Levent Gültekin
Son anda sürpriz bir gelişme olmazsa CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı neredeyse kesin.
Kılıçdaroğlu’nun adaylık ihtimali güçlendikçe tartışmalar da giderek alevlendi.
Muhalif kamuoyu neredeyse ikiye bölünmüş durumda.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerinden muhalefeti de ayrıştıran, muhalefetteki birlikteliğe zarar veren bir tartışma yürütülüyor.
Bir tarafta Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyenler, diğer tarafta ise çeşitli nedenlerle bu adaylığa itiraz edenler var.
Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki sokaklarda ve sosyal medyada ‘Kılıçdaroğlu aday olma’ kampanyası bile yapılıyor.
Bu meselenin ilginç yanı, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkanların neredeyse tamamının muhaliflerden oluşması.
İktidar cenahı ise Kemal beyin adaylığını olabildiğince destekliyor.
Doğrusu Kılıçdaroğlu’nun adaylığına endişeyle yaklaşanlar arasında ben de varım.
Fakat ben “Kesinlikle aday olmamalı” diyenlerden değilim. “Bazı şartlar sağlanırsa olabilir de” diyorum.
Müsaade ederseniz ilk önce, Kemal beyin adaylığına niçin itiraz ettiğimi anlatmaya çalışayım.
Yazının sonunda da ‘Aday olabilir’ seçeneğini neye dayandırdığımı açıklayayım.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığını ciddi anlamda riskli buluyorum.
Niçin?
Madde madde anlatayım.
1- Yaklaşık bir yıl önce, ‘Yaklaşan Kasırga’ isimli kitabımı yazarken fark ettim ki Tayyip Erdoğan ile bir dönem daha devam etmek isteyenler, 2023 seçimlerindeki stratejilerini Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerine kurmuş. Bu meseleyi biraz daha araştırdığımda Kemal Kılıçdaroğlu’nu Millet ittifakı’nın adayı yapma çalışmalarının esasında 2020’de başladığını fark ettim.
Kitabı baskıya vermeden, yani yaklaşık bir yıl önce, Kemal beyi ziyaret edip bu durumu anlattım ve adaylığını organize edenlerin isimlerini ve bağlantılarını da vererek zihnimdeki bazı sorulara cevaplar aradım.
O görüşmeden Kemal beyin adaylıkta kararlı olduğuna emin olarak ayrıldım.
Yani Kılıçdaroğlu’nun adaylık kararının çok önceden verildiğini, ‘Adayı masa belirleyecek’ gibi sözlerin esasında kamuoyunu Kemal beyin adaylığına hazırlama taktiği olduğunu fark ettim.
Sonrasında farklı partilerden birçok önemli siyasetçiyle bu meseleyi konuştum.
Ve neredeyse hepsinin de bu durumun farkında olduğunu gözlemledim.
Dahası, son zamanlarda Kemal beye ciddi zararlar veren ABD gezisi, başörtüsü girişimi, Almanya gezisi gibi hamlelerin Kılıçdaroğlu’nu aday yapmaya çalışan bu ekibin önerileri olduğunu öğrendim.
Ekrem İmamoğlu’na siyaset yasağı verilmesini de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı önündeki engelleri kaldırma hamlesi olarak görüyorum.
Yani Erdoğan ile bir dönem daha devam etmek isteyenler bütün stratejilerini Kılıçdaroğlu’nun adaylığına bağlamış durumda.
Bu oyunun bozulmasını, iktidarın ters köşeye yatırılmasını, bu stratejinin boşa çıkarılmasını istediğim için Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması gerektiğini düşünüyorum.
2- Kılıçdaroğlu’nun 5 Temmuz 2020 ‘de yaptığı, “Parti liderlerinin aday olmasını doğru bulmuyorum, eğer parti liderleri aday olursa bu seçimi kaybederiz” açıklamasına aynen katılıyorum. Bu görüşünü daha sonra niçin değiştirdiğini bilmiyoruz.
