları sır değil.
Ama, dünyada uzlaşmaz tarafın Türkler olduğu algısı yaratılmayacaktı, Kıbrıslı Türkler, 38 yılı bulan ekonomik ve siyasi ambargolar altında ezilmeyecek bugün dünyadan izole edilmiş biçimde yaşamaya mahkûm olmayacaklardı. Onlarca yıl anavatan Türkiye’den akıtılan milyar dolarlar Ada’da çarçur edilmeyecek, yaşayabilir bir ekonomi Kıbrıs Türklerini ayakta tutabilecekti.
Rum yönetimi ve Yunanistan’ın, kurnaz bir diplomasi yoluyla çözüm yanlısı oldukları havasını tüm dünyada estirdiklerini kabul etmek lazım.
Yine başarılı bir manevra ile Rumlar, AB üyesi olmuş, bu kez de Türkiye’nin birlik ile tam üyelik müzakerelerinin tıkanma noktasına gelmesini sağlayabilmişlerdir.
Güç gösterileriyle yürütülen kaba diplomasi, Ankara ve Kıbrıs Türklerine çok şey kaybettirdi.
Tarihçi Erhan Afyoncu, 15 ocak tarihli Bugün gazetesinde yer alan makalesinde, “Güç gösterisiyle nereye kadar” dedirtecek şu tesbiti yapıyor:
“Bir yıl kadar süren bir seferden sonra fethettiğimiz adayı (Kıbrıs) savaşmadan İngiltere’ye kaptırmıştık.”
Her ne kadar son yıllarda, Ankara ve Kuzey Kıbrıs’ta çözüme katkı sunan ekipler işbaşında da olsa statükocu zihniyeti sonlandırmak kolay olmuyor. Nitekim, daha geçen yıl Genelkurmay Başkanı iken darbe teşebbüsünde bulundukları iddiasıyla üst, alt çeşitli rütbelerdeki subayların tutuklanmasına tepki verip bu görevinden istifa eden emekli Orgeneral Işık Koşaner, bakın, Lefkoşa’da, Denktaş için açılan taziye defterine ne yazmış;
“Aziz Türk Büyüğü; asla yorulmamak üzere çıkmış olduğunuz yolun sonunda yanılan sen olmadın.”
Çözüm için diplomasiye ince ayar veren hükümete gönderme yaptığı ortada Koşaner’in, bir de tabii, Kıbrıs sorununun ağırlaşmasına güçlü katkılarını da gizleme gereği duymamış.
Kıbrıs’ta Türk ve Rum toplumlarının eşit siyasi ortaklığına dayalı federal bir devlet kurulması için BM gözetimindeki görüşmeler artık kritik bir noktaya geldi. AB üyeliğini sigortası olarak düşünen ve zaten Kıbrıs’ın, devlet olarak tek temsilcisi sıfatıyla dünyada kabul gören Kıbrıs Rumları, çözüme yanaşmıyor. BM gözetimindeki görüşmelerde önemli bir mesafe de alınmış değil.
Türkiye’nin çözüm için son yıllarda ortaya koyduğu çabalar kazanç hanesine yazıldı. Ama nihayetinde BM görüşmeleri çöker de Ada’da iki ayrı devlet kurulması kaçınılmaz hale gelirse bunun faturası da yine Türkiye’ye çıkartılacaktır.
Yazarlar
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016