Markar ESAYAN
Kişiliğimizi nasıl oluşturduğumuza dair birçok yaklaşım var. Tabii bunun için o ilk ana, doğduğumuz güne dönmek zorunlu görünüyor. O anı hatırlamamız mümkün değil. Ancak, bir de bilinçdışı denen ince bir zara sahibiz. Belki bunu dış çevre ile bilincimiz arasındaki bir yumuşak dokuya benzetmek mümkün. İşte her şey orada verili olarak duruyor. Onu bilinç düzeyine (bizim anladığımız şekilde) çıkartamıyor oluşumuz, doğduğumuz andan itibaren yaşadıklarımızın üzerimizde etkisi olmadığı anlamına gelmiyor.
Doğum anına dair kesin olan şey, doğada dünyaya gözlerini en yetersiz şekilde açan canlı türü olduğumuz. Bir insan yavrusunun, doğduktan sonra kendi başına yaşaması mümkün değil. Bir ceylan veya balina yavrusu için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Dolayısıyla, insan yavrusu için doğum anının bir travma olduğunu söylemek mümkün. Sabit bir ısıda, her türlü ihtiyacının görüldüğü plesenta içinde yaşayan bir bebeğin, soğuk, bilinmez bir dünyaya gelmiş olması bu bakımdan travma özelliği taşıyor.
Bu nedenle anne ve aile olguları da çok önemli bir yere oturuyor. Bir hayvan yavrusunun, ya doğar doğmaz ya da türlerine göre en fazla birkaç ay veya senede anneden koptuğunu, kendi ayakları üzerinde durabildiğini biliyoruz. Ama insan öyle değil.
Aslında, insan türünün hayatı da mecazi manada anne sütünün peşinden koşmakla geçiyor. Onu hayatta tutacak tüm ihtiyaçlar insanı güdüleyen çok güçlü etkiler. Böyle yaşamsal yetersizlikle çok zor bir dünyaya göz açan insanın, bu yetersizlik duygusu ile hep kavgalı olacağı, onu yenmek isteyeceği ortada. Bir de gelecekte bir yerde, varlığı kesin olan ölüm insanı bekliyor. Yani doğmuş ve hayatta kalabilmiş insan için, ölüm tehlikesi hep cari. Bu ikilem, insan karakterini belirlemede en önemli yeri tutuyor.
İşte insanın bu zor ikilemlerle nasıl başa çıkacağı çok kritik bir durumu ifade ediyor. Kadınların bir tür avantajı var; çünkü bu yetersizlik duygusuyla daha barışık doğuyorlar. Doğurma yetisi önemli bir özellik. Erkek ise bu yetersizliğin ortadan kaldırılabileceği yanılgısına kendisini kaptırıyor.
Toplumlar ve devletler de insanlardan müteşekkil olduğuna göre, uygarlığın erkeksi olduğunu söylemek mümkün. Bir yanılgıya adanmış kör mücadelede her şeyin bu kadar sert olmasının nedeni, temelde yatan bu yetersizlik ve kifayetsizlik hissi.
Tabii sadece kadın veya erkek doğmakla otomatik olarak bu kalıba göre davranılacağı sonucu çıkmıyor. Burada genel bir insan travmasının sonuçlarından söz ediliyor ve insan seçimleriyle kendisini yönetme iradesine sahip. İşte bizim sorumluluğumuzun başladığı yer burası. Seçimlerimizden sorumluyuz. Belki de akıl, doğuştaki yetersizliğin zaafını dengeleyecek bir enstrüman olarak bizlere verilmiş.
Bu travma olmasaydı, insanlaşmamız da mümkün olmazdı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019