Markar ESAYAN
“Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun” diyor Montaigne.
Müzmin mutsuzlar her zaman dikkatimi çekmiştir. Onları kırmadan ve fark ettirmeden hayatım boyunca gözlem altında tuttum. İnsanın, “mutluluk” denen o “boş gösteren”in içini doldurma çabasını hep biricik buldum. Her insanda ayrı bir usul, bir tarz ve şıklık var sanki.
Montaigne doğru söylüyor. İnsanları sizi mutsuz ettikleri için suçlamak beyhude, yanlış seçimler yapmışsan bu senin sorumluluğunda, ama Montaigne’nin sormadığı o soruyu ben sorayım: Neden hep yanlış seçimler yapıyorsun? Hiç düşündün mü? Bu bir rastlantı olabilir mi? Bu durumun sana söylediği bir şey yok mu?
Ya da neden bir seçim yapmıyorsun, neden kaçıyorsun bundan?
Tabelalar hep sizi gösteriyor, sizi aldatanları değil. Ben insanların, hele suçu hep başkalarında bulan müzmin mutsuzların, böyle yaşamayı bilinçli seçtiğini düşünürüm. “Loser” olmak bir tercihtir. Mutlu olmak ise bir karar. Karar verdiğin şeyi olursun ve mutlaka bir kararın vardır. Karar vermemek kadar keskin bir karar ise yoktur hayatta.
Neden sana ihanet edecek, yarı yolda bırakacak ve seni o dingin mutsuzluğa bir daha, biraz daha yuvarlayacak tercihler yapıyorsun? Bunun bir anlamı olduğu kesin. İki seçenek duruyor karşımızda.
Muhtemelen mutluluğu böyle buluyorsun. Senin tarzın da bu. Bence iyisi mi, mutlu olduğunu kabul et. Mutluluğunla barış. Sana kimsenin layık olmadığını düşünerek, emek harcamıyor, her defasında, karşındakinin sana ihanet etmesini de, buna dair yeni bir delil olarak memnuniyetle kabulleniyorsun. Ya da mağdur olmak, olmamaktan daha büyük haz veriyor. Sıradan bir mutluluk yerine trajik sonlar can sıkıntına ve tembelliğine iyi geliyor. Hiçbir itirazım yok. Sadece, başkalarını suçlamaktan vazgeç. Kendini inşa ederken çevrene rahatsızlık verme.
Veya, mutlu olmayı gerçekten istiyorsun, ama çok korkuyorsun bundan. Çirkin ve kötü olduğuna inandırılmışsın. Terk edilmekten, aşağılanmaktan korkuyorsun. Yaşam alanın her gün daralıyor, cepheyi terk ediyorsun. Mutsuzluktan aldığın bir haz yok. Sık sık hastalanman, panikataklar ve kronik depresyonun buna en iyi kanıt. Mutsuzluktan keyif alanlar hastalanmazlar. Diri ve sağlıklıdırlar. Oysa sen hiç iyi değilsin, hâlsiz ve moralsizsin. Ya çok uyuyor, ya hiç uyuyamıyorsun. Ya çok yiyor, ya da hiç yiyemiyorsun. Sık sık, etrafa rezil olmadan, aileni, sana ümit bağlayanları üzmeden ölmek için hızlıca yaşlanmayı düşlüyorsun. Yaşlı insanlar çok dikkatini çekiyor. Onlara, yaşlanabildikleri için saygı duyuyorsun. Hayatın bileğini bükmüş ve gençlerin endişelerine tepeden bakan bu yaşlı insanlar senin için bir kahraman gibi.
Teklifim şu; mutsuzluğunun analizini iyi yap ve kendine karşı dürüstü ol. Biraz buna emek ver. Çünkü mutluluk öyle ahım şahım bir hedef değil. Bir bakış açısı. Mutlu olmak ve olmamak için hayatında sayısız neden var. Niçin onu değil de bunu seçtiğini iyi analiz etmelisin.
Ama bir de hüzün var...
Bunu mutsuzlukla karıştırma. Dünyanın hâli ve adaletsizlikler, insanoğlunun açmazları, içinde eğer varsa iyi bir insan olmak için verdiğin savaş, aldığın üst üste yenilgiler, nadir yaşadığın galibiyetler, seni hüzünlü bir insan yapıyor olabilir. Ama bu yukarıda anlattığım mutsuzluk hâlinden öte bir şeydir, kanımca.
Tabii bunu da, “kendimizin en büyük sahtekârı” olarak bencil gerekçelere dönüştürebiliriz. Somutlaştıralım; Suriye’de ölenler için bir şey yapma arzusu iyidir. Ama bu hâli istismar etmek kötüdür. Suriye’de yaşanan büyük katliamlara karşı duyduğun öfke ve isyan hayırlı bir duygudur. “Ne yapabilirim” diye düşünürken, Esed’e karşı savaşanlara katılmak gibi fanteziler bile kurabilirsin.“Benim elimden ne gelir” diye düşünebilirsin de; “tepki veriyorum, kızıyorum, tweet atıyorum...”
Hayır, senden beklenen devletlerin yap(a)madığı büyük şeyler değil. Hüznün sağlıklıysa, bu acıların seni değiştirmesine izin verirsin. Senin de içinde bir sürü Esedler var çünkü. Kendinden insan çıkarman için, Esedlerini yakalayıp, yüreğinden söküp atmak, sence az bir şey midir? Bunu yapmadan, yaptığın diğer şeylerin bir anlamı olur mu?
Çoğunlukla, başkalarını değiştirmeye eğilimliyiz. Bu beyhudedir. Yetkimiz kendi üzerimizde. Gücümüz ancak kendimize yeter. Eğer dünyanın kötülükleri bizim için acı vericiyse, onun bir parçası olduğumuzu da hatırlamak gerekir. Öyle ki, bizler değişerek bu dünyayı daha yaşanabilir yapabiliriz.
Değişen kişi, dünya ve paradigma değiştirir. Evet siz kimseyi zorla değiştiremezsiniz ama, kendinizde gösterdiğiniz tanıklık, çevrenizdekileri sarsar. İnsanlar siz doğru çekilim hissederler. Mutluluk da tüm sıradanlığı ve doğalığıyla yanı başınızda belirir.
Leibniz’in dediği gibi “Yaşadığımız dünya [macrocosmos], mümkün dünyaların en iyisidir”. O zaman soralım; bir microcosmos olarak, mümkün ben’ler arasında, şu anki ben’imiz nasıl bir ben’dir?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019