Ben hâlâ parti liderlerinden birinin aday olması halinde partilerin arasına nifak gireceğini, bu durumun rekabet yaratacağını ve bunun da muhalif kamuoyunda ciddi ayrışmaya neden olacağını düşünüyorum.
Bugün İYİ Parti ile CHP arasında yaşanan tartışmalar bunun en somut örneği.
Dahası parti liderlerinden birinin aday olmasının bu seçimi, ‘demokrasi mi, tek adam rejimi mi?’ tercihinden çıkarıp partiler arası yarışa dönüştüreceğini ve ülkenin karşı karşıya olduğu felaketi görünmez kılacağı kanaatindeyim.
Diğer taraftan bir parti liderinin aday olmasının, partili cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik sözleri, eleştirileri toplum nezdinde anlamsız kılacağı kanaatindeyim.
Bütün bunlardan dolayı Kılıçdaroğlu’nun üç yıl önce dediği gibi parti liderlerinden birinin aday olmasını yanlış buluyorum.
3- Siyasetçiler için başarının tek bir kriteri var ki o da aldığı oy oranı.
Ülkenin en dürüst, en zeki, en kibar, en namuslu, en yetkin siyasetçisi de olsa eğer yeterli oyu alamıyorsa başarısız kabul edilir.
Bu bağlamda Kılıçdaroğlu için ne yazık ki başarılı bir siyasetçi diyemeyiz.
Bana göre en büyük başarısı, CHP’nin kurumsal kimliğinin üzerinde bir demokratik tavır ve yaklaşım geliştirmiş olması, ama bu da yeterli bir etken değil.
Çünkü ekonomi çökmüş, yoksulluk ülkeyi esir almış, ülke tarihi bir yıkımla karşı karşıyayken CHP’nin oyu bir puan bile artmıyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir.
Bunca yıkıma rağmen partisinin oyunu bir puan bile artıramamış, üstelik daha önce girdiği dokuz seçimi kaybetmiş bir liderin ülkenin kader seçiminde aday olması demek hem toplumla inatlaşmak hem de hepimizin yani ülkenin kaderini riske atmaktır.
Hiçbirimizin, ülkemizin bu riski alacak lüksünün olmadığını düşünüyorum.
4- Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyenlerin adaylık meselesini bir hak meselesi olarak ele alması ve bu hakkın da CHP’nin olduğu varsayımıyla hareket etmesinin, yani bir dayatma içinde olmasının toplumda yarattığı tepkinin sandığa da yansıyacağı endişesi taşıyorum.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz edenleri ‘beşli çetenin kontrolünde olmak‘la veyahut ‘Alevi düşmanı olmak’la suçlamak gibi ipe sapa gelmez ithamların muhalif kamuoyunda ciddi bir ayrışmaya neden olduğunu, bunun seçim sürecinde daha da artacağını düşünüyorum.
Diğer taraftan adaylığa itiraz edenlerin Alevi düşmanlığıyla suçlanmasının mezhep tartışmasını körükleyeceğini, bunun da istenmeyen sonuçlar doğuracağı endişesi taşıyorum.
5- İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ciddi bir itirazı olmadığını, hatta bazı hamleleriyle Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünü bilerek açtığını biliyorum.
Bu konuyu ileride başka bir yazıda ayrıntılarıyla anlatmaya çalışacağım.
Hal buyken Akşener, “Çok uğraşıyorum ama olmuyor” diyerek hem partisindeki itirazları bastırma hem de seçim ertesi “Ben itiraz ettim, aday olmaması için elimden geleni yaptım, başka ne yapabilirdim ki” diyerek muhtemel yenilginin faturasından kurtulma hesabında. Bu yüzden de Akşener’in ekranlarda Kılıçdaroğlu’na yönelik tartışma yaratan konuşmalarıyla adaylığına ciddi zarar verdiğini, İYİ Partili seçmende bir tepkiye neden olduğunu, dahası bu tepkinin sandığa yansıyacağını düşünüyorum.
