Markar ESAYAN
CHP ve MHP nihayet çatı adayı konusunda bir mutabakata vardı. İslam İşbirliği Teşkilatı eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu 10 Ağustos'ta AK Parti'nin adayına karşı yarışacak. O aday da muhtemelen Başbakan Erdoğan olacak gibi gözüküyor. Her iki cephede ve tabii ki BDP-HDP'nin göstereceği adayda da sürprizlere açık olmak lazım.
Seçimlerin normal bir atmosferde, siyasete müdahalelerin olmadığı bir ortamda gerçekleşebilmesi temel öncelik olmalıdır.
Ama demokrasimiz inşa sürecinde olduğu için böyle bir şansımız pek yok. O yüzden temelde bir darbe sürecinin yaşandığını bilerek 'mış' gibi yapacağız. Çatı adayına şahsından bağımsız olarak sürecin gayrıahlaki kimyası nedeniyle saygı duyulmasa da saygı göstermenin adab-ı muaşerret dışındaki işlevi bu. Olağanüstülüklerin oluşmasına katkıda bulunmamak...
Tam da bu nedenle azami derecede ciddiyet şart...
Baronların muhalefet partileri üzerindeki mühendislikleri ne olursa olsun, paralel yapının bu ittifaktaki yeri ve tüm belaltı vuruşlar, sivil siyaset galebe çaldığı ve sandık son sözü söylediği müddetçe paradoksal şekilde demokrasinin inşaasına bir 'aşı' etkisinde bulunur. O nedenle İhsanoğlu'nun siyasetin ölçülerinin sınırlarının dışında (durum buna cevaz verse dahi) yıpratılması murad edilen olağanüstülüklere hizmet eder.
17-25 Aralık müdahalesi (yolsuzluk iddialarının tümü doğru olsa dahi) bir komplo ve sivil siyasete darbeydi. Bu müdahale, üç kritik seçimle bağımsızlık yolunda bitirici hamlelerin yapılacağı ikinci bir 10 yılın engellenmesi ve AK Parti'yi Erdoğan'dan kopararak partinin devşirilmesi için yapıldı. Aslında 30 Mart ve Çankaya seçimlerinde böyle hallere düşülmesini yeni vesayet ittifakı da planlamamıştı. Yargı görünümlü, medya destekli bir oldubittiyle Erdoğan 'aradan çekilecek', gerçek muhalif basın ve kalemler susturulacak, halka hissettirilmeden ülke postmodern vesayet dönemine adapte edilecekti. Halkın rahatsız edilmemesi, ikinci bir 28 Şubat görüntüsü verilmemesi için AK Parti ayıklanarak 'iktidarda' kalmalıydı.
Kötücül, ama üzerinde belli ki uzun süre oya gibi çalışılmış mükemmel bir plandı bu...
Batı'nın buna münasip kesiminden destek gelecek, Mursi'nin devrildiği günün hemen ertesinde benzin kuyruklarının, bürokrasinin provokasyonlarının bıçakla kesilmiş olmasında olduğu gibi, Türkiye yine gözde bir demokrasi olarak övülecekti. Suni olarak körüklenen kutuplaşma ve azgınlığın aniden sona ermesi ile bunun müsebbinin gerçekten Erdoğan olduğuna inanılacak, gidişi kabul edilebilir bulunacaktı. Tabii bir de buna tüm medyayı kontrol eden yapının iftira bombardımanının bir süre daha devam edeceğini ve toplum üzerindeki etkisini ekleyin...
Olaylar böyle geliştiğinde, ne Mustafa Sarıgül'ün İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı, ne de dün bugün olduğu gibi Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Çankaya adaylığı bu kadar ti'ye alınacaktı. Hatta ehven-i şer olarak desteklenecekti. Çünkü planın aklı, mütedeyyin tabanı karşısına almadan bir mühendislik öngörmüştü. İhsanoğlu modeli üzerinde çok önceden karar kılındığı iddiaları bu manada anlamlıdır.
