Levent Gültekin
Bu yazıyı bir dertleşme yazısı olarak okuyabilirsiniz.
Kendi iç dünyamda yaşadığım bazı tıkanıklıkları açmak, yapıp ettiklerime bir anlam kazandırmak, bir anlamda kendime bir istikamet belirlemek için dertleşmeye ihtiyacım var.
Belli ki gidişattan endişe duyan pek çok kimse de benzer bir tıkanıklık yaşıyor.
Sorularımı, değerlendirmelerimi sesli düşünme yöntemiyle bu tıkanıklığı aşmaya yönelik bir arayış olarak da görebilirsiniz.
Ülkede her alanda ciddi sorunlar var.
Hepimiz imkanlarımız el verdiği ölçüde bu sorunlara dikkat çekiyor, bugünkü tablonun sorumlusu olarak gördüğümüz iktidarı eleştiriyoruz.
Ekonomideki yıkıma dikkat çekiyoruz, demokrasinin ve hukukun tahrip edildiğine vurgu yapıyoruz, liyakatin olmamasının neden olduğu çürümeden dert yanıyoruz, laikliğin uygulamada devre dışı bırakılmasının doğuracağı sorunlardan endişe duyup, gücümüz yettiğince bunlara vurgu yapmaya çalışıyoruz.
Fakat topluma tam olarak ne öneriyor ya da ne söylüyoruz?
Kişisel kanaatime göre bu soru ülkenin gidişatından endişe duyan, bir çıkış yolu arayan herkesin önünde kaya gibi duruyor.
Çünkü eleştirinin işlevsel olarak aynı zamanda bir öneri de barındırması gerekiyor.
‘Bu kötü‘ dediğimizde doğal olarak başka bir iyinin varlığına da işaret etmiş oluyoruz veyahut olmalıyız.
İşaret edeceğimiz ‘daha iyi‘ yoksa yaptığımız tespitlerin, eleştirilerin, itirazların sızlanmaktan, şikâyet etmekten, karanlık bir kuyuda debelenmekten başka bir anlamı olmuyor.
Seçimlerden sonra ortaya çıkan tablo bize bir kez daha gösterdi ki, ülkede sahici yani ülkeyi mevcut iktidardan daha iyi yönetecek, hatta yönetmeye talip bir muhalefet yok.
Seçimlerden sonraki söz ve eylemlerine baktığımızda kolayca görebiliyoruz ki, mevcut muhalefet iktidardan daha demokrat, daha dürüst değil, liyakati, hukuku iktidardan daha fazla önemsiyor gibi görünmüyorlar ve ülkeyi daha iyi yönetebilecek kabiliyetten de yoksunlar.
Dahası toplumun farklı kesimlerini bir araya getirecek daha kapsayıcı, daha bütünleştirici bir politikaları da yok.
Siyasette tam bir iflas yaşanıyor.
İşte tam da burada, yukarıda bahsettiğim soru geliyor önümüze.
Yani ‘bu iktidar kötü” dediğimizde topluma tam olarak ne önermiş ve ne söylemiş oluyoruz?
Seçimlerden sonra kimi muhaliflerin bile ‘iyi ki de kazanmamışız‘ dediği, muhalefet parti mensuplarının bile kendi partilerine küstüğü, milyonlarca insanın muhalefetten umudunu kestiği bir ortamda iktidara oy veren seçmene tam olarak ne öneriyoruz?
‘Bu muhalefet çok kötü, görünen o ki ülkeyi yönetme kabiliyetleri de yok, demokrasi, hukuk, liyakat, dürüstlük bunların da pek umurunda değil ama siz yine de bu iktidardan kopun‘ demek ne kadar gerçekçi bir talep?
Diyelim ki mevcut iktidara oy veren seçmen yarın sabah bu iktidarı terk etti.
Ne yapacaklar bu durumda?
Nereye gidecekler, kime oy verecekler?
