Mahfi Egilmez
Faizi Düşürünce Ne Oldu?
5.02.2020
1099
Faiz, Enflasyonun Nedeni midir Sonucu mudur?
Faizin, yükselen enflasyonun bir sonucu olarak arttığı herhangi bir gözlem yapılmasına gerek kalmayacak kadar açıktır. Ekonomi biliminde para da kiralanabilen bir maldır ve bu kiralamanın bir bedeli vardır. Buna faiz diyoruz. Nasıl ki bir evi ya da arabayı kiraladığınızda kira bedeli öderseniz bir başkasından (ya da bankadan) parayı ödünç aldığınızda da faizini ödersiniz. Ekonomide enflasyon yükseliyorsa kiralar artar, doğal olarak faiz de yükselir.
Ne var ki enflasyonla faiz arasındaki ilişki her zaman bu kadar net görülemez. Eğer işin en başına gidip oradan incelemeye başlamazsanız faizin neden enflasyonun sonuç olduğunu düşündürecek bazı gözlemler yapar ve yanlış sonuca varırsınız. Çünkü enflasyondaki yükselişle başlayan faiz artışı bir süre sonra maliyetleri artırarak enflasyon artışına da neden olmaya başlar. Bir başka ifadeyle neden – sonuç ilişkileri karışır. Biz buna ‘kısır döngü oluşturan nedensellik ilişkisi’ diyoruz.[*]
Türkiye’de faiz ile enflasyon arasındaki ilişkiyi daha çok kur faktörü belirler. Jeopolitik nedenlerin etkileri, üretimin ithal girdilere bağımlılığının sonucu olarak ortaya çıkan cari açık, kamu harcamalarının yüksekliğinin neden olduğu bütçe açıkları, siyasal ve sosyal bozulmalar sonucunda doğan ekonomideki risk artışları TL’nin dış değerinin düşmesine yani kurlarda artışa yol açar. Kurlardaki artış ithal girdilerinin pahalanmasına neden olur. Üretimin önemli bir bölümü ithal girdilere bağımlı olduğu için de üretim maliyetleri artar ve sonuçta enflasyon yükselir. Enflasyon yükseldiğinde paranın kiralanma bedeli olan faiz de de tıpkı evlerin ya da arabaların kiralanma bedellerinde olduğu gibi artar.
Enflasyonu Düşürmek İçin Faizi İndirmek Bilimsel Bir Yaklaşım mıdır?
Bir neden – sonuç ilişkisini doğru olarak çözebilmenin yolu sonuçtan değil nedenden giderek çözüm aramaktan geçer. Neden – sonuç ilişkisi içindeki iki değişkenden hangisinin neden olduğunu bulmak için bu ilişkinin nasıl bir ilişki olduğuna bakmak gerekir. Eğer bu ilişki ‘kısır döngü oluşturan nedensellik ilişkisi’ ise o zaman başa gitmek ve ilk etkiyi hangisinin yarattığına bakmak gerekir.
Türkiye örneğinde başa gidersek farklı dönemlerde farklı görünümler çıkar karşımıza. Mesela 2001 krizi öncesinde Türkiye’deki enflasyon çift haneli oranlarda seyreden yüksek bütçe açıklarının neden olduğu bir talep enflasyonuydu. Bunu çözmenin yolu faizi yükselterek zaman kazanmak ve kazanılan zamanda bütçe açıklarına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaktı. Türkiye sadece faizi arttırıp asıl nedenlerin çözümüne girmediği için o dönemlerde sorunu çözemedi. Buna karşılık 1994 yılında olduğu gibi bazen faizi düşürerek enflasyonu düşürme denemesi yaptı ve ekonomiyi çökertti. Son yılların enflasyonunun nedeni TL’nin dış değer kaybı yani kur artışlarının yarattığı maliyet enflasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye, bu yeni dönemde de faizi düşürerek enflasyonu denetim altına almayı denedi ve halen de deniyor.
Kısa Dönem Çoğu Kez Yanıltıcı Sonuçlar Verir
Merkez Bankası, çeşitli baskılar altında politika faizini düşürmeye başladı. O zaman ‘enflasyonda kalıcı bir düşüş olmadığını, bu düşüşlerin tamamen baz etkisiyle olduğunu’ vurguladık ve ‘faiz düşürmek için enflasyonda kalıcı düşüşün görülmesi gerektiğini’ belirttik. Ama Merkez Bankası faizi hızla düşürmeye devam etti.
Sonuçta enflasyon dediğimiz gibi baz etkisiyle ilk aylarda düşüşe geçti. Merkez Bankası, baz etkisine bakmaksızın faizi hızla indirmeye devam etti. Baz etkisi sona erince enflasyon yeniden yükselişe yöneldi. Ve Türkiye, bir kez daha faizi düşürerek enflasyonun düşmeyeceği gerçeğiyle yüzleşmiş oldu.
Sonuç Yerine
Bu yazıdan bir tek sonuç çıkar: ‘Hatadan daha kötüsü hatada ısrar etmektir.’
[*] Kısır döngü oluşturan neden – sonuç ilişkisinde başlangıçta bir neden olmakla birlikte zaman geçtikçe sonuç da neden olmaya başlar ve hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu karışır. İşsizlikte artış başlarsa bu, ekonomik büyümenin gerilemesine o da GSYH düşüşüne yol açar. Diyelim ki ilk aşamada bir nedenle işsizlik artmış ve bu talep azalmasına yol açmış olsun (işsiz sayısı artacağı için gelirler azalacak ve sonuçta toplam talep düşecektir.) Bu durumda büyüme de düşecek ve dolayısıyla GSYH gerileyecek demektir. Büyümenin düşmesi ekonomik aktivitenin azalmasına ve dolayısıyla yeni bir işsizlik artışı dalgası ortaya çıkmasına yol açacaktır. Bu bir süre bu şekilde devam ederse işsizlik artışının mı büyüme düşüşüne yoksa büyüme düşüşünün mü işsizlik artışına yol açtığı ayırt edilemez hale gelebilir. Burada artık hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu karışmış, neden sonucu, sonuç ta yeni bir neden haline dönüşerek nedeni tetiklemeye başlamış olur. Bu yüzden buna ‘kısır döngü oluşturan neden – sonuç ilişkisi’ diyoruz. (Dr. Mahfi Eğilmez, Ekonomide Analiz, Remzi Kitabevi, http://www.remzi.com.tr/kitap/ekonomide-analiz)
Yazarlar
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
6.02.2026
26.01.2026
21.01.2026
5.01.2026
2.01.2026
12.12.2025
9.12.2025
8.12.2025
2.12.2025