Markar ESAYAN
Tarih 21.04.2014...
17/25 Aralık’ın cevval gazetesi Radikal’deki bir yazıya gidelim.
“Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına adaylığı, ülke için birçok yanlışın, düzeltilemeyecek kötülüklerin başlangıcıdır. (...) Türkiye bu denemenin yapılacağı kadar ilkel bir ülke değildir; halkımız bu üç görevin birleştirilmesine izin vermeyecektir. (...) Halk bu yetki gaspını önleyecektir, şimdi önleyemezse, 2015 baharında veya hemen ertesinde, çok acı biçimde cezalandıracaktır.”
CNNTürk’te Cüneyt Özdemir’e yazı teyit edilir: “Erdoğan’ın amacı Cumhurbaşkanı olup, Başbakanlık ve AK Parti Genel Başkanlığı'nı da bir arada götürmek. Ama bu anayasal yetkilerin gaspıdır. Millet böyle bir anayasa ihlalini cezasız bırakmaz. Başbakan Erdoğan en geç bir iki sene içinde bunun bedelini çok ağır öder. İnşallah oyla gider. Bu da iyi bir şeydir. Oy alamaması ve düşmesi... Yoksa sokak olaylarıyla düşer.”
***
Tarih 29.04.2014...
Bir diğer yazı aynı günlerde T24 sitesinde “İç savaşın kanlı cehenneminden geçmeden...” başlığıyla yayımlanır.
“Bugünkü yapıyla, iktidarda ister laik kemalistler ister İslamcı kemalistler olsun, bu toplum varlığını dağılmadan, bir iç savaşın kanlı cehenneminden geçmeden sürdürebilir mi? Sürdüremezse, yaşayabilmek için nasıl bir refleks göstermeli?”
***
Günler, aylar geçer... Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olur. Anayasa’ya göre sistem ve sandık işler. Parti, tüm senaryoların aksine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu “tereyağdan kıl çeker gibi” genel başkan seçer. Henüz iki ay dolmuştur ki, 6-8 Ekim ayaklanması yaşanır. 2013’ün yazından beri, önce El Kaide, sonra da IŞİD üzerinden bölgeye öfke yüklemesi yapılmaktadır. Bu, Kobani üzerinden oluşan yeni durumla enfekte edilen Kandil’in hükümete bir gözdağı değil, doğrudan bir iç savaş başlatma girişimidir. Öcalan otobüse önce biner, sonra hemen iner, bunun aslında Kandil’in kendisinden rol çalma girişimi olduğunu görür.
Gezi olmaz, 17/25 Aralık tutmaz, 6-8 Ekim de öyle...
Üç turlu hayati seçimlerin iki dönemeci mühendisliklere cevaz vermeden geçilir.
***
Şimdi sıra son turda, 7 Haziran seçimlerinde...
Hürriyet’ten bir yazar “Kemal Bey, Devlet Bey, Selahattin Bey” diye seslenir, Erdoğan’ın Anayasa'ya aykırı davrandığını ifade eder, yeni duruma dikkati çeker.
“Bu yepyeni duruma karşı... Çok radikal, çok sarsıcı, çok oyun bozucu, çok birleştirici, çok farklı, çok ezber bozucu, çok bütünleştirici, çok geriletici, çok değişik şeyler yapmalısınız” der.
Kemal Kılıçdaroğlu o çağrıyı duymuşçasına 3 Ocak günü “Yeni” durumun tesbitini yapar, çareyi baştan beri uygulanmaya çalışılan reçeteye göre açıklar.
“O nedenle söylüyorum işadamına, işçiye, çiftçiye, hak arayan kim varsa, hepimiz oturup yeniden düşünmek, karar vermek zorundayız. Yeniden bir ulusal kurtuluş savaşını başlatmak zorundayız. Biz ulusal Kurtuluş Savaşı’nı verirken, hiçbir zaman ne inanç ne kimlik ne başka bir ayrım yaptık. Bu topraklarda yaşıyorsak, çocuklarımıza karşı görevlerimiz vardır. (...) Bu süreç biraz daha hızlanarak giderse, halkın direnme hakkı ortaya çıkacaktır” ifadesini kullandı.
Ertesi gün New York Times’da, sanki metinler birlikte kaleme alınmış gibi, devrik devlet başkanı yetkisiyle konuşan “münzevi” şahıs, “seçimle gelen lideri gönderme” çağrısı yapar.
“Geçmişte Türk insanı seçimle gelip de demokratik yoldan sapan idarecileri reddetti. Umarım, ülkemizin geleceğini muhafaza adına vatandaşlarımız hukukî ve demokratik haklarını bir kez daha kullanacaklardır.”
Yüzde elli oya dayanmış bir partiye yönelik nasıl bir reddetme söz konusu olabilir ki?
Anayasa ihlali iddiaları, Kandil’e devlet vaadi üzerinden ittifak davetleri ve direnme hakkı çağrıları...
Aynı tornadan çıkmış söylemler... Ortak akıl ürünü öneriler... İçsavaşa varan tehditler, demokrasi ambalajına giydirilmiş benzer söylemler bütünü...
Dikkat çekici değil mi?
İsimler zikredilmedi, sistemin nasıl işlediğinin görülmesi açısından bu alıntılar rast gele yapıldı. İsimler, yazılar, türdeşlikler sonsuz kez çoğaltılabilir. İster ahmaklık, ister Erdoğan nefreti, ister egemenlik kavgasının iç/dış lobileri olarak, istismar ettikleri demokratik kuralların, siyasetin dışında, aynı yerde toplaşıyorlar.
Özetle, “Türkiye’yi size yedirmeyiz” diyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019