Levent Gültekin
Bu ülke hepimizin.
Bu topraklarda hep birlikte yaşıyoruz.
Hepimizin emeği, alın teri, duası, eserleri, gülüşleri, selamı, sevgisiyle… burada, Türkiye’de bir hayat deveran ediyor.
Devlet, tam da bu hayatın pürüzsüz, problemsiz ve giderek daha iyi, daha doğru, daha güzel sürmesi için vardır.
Bu ülkede, bu devlette hepimizin katkısı vardır.
Bin yıldır burada yaşıyoruz.
Bin yıl boyunca burada yaşamış herkesin ama herkesin…
Malazgirt’ten, Çanakkale’ye, İstanbul’un fethinden Büyük Taarruz’a tüm şehitlerimizin bu ülkede, bu devlette emeği, hakkı vardır.
Tarlayı sürenin, türkü yakanın, madencilerin, doktorların, çocukların, annelerin… Herkesin, hepimizin burada emeği var, hakkı var.
Bilim insanlarının, sanatçıların, yazarların, öğretmenlerin… bu hayatta bir yeri, bu ülkede bir emeği var.
Şu inançtan, bu mezhepten, falan meşrepten, filan yöreden… kim varsa, hepimiz bu toprağın çocuklarıyız.
Bu memleket bizim, bu hayat hepimizin.
Şimdi…
Devlet, millet, memleket… Meclisiyle, yargısıyla, eğitimiyle, ekonomisiyle… her şeyiyle bir kişiye verilsin mi?
16 Nisan’da bunu oylayacağız.
Bir kişiye Malatya kayısısı verirsin, Hereke halısı, Denizli horozu verirsin…
Bir kişiye böbreğini verirsin, kalbini verirsin, saçından bir tutam kesip verirsin, öpücük verirsin…
Bir kişiye mal mülk, makam mevki de verirsin…
Arsa, tarla, arazi verirsin…
Fakat devleti, ülkeyi bir kişiye vermek ne demek?
Bin yıldır bu topraklarda yaşamış herkesin emeğiyle, katkısıyla şekillenmiş bir ülkeyi, devleti bir tek kişiye vermek, olacak iş mi?
Bunun akılla, mantıkla, vicdanla… herhangi bir insani ölçüyle izahı mümkün müdür?
Anayasamız eksiktir, yanlıştır, kötüdür, bozuktur. Doğru.
Yıllardır iyi bir anayasa istiyoruz, o da doğru.
İyi anayasa nedir?
Toplumun tüm kesimlerini içine alan, kimseyi dışarıda bırakmayan bir mutabakat metnidir.
Barışı, özgürlüğü, uzlaşmayı, güveni, güvenliği… temin eden metindir.
“Anayasanın değişmesi gerekiyor madem, öyleyse her şeyi tek adama devredelim” demek… Kötüden betere gitmektir.
O adamı, o insanı sevmek, sevmemek meselesi değil…
Bin yıllık emeği, milyonlarca insanın emeğini, bir kişiye vermek, haksızlıktan öte çılgınlıktır.
Bunu akıl kabul etmez.
Bunu vicdan kabul etmez.
Bu yolla ne barışa, ne özgürlüğe, ne huzura varabiliriz.
Devlet, her şeyden önce ve aslında tamamiyle ‘akıl’ demektir.
Devlet aklını kaybederse, ülke de bereketini kaybeder, millet huzurunu kaybeder.
16 Nisan referandumunun Meclis’ten geçerek önümüze gelmesi, devletin aklında bir sorun olduğunun apaçık kanıtıdır.
Bize sorulan sorular şunlar:
“Ortak aklı kaldıralım mı?”
“Dengeyi yok edelim mi?”
“Kuvvetler ayrılığına son verelim mi?”
“Uzlaşma, barış, istişare, liyakat, adalet… ortadan kalksın mı?”
“Adalet tek bir kişinin insafına terk edilsin mi?”
“Parti devletine dönüşsün mü?”
“Çalışanın, alın teri dökenin, hak edenin değil o parti mensuplarının el üstünde tutulduğu bir ülke olsun mu?”
Bu sorulara “Evet” dememiz için…
Anayasaya aykırı şekilde, yani suç işleyerek propaganda yapılıyor.
Bize sorulan sorulardan biri de şu: “Bu işlediğimiz suçlar, suç olmaktan çıksın mı?”
Ben “Hayır” diyorum.
“Siz, biz, hepimiz bir olalım, eşit olalım” diyorum.
Türkiye bir şirket değil ki yüzde 51 alan söz sahibi olsun.
Burada yalnızca para, kâr, çıkar peşinde koşan…
Devleti birbirinin elinden kapmaya çalışan insanlar olarak yaşayamayız.
‘Millet’ hayatı, toplum hayatı böyle bir şey değildir.
‘Vatan’ bir ticarethane değil.
Türkiye bizim yuvamız.
Hepimizi ilgilendiren bir konuda, olası en geniş tabanlı mutabakata varılması gerekir.
Bir gram, bir milim farkla sağlanan üstünlük, buraya huzur getirmez.
Uzlaşıya, dostluğa, el ele vermeye ihtiyacımız var.
Sorunlarımızın üstesinden ortak akılla gelebiliriz.
Bunun için “Toplumu örtülü ve açık şekilde bölmeyi bırakın” diyorum.
“Bu ülkede, bu devlette herkesin hakkı var, herkese ihtiyaç var, bunu yok saymayın” diyorum.
Eğer insanlarımız ‘Evet’ derse, bu, milletin son sözü olacak.
Çünkü bir daha topluma kimse bir şey sormayacak.
‘Hayır’ dersek, bir umut, Türkiye’yi yaşatma, bu toprakta ağız tadıyla yaşama umudumuz canlı kalacak.
Bu mesele siyaset, parti meselesi değil, ülke meselesi.
Hepimizin huzuru, ağız tadı, çocuklarımızın geleceği meselesi.
Parti çıkarı için veyahut farklı hesaplarla karar veremeyiz.
Ağız tadıyla barış içinde yaşayacağımız bir ülkemiz olmadıktan sonra diğer kazançların ne önemi kalır ki?
Haydi, el ele verelim ‘Hayır’ diyerek ülkemizi hep birlikte herkes için yaşanabilir bir ülke yapma fırsatını yaratalım.
Hepimiz için en iyisini en doğrusunu yapabiliriz.
Şehitlerin mirası, bilgelerin hatırı, annelerin emeği, çocukların istikbali… için ben ‘Hayır’ diyorum.
‘Hayır.’
Son kararım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023