Markar ESAYAN
Bedelli askerlik ve vicdani ret tartışmaları bir hengâmede geldi geçti. İşin özü, yani TSK’nın ideolojik, hantal yapısı ve profesyonel askerliğe geçişi tam manasıyla tartışamadan bedellinin koşullarına kilitlendik. Hâlbuki profesyonel askerliğe tuzaklara düşmeden geçebilmek Türkiye’nin demokrasisinin sağlam bir zemine oturması için belki de en önemli zorunluluklardan birisi.
Öncellikle, bedelli askerliğe de vicdani ret hakkına da sonuna kadar tarafım ve destekliyorum. Ama her iki konu da TSK’nın bugünkü yapısının ürettiği iki sonuç, neden değil.
Bedelli işinde ise dağ fare doğuracak gibi. Yaş sınırı da, ücret de çok yüksek. “Hangi Başbakan” başlıklı yazımda bedelli açıklamasını Başbakan Erdoğan’ın yapacak olmasından ötürü bir sürpriz beklenebileceğini, bunun da yaş haddinin –mesela– 28’e çekilmesi olabileceği tahminini yapmıştım. Başbakan sürprizi 21 günlük temel eğitimi kaldırmakta, yani en “masrafsız” olanında yaptı, asıl sürpriz ise bedelde oldu ve 30 bin lira gibi yüksek bir rakam bugün yarın kesinleşmek üzere.
Bunda Genelkurmay’ın etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu şekilde 450 bin kişilik potansiyel bedellilerin maksimum yüzde 15’i bu imkândan ancak faydalanacak; onlar adına sevinmekle birlikte, bir milyonu aşkın tecilli, yoklama kaçağı ve bakaya kalmış erkek vatandaşın derdine deva olamayacak bu uygulama. Zaten bunun palyatif bir çözüm olduğu, bu yığılmaların bu şekilde çözülemeyeceği de ortada. Vicdani ret konusunda da, hükümetten bir ileri bir geri açıklamalar geldi. Ama Başbakan’ın açıklamasını muteber bulmak durumundayız ki, ona göre ordu bir peygamber ocağı ve her Türk asker doğuyor ve bunu tartışmak gereksiz.
Birinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da yüzde bir olan asker kaçağı oranı Osmanlı’da yüzde 20’ydi. Kurtuluş Savaşı’nda ise askerden kaçtığı için yakalanabilen 40 bin kişiden 1054 tanesi idam edilmişti. Yani her Türk manav, tornacı doğmadığı gibi asker de doğmuyor, ordu da peygamber ocağı değil, askerlik bir meslek, bu hamasete gerek yok artık. İnsanlar her zaman iyi yaşamaya ve pisipisine ölmemeye gayret ediyor. Bunun vatanını sevmemekle de ilgisi yok. Bir yerde adaletsizlik, akla aykırılık varsa onu ulvi değerlerle nereye kadar kamufle edebilirsiniz ki!
Dikkatlerden kaçmış mıdır bilmem, tam bu süreçte Genelkurmay’dan iki hamle geldi. 22 kasımda Genelkurmay TSK’nın mevcudunu detaylarıyla açıkladı. Birkaç gün evvel ise Genelkurmay Başkanı Necdet Özel CNN Türk’ün yazılı sorularına yazılı bir cevap verdi ve bence bu yazılıda da çaktı. Metinde profesyonel askerlik konusunda ince ayarlı mesajlar vardı.
Sayın Özel, “Biz zaten profesyonelleşiyoruz, panik yok” diye özetlenebilecek açıklamasında TSK’nın 2000 yılında yüzde 20 olan uzman sayısı oranının, bugün TSK mevcudunun yüzde 35’ine vardığını söylüyordu. Yani ordunun profesyonelleşmekten anladığı, 720 bin kişilik yapısının peyderpey tamamen maaşlı uzmanlardan oluşturmak ve bunu kendi bünyesinde gerçekleştirmek. Karadeliği böyle büyütecekler yani.
Bu vahim bir hata ve büyük bir tuzak...
Türkiye dünyanın en “büyük” altıncı ordusuna sahip. 465 bin vatandaşı silâhaltında tutuyor ama bunların çoğu ya patates soyuyor, ya çim yoluyor, ya da PKK ile savaşta yetersiz eğitim yüzünden şehit oluyor. Geri kalan 250 bin kişinin 50 bini bu 465 bin askerin kırtasiye ve ayak işleri ile uğraşan memur ve işçiler. Geriye 200 bin kişilik general, amiral, subay, astsubay ve uzmanlar kalıyor. Dünyanın “barış konseptindeki” tek ordusu TSK. Hâlbuki, eğer rejimi koruma kollama gibi bir amacınız yoksa, savaş durumuna hazır olmayan bir orduyu neden beslersiniz ki!
Profesyonel orduya geçişi TSK’ya bırakmak hükümetin yapabileceği en büyük hata olur. TSK’nın rejim bekçiliğini kurumun merkezine oturtan ideolojik yapısını söküp almak neredeyse imkânsız. Bu her zaman Kemalizm ve vesayet üretecek. Bknz. General Mustafa Bakıcı’nın Belarus’a Kaçırılması Destanı...
NATO ülkeleri, Soğuk Savaş sonrası ordularını reforma tabi tutarken bunu bağımsız karargâhlar üzerinden yaptı. Özellikle Almanya bunda başarılı oldu. Türkiye için de 100 bin kişilik çağın gerekliliklerine uygun, sadece mesleğini iyi yapmakla ilgili, modern teçhizatlı, hareket kabiliyeti yüksek hava ve deniz ağırlıklı bir ordu kurması, bunu da ayrı bir karargâh üzerinden hükümetin koordine etmesi tek doğru çözüm.
AK Parti ve Sayın Erdoğan’ın, tüm alternatifsizlik ve iktidar yalnızlığında her şeyi zamana yayarak yapma eğiliminde olduğunu görsek de, partisini asıl iktidarda tutanın ekonomideki başarısı olduğunu, 2012 ve sonrasının Türkiye için çok daha zor geçebileceğini hatırlatmak isterim. Ekonomik başarı olmadığında hiçbir siyasi reformla halkı ikna edemiyorsunuz, maalesef bu böyle.
Sayın Erdoğan’ın benden daha zeki ve uzak görüşlü olduğunu umuyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019