Markar ESAYAN
Referandumda hükümet sisteminde yapılan reform ile Türkiye yepyeni bir sürecin önünü açtı. CHP’nin kendi başarısızlığını örtmek için ortalığı karıştırmaya çalışmasının bu tarihsel gelişimin önüne geçebilmesi mümkün değil.
Süreçte hep bilgisayar örneğini vermiştim. Hükümet sistemi devletin işletim sistemidir. Bir bilgisayarın istenen hizmeti üretebilmesi için iyi çalışan bir işletim sistemine sahip olması gerektiği gibi, devletin de iyi bir hükümet sistemine sahip olması hayati sonuçlar üretir. Eğer hükümet (işletim) sisteminde virüs varsa, eskiyse, virüsler, atalet ve vesayete açık kapılar içeriyorsa, devlet de düzgün çalışamaz.
Aslında yapılan bu eski, hantal, virüsle dolu sisteme “milletin antivirüs programını” yüklemekti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin anlamı budur.
Konuyu bu boyutta tartışmak çok daha faydalı olabilecekken, müesses nizam ile özdeşleşenler ölümüne bir engelleme histerisine kapıldılar. Aynı eğilim bazı Avrupa ülkelerinde de görüldü. Söylem ve yöntemler örtüştü. Bunun nedeni Türkiye’nin daha iyi yönetilecek ve tarihe geri dönecek olmasındandı.
Rakip devletler için bu tavır anlaşılır bulunabilir. İçeride de bu değişimi engellemeye çalışmak meşru bir haktır. Konu bizim açımızdan değerlendirildiği gibi algılanmak zorunda değildir.
Zaten sorun da burada ortaya çıkmıştır. Terör örgütlerinin hayır kampanyasına hiçbir itiraz gelmemiş, Avrupa’nın kabul edilemez tavırları telin edilmemiştir. Konu normal mecrasında tutulmak istenmemiş, olağanüstülük yaratma gayreti tüm gayrımeşru çabaları memnuniyetle karşılamıştır.
Bununla da kalınmamış, milletin karar vereceği ve temelinde teknik bir mesele olan hükümet sistemine dönük değişim çabaları “kan” söylemiyle karşılaşmıştır. “Oyların sayılmayıp tartılacağı”, “Kan dökmeden bu değişimin mümkün olmayacağı”, insanları sokağa dökme çabaları demokratik bir mücadeleyi rayından çıkartma arzusuyla çevrelenmiştir.
Oysa muhalefet tüm bu gayrımeşru söylem, müdahale ve terör örgütleriyle arasına mesafe koymaya çalışıp kendi itirazını vatandaşa anlatmaya çalışsaydı, daha işitilebilir olurdu. PKK’ya “Sen kim oluyorsun” denebilse, Avrupa’dan gelen müdahale girişimlerine milli ve yerli bir tavır konabilse, ülkeye karşı oluşan tehditlerde hükümet ile dayanışma gösterilebilse, muhalefet çok daha saygın bir pozisyon elde etmiş olurdu. Ama her şeyden önce asli görevini yapmış olurdu.
Milli politika ile parti politikasının çelişmesi düşünülemez olmalıydı. Ama uzun zamandan beri, herhangi siyasi bir mücadelede dahi alınan pozisyonlar ülkeyi ateşe atmayı göze alacak bir savrulma içerisinde. Bu kabul edilemez bir durumdur.
CHP’nin başını çektiği muhalefetin “sınırlarını” kaybettiğini üzülerek görüyoruz. Siyaset ile ülke menfaatleri birbirine karşı konumlanamaz. Çünkü bu tüm ülke vatandaşlarının zararına sonuçlar üretir. Yönetim değişsin diye ülkeyi ateşe atacak bir düşkünlük muhalefet etmek olmaz. Şiddete kapı aralamak siyaset değildir.
Anayasaya göre YSK’nın kararları kesin olduğu halde, meşru itiraz sınırlarını aşarak konuyu ilgisiz kurumlara götürmek, sokağa davetiye çıkarmak, hatta AİHM’e başvurmayı düşünmek de muhalefet yapmak olmaz, onu kendi kitlesiyle birlikte marjinalleştirmeye yarar.
Kutuplaşmayı üreten de asıl olarak bu yıkıcı, faydasız tavırdır. CHP’nin ülkeye verdiği en büyük zarar, gayrı-siyasi yöntem ve anlayışları siyaset alanına taşıyıp bunları normalleştirmesidir.Anormal olanı normalleştirmek siyasetin reddidir.
Hasılı, yeni sistemde toplumun genelini kucaklamak zorunda olacak siyasi partiler, artık bu kadar başıboş davranamayacak. Birkaç dönem içinde siyasetin ciddi anlamda normalleştiği görülecektir.
Sistemin millete emanet edilmesi sadece siyasi partileri değil, tüm temsil alanlarını sarsacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019