Şunu da ilave edelim: ne üniversitelerden, ne de Meclis'ten başörtülü kadınlar kovulacaktı. Çözüm Süreci, dış politika ve ekonomi yönetimi dışında bir şeye dokunulmayacaktı. Mesela Lice provokasyonu ile çatışma yeniden başlayacak, Türkiye dış siyasetinde eski edilgen pozisyonuna dönecek, ekonomi de tedrici biçimde faiz lobisine teslim edilecekti.
Tüm bu hamleler bildiğiniz kalemler tarafından meşrulaştırılacak, Erdoğan döneminin aşırılıklarının iyileştirilmesi olarak pazarlanacak, bu hamleler AB ve Batı basını tarafından yere göre sığdırılamayacak ve belki bir yüzyıl daha sürmesi beklenen, bu sefer sadece çağın gereklerine göre modifiye edilmiş yüzyıllık kölelik süreci başlatılmak istenecekti.
Plan buydu...
Sykes-Picot 2.0...
Bu plan, Erdoğan'ın ailesi, büyük şirketler ve medyaya yönelik 25 Aralık operasyonunun 17 Aralık'taki hamlede yapılamamış olması nedeniyle ilk darbesini aldı. Aradaki bir haftalık süre, belki Türkiye'nin bir yüzyılını ve sayısız insanın hayatını kurtardı. Erdoğan liderliği ve halkın firaseti oyunun deşifre edilmesini sağladı. 30 Mart Türkiye'nin en hayati seçimiydi.
Yani sizler bu nedenle çatı adayının açıklandığı gün o kadar rahat espri yapabildiniz. Çatı adayı, seçimi 30 Mart'ta kaybetmişti. Ve sizler de bunun farkındaydınız, rahatlamıştınız.
Ancak rakibi küçümsemek gaflet doğurur. Sadece yerel olmayan, bugün Irak'ta yaşananları gerçekleştiren, merkez sahası Türkiye ve Ortadoğu olan bir ölümcül mücadelenin içindeyiz. Eminim farkındasınızdır, yüzyıllık bir parantez kapanıyor ve yeni parantezin nasıl olacağının kavgası yaşanıyor şu günlerde. Sadece şu iki seçimde değil, hiçbir zaman gevşemek doğru değil.
Mısır ve Türkiye'de son iki yıldır yaşananlar yeni yüzyılda vesayeti modifiye ve estetize ederek tahkim etmenin hamleleriydi. Burada artık devletlerden değil, çok karmaşık güç ittifaklarından bahsedebiliriz. Erdoğan'ın hedef olması, onun durduğu yerin doğruluğundan kaynaklanıyor. Gerisi bir algı operasyonudur.
21. yüzyılın paradigması çatışma mı, yoksa gelirin daha adil paylaşıldığı, daha insan merkezli bir barış zihniyeti üzerinde mi kurulacak?
Bölgesel savaşların sürmesi ile güçlerini koruyacak silah ve petrol tröstleri ile onların neo-conlar gibi siyasi tezahürleri mi, yoksa bilişim, hizmet ve tarım sektörleri gibi küresel barışa ihtiyacı olan ittifaklar ve Türkiye gibi yükselişini istikrarda arayan yeni ağırlık merkezleri mi galebe çalacak?
Sisi ve İhsanoğlu'nun ima ettiği üzere dişleri sökülmüş, uzaktan yönetilen mühendislik ürünü uydu İslam devletleri mi, örneğini sadece Erdoğan liderliğindeki Türkiye'de gördüğümüz özgün ve bağımsız milli devletlerin doğuşuna mı tanık olacağız?
Kritik sorular bunlardır ve dünya bu soruların cevabı için Türkiye'yi izlemektedir.
Ciddiyet talebinin gerekçesi de budur. 17-25 projesi yara almıştır, ama kalanı ile uygulanmaya devam etmektedir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019