Markar ESAYAN
Alman Şansölyesi Angela Merkel, dün Türkiye hakkında yaptığı değerlendirmede, Gümrük Birliği anlaşmasının genişletilmeyeceğini ve iki ülke arasında zor bir dönem yaşandığını ifade ederek, ek bazı önlemler almak zorunda kaldıklarını ifade ediyordu. Tersi kanıtlanmış olsa da, Alman yatırımcıların zor duruma sokulduğu tezini yineledi. Ancak her şeye rağmen diyaloğa devam etmek durumunda olduklarını ifade etti.
Merkel, yaklaşan seçimler ve yükselen popülizmin de baskısıyla olsa gerek, “her şeye rağmen diyaloğa devam etmeliyiz” cümlesini temellendirmeye çalışıyordu ki, esas mesele orada kurduğu cümlelerdeydi. Şöyle ki:
“Şunu da gözardı edemeyiz. Türkiye sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetten ibaret değil. Neredeyse yüzde 50’si anayasa referandumuna hayır dedi. Onların da bizden beklentisi var. Sert pazarlıklar sürdürmemiz, yanlış uzlaşmaya girmememiz lazım. Biz bizden umutlanan ve bizimle diyalog isteyen bu yüzde 50’ye yanlış sinyal de vermemeliyiz.”
Şimdi bu cümlelere söylem analizi yaptığınızda, öncellikle Merkel’in Türkiye konusuda ciddi bir sıkışıklık içinde olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Yakında gerçekleşecek seçimler öncesinde, karşısında sırtında yumurta küfesi olmayan SDP ve Lideri Schulz ve ırkçı hareketler var. Türkiye, uzun bir süredir bilinçli bir itibarsızlaştırılma kampanyasının hedefi. Erdoğan artık Alman ortaokul çocuklarının bile Alman siyasetçi zannettiği bir yerli fenomen.
Ama öte yandan da, Türkiye ile ilişkiler öyle elinin tersiyle itilecek türden de değil. Bunun ciddi sonuçları olacak ve Türkiye bu sonuçları göğüslemeye son kertede tereddüt etmeyecektir. Açıkçası, Merkel’in, her şeye rağmen, aklı başından gitmiş bir Avrupa’da kötünün iyisi olduğunu söylemek de mümkün. Almanya’daki Türkler ilk kez blok olarak oy verebilecekleri sosyal demokratlardan yoksunlar. Bu açıdan Merkel Türk oyları için ilk kez bu kadar şanslı.
Bu durumda, Merkel hem popülizme karşı Erdoğan/Türkiye karşıtlığından yararlanmak, ama diğer yandan Sosyal Demokratların marjinalleşmesiyle Türklerden gelecek oylara da talip olmak isteyecektir. Bu da ince bir hat üzerinde yürümeyi gerektiriyor. Bu açıklamanın siyasi okuması aşağı yukarı böyle olmaktadır.
Ama öte yandan, açıklamada yüzeye vuran bir itiraf da var. Merkel, sanki Türkiye’nin içinde politika üreten siyasi bir aktör gibi konuşuyor. Hatta bundan da öte, sanki Türkiye’deki siyasetin de üzerindeki bir vesayet odağı imişçesine sözler sarf ediyor. Merkel, Türkiye’nin Erdoğan ve hükümetten ibaret olmadığını, kendilerinden, yani Almanya’dan umutlanan kesimleri de umutsuz bırakmamak gerektiğini söylüyor.
Bunun bir amacı, Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk’ü etkisini, Türkiye’de yaşadığını farz ettiği bir kesimle dengelemek olabilir. Diğeri de, Türkiye ile ilişkilerin kopmasını destekleyenlere karşı kendisine bir hareket alanı bırakma isteğidir. Burada başka argümanlarla bunu söylemeye cesareti ve gücü olmadığı ortada.
Ancak, bu üstenci söylemin sadece güçsüzlükten değil, Avrupa’nın yeni Türkiye’ye olan antipatisinden kaynaklandığı da göze çarpıyor. Türkiye’nin bir aktör olarak ortaya çıkması, kolayca manipüle edilemiyor olması bir problem. İkinci problem, Avrupa’da merkez partilerin Fransa’da olduğu gibi çökmeye başlaması. Üçüncüsü de, Batı’nın o bildik Doğu’ya bakış açısındaki kibir.
Sayın Erdoğan’ın bir Avrupa ülkesindeki seçimden sonra, seçimi kaybedenlere dönük böyle bir mesaj vermesi nasıl karşılanırdı? Bu ikili ilişkilerdeki en temel kuralı çiğnemek ve o ülkenin egemenliğine saygısızlık anlamına gelirdi.
Almanya’nın 2019 seçimlerinden de ümitli olduğu ortaya çıkıyor. Kılıçdaroğlu’nun Focus dergisine verdiği mülakatın içeriği de kampanyanın dış destekli olacağını teyit ediyor.
İttifaklar kurulmuş, sadece arada böyle dile vuruyor. Gözünüzü kapatsanız Merkel mi, Kılıçdaroğlu mu konuşuyor ayırt edemezsiniz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019