Markar ESAYAN
PKK’nın kurucu kadrolarında yer alan Ali Haydar Kaytan, geçenlerde özetle şu anlama gelecek bir cümle kuruyordu: “PKK’nın kuruluş ve işleyiş zihniyetini bilmiyorlar. PKK bir önderlik hareketidir. Öcalan çekil derse çekilir. Önderlik ne derse o olur.”
PKK’nın savaştırılması üzerinden kendisine göre menfaati olanların, hükümetle sadece demokratikleşme zemini üzerinden barışa evet demesine duydukları öfke ile Öcalan’a yönelik bir itibarsızlaştırma kampanyasında oldukları gözleniyor. Öcalan’ı hedef almaları, Ali Haydar Kaytan’ın ifade ettiği örgüt yapısını anlamamalarından mı, yoksa yapacak fazla bir şey kalmadığından mı kaynaklanıyor bilinmez; ancak “kötü” haberi vereyim: “Öcalan PKK’ya çekilin ve silahlı mücadeleye son verin” dedi, örgüt buna “tamam” dedi, nokta. Bunun silahla mı silahsız mı, yasayla mı yasasız mı olacağı, sadece teknik meseleler. Bu hususların kendi içindeki önemini yadsımıyorum. Söylemek istediğim şu; bu savaş bitti. Aksamalar, gecikmeler, provokasyonlar olsa bile, bu artık geri döndürülemez bir süreç. Tekrar edeyim, bu savaş bitti. Taraflar anlaştı... Taraflar anlaştı, çünkü savaş paradigmasını zihinlerinde mahkûm ettiler. Bu savaş bitti, çünkü bu savaş ekonomik, konjonktürel, varsa vicdani ve ahlaki ömrünü tamamladı. Bu üç kelimeyi hazmetmeli artık.
PKK’ya ne verildi, hükümet bunun karşılığında ne aldı, Öcalan’ın İmralı şartları nasıl değişecek gibi sorular tabii ki kamuoyunu etkilemeye yönelik. Yani öyle kötücül bir pazarlık olmalı ki, karşılığında üç aydır hiçbir insanın ölmemiş olması, bundan sonra da gençlerimizin ölmeyecek olması, bu kötücül pazarlığın yanında ehemmiyetini kaybetsin. Hani şu, “ülke şeriatla bin yıl geri gideceğine, darbe ile 10 yıl kaybetsin” mantığı. Peki, bu kuşkularımızı nasıl giderebiliriz? Öneri? Çare? O da yok.
Yazının haber kısmı
Örgüt sınır dışına çıkmak üzere. 1 mayısta çekilme başlayacak. Örgüt çekilmenin başladığını resmen ilan edecek. 15 hazirana yetişmese bile, en geç 15 ağustosta çekilme tamamlanacak. Çekilme geceleri yapılacak. Güzergâhlar belli. Size son bir haber daha: Örgütün sınır içindeki üst ve değerli kadroları, bir aydır ülkeyi terk etmiş durumda. Eylül gibi, yani çekilme ve silah bırakma tamamlandığında toplanacak Kongre ile, bu durum örgütün tüm kesimlerine ortaklaştırılacak, tescillenecek. Bu tarihe kadar, Esed’le savaş pozisyonuna geçen Kürtlerin Suriye’deki durumu da netleşmek üzere olacak.
Belli ki, “AKP’ye karşı savaşan” PKK’nın silahı bırakması ve anti-siyasetten, siyasete dönen bir BDP, bu kesimler için kullanım ömrünü tamamlamış gözüküyor. Kürtlerin öldüğü müddetçe değerli görülmeleri ne hazin. Peki ya Kürtlerin barışı sağlayan bir duruşu inşa etmekte böylesi bir mahareti göstermelerinin aşağılanması? Aslında yıllardır hepimizin çözüm olarak işaret ettiği, demokratik bir ülkede eşit ve özgür yaşama konseptinin, taraflar bunda anlaştığı anda kötücül bir tuzağa terfi etmesi, barışın arkasında pazarlıklar aranması da çok hazin değil mi?
Muhalif aydının kutsal paradoksu
Devlet kötüdür, öyleyse devletin sahibi olduğu kudret, iyi bir amaç için de kullanılamaz. Devletin ışığına kanan aydın yandaş veya aptaldır. Hele âkil hiç değildir. Hükümet barış için adım atıyorsa, daha büyük bir savaşı başlatmak üzere bizi kandırıyordur. Yani Etyen Mahçupyan’ın dediği gibi, “demokrasi olmadan Kürt sorunu çözülemez, ama Kürt sorunu çözülmeden de demokrasi olamaz” paradoksu. Muhalif demokrat olmak için de, kötücül devlet ve bizim demokrat duruşumuz zaman ve koşullardan bağımsız olarak sabit olmalıdır. Buralarda bir değişim emaresi görülüyorsa, bundan kuşku duyularak bu sabitlik korunur. Ama toplum “hayır ölmeyeceğim, bu barışa bir şans vereceğim” dediği zaman her daim muhalif ve steril aydınımız yalnız kalır, melankoliye düşer, safları sıklaştırır, diğerlerine, “barışa kurban ettikleri Ceylan’ları, Uludere’leri işaret eder. Gerçek sorumlular bulunmaz, ülkede nükleer santraller kurulurken, nasıl olur da bunun barış olduğuna ikna olurlar? Hani, “barış da olsun, Ceylan ve Uludere’nin hesabını da soralım” pozisyonu yeteri kadar muhalif değildir.
Ne diyorum biliyor musunuz? Bazıları için savaş hiç bitmeyecek.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019