Markar ESAYAN
Türkiye yüzüncü yılına yaklaşırken, tarihimize şöyle sakince, tepeden bakmayı denediğimizde, yaşanan tüm acı ve zorluklara rağmen işlerin yolunda gittiğini söylemek makul görünüyor. Çok fazla karamsar insanımız olduğunun farkındayım. İktidar partisi mensubu bir şahıs olarak bu tespitime anlaşılır nedenlerden dudak bükenler olacaktır. Her görüş sagıdeğerdir, ama ben aklımdakini yazmaya devam edeyim.
Öncellikle Osmanlı’nın yıkılış şartlarına bakıldığında buradan Türkiye gibi hâlâ büyük ve hâlâ dünyanın düğüm noktasında bir ülke çıkarabilmek muazzam bir başarıdır. Rus Devrimi gibi konjonktürel elverişli şartlar oluşmuştur ama o avantajları kullanmak, ancak millet odaklı bir direnişin ortaya çıkması, kurmay aklın da bu süreci iyi yönetmesi ile mümkün olmuştur.
Bu manada Türkiye’nin ortaya koyduğu kurtuluş pratiği emperyalizme karşı büyük bir zaferdir. Çok zor şartlarda, İstiklal Marşı’nda harika şekilde özetlenen biçimde tam manasıyla yedi düvele karşı verilen varlık mücadelesi kazanılmıştır.
Kuruluş pratiğini kurtuluş sürecinden bağımsız düşünmek, burada yaşanan sorunları kurtuluş sürecine aksettirmemek doğru görünüyor.
Sonrasına bakıldığında, şu veya bu şekilde tek parti diretmesi devam etmemiştir. 1946 seçimlerinde yaşanan tüm sorunlara rağmen 1950’lerde oldukça makul bir demokratik sürece adım atılmıştır. Eğer bu olgunluk kesintiye uğramasa ve darbeler süreci yaşanmasaydı, bugün AB üyesi ve dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisiydik.
Buna rağmen kazanımlar yok değildir, Türkiye yoluna devam etmiştir. Millet kendi iradesine dönük müdahalelere içinden güçlü lider ve partiler çıkararak cevap vermiştir. Tacizlere rağmen sandık ve çok partili sistemden vazgeçilmemiş olması, tüm kısıtlı haliyle bile milletin sisteme etki etmesini sağlamıştır.
Burada Menderes, Demirel, Karaoğlan Ecevit, Erbakan ve Özal gibi liderlerin öne çıktığını görüyoruz. Hepsi de demokrasimize önemli katkılar sağladı ve tabii kendi hatalarını da yaptılar. Bu çok önemli değil; onlar sürekliliği sağlayan seçilmiş liderlerdi.
AK Parti ve Erdoğan dönemi de bu sürekliliğin son halkasıdır. Yukarıda saydığımız liderlerin ideolojisi, meşrebinden bağımsız olarak bu sürekliliğin millet iradesinin kurumsallaşması açısından değerini teslim etmek gerekir. Bu kurumsallaşma inadı, Erdoğan döneminde cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile kalıcı hale gelmiştir.
Hasılı, demokrasiye bağlı hiç kimsenin kendisini sübjektif bir bakışla muzaffer veya yenik hissetmesine gerek yoktur. Bakılması gereken yer, günün sonunda demokrasimizin yaptığı yolculuk, geldiği menzildir. Burada ölçü, yaşanan gelişmelerin millet iradesini güçlendirip güçlendirmediğidir. Millet sosyolojisi devinir, dönüşür. O dönem hangi sosyolojik kesimin liderliği üstlendiği uzun vadede önemini kaybeder, anonimleşir. Diğer türlüsü oluyorsa, orada demokrasiden bir sapma olduğundan bahsetmek daha doğru olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019