Markar ESAYAN
2015 yılında kurulan Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları (PODEM) dünyayı, ülkemizi, toplumu ve siyaseti anlamak üzere önemli çalışmalar yapıyor. Bugünlerde biraz, Sabiha Senyücel Gündoğar ve Aybars Görgülü tarafından hazırlanan “15 Temmuz Sonrası Türkiye’de Laik Kesim: Tartışmalar, Duygular ve Beklentiler” raporu üzerinden bu konuya yeniden eğilmek istedim.
Ülkedeki “laik kesimin” Türkiye’nin son dönüşümünde yaşadığı evrim ve sıkıntılar üzerinde ben de sıkça yazıyorum. Bu tanımı tırnak içine almamın nedeni, raporda da belirtildiği gibi, bu kesimin homojen olmaması ve çeşitlilik arz etmesi. Rapordan alıntıyla, kümenin içine Kürtlerin bir kısmının, Alevilerin ciddi çoğunluğunun girmesi söz konusuyken, burada etnik ve geleneksel kimlikler daha belirleyici.
Öte yandan, “laik kesim” tanımı, Türkiye’de yaşayan dindar-muhafazakâr kesimler sanki laik değillermiş gibi bir alt mesaj da vermiş oluyor. Oysa bu da böyle değil. Laikliğin ilk grupta değişime uğrayarak bir yönetim tekelinin ideolojik kaldıracına dönüştüğü söylenebilir. Dindar kesim içinde ise laiklik ile bireysel anlamda sorunları/itirazları bulunanlar olabilirken, devletin bir özelliği olması noktasında konsensüs var. Muhafazakârlar buna “özgürlükçü laiklik” diyorlar. Burada bir problem gözükmüyor. Hatta bu durum, diğer Müslüman ülkelere kıyasla Türkiye için büyük bir uzlaşma noktası. Ancak değerinin henüz tam anlaşılmadığı da ortada.
O zaman, öncelikli olarak bu kavram ve tanımlamalarımızda ciddi bir sorun, özne ile tanım arasında bir özdeşsizlik olduğunu kabullenmek gerekiyor. “Beyaz Türkler”, “laik kesimler” “dindarlar” gibi tanımlamalar artık yeterli değil. Tanım özneye oturmadığında da, bulgular ile bulguların fonksiyonu arasında bir kopukluk oluyor.
Sanırım “laikler” ve “dindarlar” arasında vurgulanmak istenen asıl sınır, daha çok yaşam biçimlerindeki farklılıkları ima ediyor. İnsanların ister Batılı, ister dindar yaşam biçimlerine dâhil olsunlar, yaşam biçimlerinin güvende olmasıyla ilgili hassasiyetleri çok yüksek. Kimse, istediği gibi yaşamasının önünde tehdit/engel olarak dikilen güçlü bir baskı merkeziyle karşılaşmak istemiyor.
Burada aynı hassasiyet her kesimde aynı olduğu için ortak bir çalışma alanı bulmak mümkün olmalı gibi geliyor. Herkes kendi yaşam biçimine hassas olduğuna göre, başkalarına empati yapmaları daha kolay olmalıydı.
Ancak yaşam biçimleri devlet ve iktidarın güvencesinde olduğu için, o devlet ve iktidarın “kimlerin” elinde olduğu bu gündemin ayrılmaz bir parçası oluyor. İşlerin karmaşıklaştığı yer burası. O zaman, kendi yaşam biçimleri adına güvende olmak isteyen kesimler, çoğulcu demokraside anlaşmak yerine, kolay yola yönelerek, iktidarı ele geçirme noktasına yönelebiliyorlar.
Çünkü tarihte bu karmaşık dengeler, iktidar ve paylaşımı mücadelesi içinde sürekli bir devinimdeler. Sanırım hep de öyle olacak. Türkiye de bir istisna değil. Hatta hadisenin oldukça yumuşak seyrettiği bile söylenebilir.
Devam edelim…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019