Bu nedenle de Kemal beyin adaylığını fazlasıyla riskli buluyorum.
6- Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı altılı masada bir pazarlık meselesine dönüşmüş durumda. Binde bir veyahut yüzde bir ya da iki oyu olan partilerin yetki ve milletvekilliği alma karşılığında Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ‘Evet‘ deme yaklaşımlarının çok başlılık yarattığını, adaylık meselesinin çıkar hesaplarına kurban edildiğini düşünüyorum.
Parti çıkarlarını korumak için elde edilen yetkilerin ve bu durumun neden olduğu çok başlılığın bütün toplumu tedirgin edeceği ve bu tedirginliğin sandığa yansıyacağı kanaatindeyim.
7- Bütün anketlerde muhtemel adaylar arasında Tayyip Erdoğan’ı geçemeyen, en İyimser anketlerde bile ancak başa baş görünen tek aday Kemal Kılıçdaroğlu.
Bugünkü anketlerde bile rakibini geçemeyen birinin bunca yıpratıcı tartışmadan sonra aday olmasının Erdoğan’a normalde kaybettiği seçimi hediye etme riski taşıdığı kanaatindeyim.
8- Hepsinden önemlisi de ülkenin kader seçiminde bunca ayak oyunundan sonra çıkacak muhtemel yenilginin faturasının sadece Kılıçdaroğlu’na ve onun şahsında Alevi toplum kesimine yüklenme olasılığını hem haksızlık olarak görüyorum hem de bunun yaratacağı tartışmanın ülkeye zarar vereceğini düşünüyorum.
İşte sıraladığım tüm bu gerekçelere dayanarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını yanlış ve riskli buluyorum.
Bütün bunlara rağmen, yani iktidarın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kurduğu oyuna, kimilerinin bile isteye Kılıçdaroğlu’na hata yaptırma çabasına rağmen işin rengi değişebilir.
Nasıl mı?
Eğer başta İYİ Parti ve HDP olmak üzere bütün partiler amasız, fakatsız, hiçbir çıkar hesabı ve pazarlığı yapmadan Kemal beyin yanında durup seçim kampanyasında da ortak mitinglerle bu birlikteliği görünür hale getirirse…
Bana göre kimin aday olacağından daha önemli olan bu birlikteliğin sağlanması.
Bu birliktelik güçlü bir şekilde sağlanırsa, Kemal beyin de seçilme ihtimalinin yüksek olacağı kanaatindeyim.
Burada en büyük görev de sorumluluk da İYİ Parti’ye ve lideri Meral Akşener’e düşüyor.
Kanaatime göre bu seçimi muhalefetin kazanıp kazanmayacağı en çok da Akşener’in tavrına bağlı.
İYİ Parti, Kılıçdaroğlu’nu yıpratıcı yaklaşımlardan vazgeçer, HDP’nin Millet İttifakı ile yakınlaşmasını engelleyici tavrını değiştirir, parti çıkarını öncelikli görme anlayışını bir tarafa bırakır ve ortak adayın kazanması için gerçek bir çaba içine girerse bütün tablonun değişeceği kanaatindeyim.
Dediğim gibi esas olan kimin aday olacağından daha çok bu birliktelik duygusu ve bu duygunun yaratacağı heyecan dalgası.
Bu birliktelik sağlandıktan sonra bana göre Kılıçdaroğlu da aday olabilir bir başkası da.
Kılıçdaroğlu’na itiraz etme sebebim, seçime üç ay gibi bir süre kaldığı halde bu birlikteliğin hâlâ sağlanamaması.
Yani ne beşli çetenin yanındayım ne Alevi düşmanıyım ne de dış güçlerin etkilediği biriyim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023