Muhalif seçmenlerin bile lanet ederek oy verdiği partilere mi yönelecekler?
Siyasette tam bir iflas yaşanıyor derken bunu kast ediyorum.
Yani ülkedeki mevcut durumdan çıkışın tek bir anahtarı var o da siyaset.
Fakat anahtar da bozulmuş.
Mevcut muhalif aktörler koltuklarını bırakmadığı için yeni bir anahtarın yapılmasına da fırsat vermiyorlar.
Ne yapacağız bu durumda?
O zaman iktidarı eleştirenler olarak biz tam olarak neyin kavgasını vermiş oluyoruz?
İktidarın yolsuzluklarından şikâyet ediyoruz ama en önemli muhalefet partilerinden birinin lideri yolsuzlukta markalaşmış insanları genel başkan yardımcısı, milletvekili yapmaktan imtina etmeyip, üstelik “partimizde geçmişi temiz birini bulursam genel başkanlığı bırakırım” diyerek bütün partinin kirli olduğunu ilan ediyor.
Bir diğer muhalefet partisinin ise vekil adaylıklarını parayla sattığı iddiaları havada uçuşuyor.
İktidarı, demokrasiyi katletmekle suçluyoruz ama mevcut muhalefet partilerinin kendi partilerindeki demokrasiyi nasıl katlettiklerini izliyoruz.
İktidarın liyakati devre dışı bırakmasından şikâyet ediyoruz ama her gün liyakatin zerresinin mevcut muhalefet partilerinde de olmadığına şahit oluyoruz.
İktidarın laikliği tahrip eden politikalarından şikâyet ediyoruz ama görüyoruz ki, laiklik mevcut muhalefetin de önceliği değil.
Daha da vahim olanı ise mevcut muhalefet ülkeyi yönetmeye hazırlıklı değil.
Bu durumda iktidarı eleştirenler, gidişattan endişe duyanlar olarak biz eleştirilerimizle, itirazlarımızla toplumu özellikle de iktidar seçmenini nereye çağıyor ve toplumdan tam olarak ne yapmasını istiyoruz?
Tekrar edeyim: Bir çıkış, bir öneri barındırmayan her eleştiri sızlanmaktan, debelenmekten başka bir anlam ifade etmiyor.
Eğer muhalifliği yani iktidarı eleştirmeyi profesyonel bir meslek ya da milli spor veyahut can sıkıntısını giderici bir meşguliyet olarak görmüyor, sonuç alıcı bir şeyler yapmak istiyorsak, bu soruların üzerine kafa yormamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Derdimiz gerçekten ülkeyse bana kalırsa bu tabloda asıl yapmamız gereken, çekincelerimizi saklı tutarak mevcut iktidar üzerinde toplumsal baskı uygulayıp yanlış politikalardan vazgeçmesini ve iyiye, doğruya yönelmesini sağlamak ve iyiye yöneldiğinde de buna destek olmak.
Diğer yandan da bütün enerjimizi, dikkatimizi muhalefete yöneltmek ve siyasetteki kilidi açacak yeni bir anahtarın oluşmasını sağlamak.
Aksi takdirde topluma hiçbir şey önermeyen, sızlanan, ağlayan, yakınan ama sahici bir çıkış yolu yaratmayan insanlar olarak bu karanlık kuyuda debelenip duracağız.
‘Önce bu iktidardan kurtulalım da sonra bakarız‘ yaklaşımı hem gerçekçi değil hem de sağlıklı değil.
Kaldı ki bu tür yaklaşımlara toplum da pek prim vermiyor.
Vermediğini son 10 yıldır yaşayarak görüyoruz.
Yazar Âmin Maalouf ülkesini şöyle tarif ediyor: Lübnan, herkesin her şeyden şikâyet ettiği ama kimsenin bir şey yapmadığı insanların ülkesi.
Umarım Lübnan gibi olmayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023