Markar ESAYAN
Kabul etmek gerekir ki, her çağın hegemon devletleri bulunmakta ve bu pozisyon, diğer devletler üzerinde tasarruf kullanma gücü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum, sadece siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik gücün meşru rekabeti olarak tezahür etmemekte, dünya kaynaklarının kontrolünde birçok gayrimeşru ve karanlık yöntemler hep devrede olmaktadır.
Böylelikle, ya kaynak ya da olası rakip olarak görülen hedef ülkeler, kendi gündemlerini belirleyememekte, adeta bir angaryalar fırtınasında sürüklenmektedirler. İçeride birliğin ve istikrarın sağlanamaması, o ülkelerde siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri zayıflık oluşturmakta, toplumsal barış hep tehdit altında kalmaktadır. Bu zayıf dengeler, istendiği anda tetiklenerek bir darbeye, savaşa veya ekonomik huzursuzluğa dönüşebilmektedir.
Sorunlara odaklanamamak, potansiyelleri gerçek hedefe doğru harekete geçirememek, ilan edilmiş olsun veya olmasın, tahakküm altına alınmış olmak demektir. Türkiye, bu kıskaçtan çıkmak için kuruluş döneminde Mustafa Kemal Atatürk, daha sonra Menderes ve Özal ile önemli hamleler yapmış ama nihai anlamda zincirlerini kıramamıştır.
Son 15 yıl bu açıdan, çok daha farklı bir atılım süreci olmuştur. Türkiye, ekonomisini üçe katlarken, her alanda büyük bir diriliş dönemi yaşamış, son olarak da bir tür deli gömleğine dönüşmüş yönetim sisteminde tarihi bir reform yapmıştır.
2013’te, Türkiye tarihinin en görkemli göstergelerine eriştiğinde, ciddi anlamda bir saldırıyla karşı karşıya geldi. Burada Türkiye’nin gerek demokrasi, gerek siyaset, gerekse ekonomik alanlarda başarısız olması değil, bilakis başarılı olması nedeniyle taarruza uğradığını görmek gerekir.
Bu mülahazanın bir siyasi meşreple veya ideolojiyle ilgisi yok. Türkiye ne zaman bir hamle yapsa, hep aynı karanlık müdahalelerle muhatap olmuştur. Aktüel siyasi tartışmalar ile bu tarihsel sabit gerçekliği birbirinden ayırmak kritiktir.
Türkiye, Gezi’den başlayıp 15 Temmuz ile gemi azıya alan süreçte ayakta kaldı, hırpalansa da bayrağı yere düşürmedi. Bu büyük bir fırsatın elde edildiğini gösteriyor. Ancak bu fırsatın nihai başarı için doğru kullanılması adına da çok çalışılması gerekiyor.
***
Bu sadece Cumhurbaşkanı’nın, sadece AK Parti’nin tek başına görevi olamaz. Böyle dönemlerde siyasi fayda, çıkar gözetilemez. Fedakârlıkta, siyaset, bürokrasi ve hiçbir temsil makamı milletin gerisinde kalamaz.
İşte, CHP’ye gönül koymamız da bu nedenle... CHP’nin sadece yıkıcı muhalefetten vazgeçmesi yeterli değildir; aynı zamanda, yükün kendine düşen payını omuzlamak zorundadır.
Artık yeni bir dönem açmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğini güçlendirmek, ortak hedef ve ülkülerde birleşmek, tüm çeşitliliğimizi liyakat esaslı olarak harekete geçirmek zorundayız.
CHP’nin bu noktada önemi büyük… Eksilttiği yer, Türkiye için zaaf oluşturmakta, rakiplere cesaret vermektedir. Bununla birlikte, seçmeninde depresyon yaratmakta, ortak üst kimlikte karadelik oluşturmaktadır.
Esasında CHP’nin siyaseten zayıflığının nedeni de, tarihte aldığı bu yanlış pozisyondur. Türkiye güçlendikçe CHP’nin zayıflıyor olması, denklemde yanlış yerde olmasının bir sonucudur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019