Mehmet Ata UÇUM
Hukuk öğretisinde, yürürlükteki kurallara pozitif hukuk deniyor. Anayasa, yasalar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler düzenleyici işlem olarak pozitif hukuku oluşturuyor. Buna göre, pozitif hukukun şeklî tanımı mevcut hukuk düzenidir. Ancak pozitif hukukun esasına ilişkin olarak meşruiyet açısından da tanımlanması gerekiyor. Pozitif hukuk savunucularına göre, devletin koyduğu kurallar, içeriği ve amacı ne olursa olsun hukuka uygun sayılıyor. Bu anlayış, hukukun kaynağını devletin egemenlik yetkisine dayandırıyor. Pozitif hukuk anlayışının saf savunusu, otoriter rejimlerin ürettiği her türlü kuralı hukuka uygun kabul ederek, kanun devletlerini meşru devletler olarak tanımaya neden oluyor. Diğer deyişle, pozitif hukuk yaklaşımı otoriter ve totaliter sistemlerin baskıcı norm üretimine meşruiyet kazandıran bir anlayış içeriyor.
Pozitif hukukun karşısında yer alan yaklaşım, doğal hukuk anlayışı. Doğal hukukun meşruiyet ölçüsü ise adalet. Adalet amacına uygun üretilmiş kurallar, hukuka uygun kabul ediliyor. Doğal hukukta, hukukun meşruiyet ölçüsü olan adalet, aynı zamanda hukukun kaynağı olarak görülüyor. Yani hukuk adaletten doğar ve ondan beslenir.
Demokrasi adı altında örgütlenmiş hukuk sistemleri, genel olarak karma yapılar oluşturuyor. Bu karma yapılar doğal hukuka ne kadar yakınsa o kadar özgürlükçü ve adil sayılıyor. Pozitif hukuka ne kadar yakınsa o kadar baskıcı ve adaletsiz kabul ediliyor.
Ancak pozitif-doğal hukuk karşıtlığı ve gerilimi sorunların çözümü için yetersiz kalıyor. Hele günümüzde çok fazla anlam ifade etmiyor. Çünkü asıl sorun pozitif hukuk - doğal hukuk ayrımı değil, pozitif hukuk - politik hukuk ayrımıdır.
Bir siyasal rejimin sadece norm düzenine sahip olması, o rejimi hukuk düzeni yapmıyor. Norm düzeninin arkasındaki felsefeye göre, ilgili rejime hukuk düzeni yahut kanun düzeni diyoruz. Politik hukuk burada devreye giriyor. Bir norm düzeninin hangi hukuk siyasetine göre şekillendirildiği sorunu, politik hukukun konusunu oluşturuyor.
Politik hukuk; hukukla siyaset ve toplum arasındaki ilişkinin nasıl kurulması gerektiği konusunda işlev görüyor. Bu yüzden herhangi bir yasal düzenlemeyi, değişikliği, sadece normun sözüne ya da amacına göre yorumlamak yetmiyor. Toplum, siyaset, hukuk bağlamında bir normun ne ifade ettiğini görmek gerekiyor. Toplum, siyaset, hukuk bağlamı meşruiyet probleminin çözülmesi gereken asli alandır. Bu nedenle hukuku sadece norm düzeyinde görmek ve yalnızca norm olarak analiz etmek, hukuk fetişizmine yol açıyor. Nasıl ki kural güvencesi göz ardı edildiğinde kuralsızlık yüzünden keyfilik başlarsa, kurallar fetişleştirildiğinde de baskıcı kurallar yüzünden keyfilik yapılıyor.
Meşruiyeti devlette ve kurumlarında gören politik hukuk anlayışı, her türlü fetişizme yol açan siyasal sistemler üretiyor. Fetişizmden ise demokratik değil otoriter yapılar çıkıyor.
Bunun karşısında topluma dayanan politik hukuk anlayışı var. Bu anlayışta hukuk fetişizmine karşı güvence, toplumsal meşruiyete dayalı siyasetin varlığıdır. Kuralsızlığa karşı güvence ise toplumsal egemenliğe dayanan anayasal sistemdir.
Bu nedenle siyasal ve hukuki süreçleri politik hukuk süzgecinden geçirerek değerlendirmeye çalışmak son derece önemli. Yaşananları sadece görünür yönleriyle değil, arka plan gerçekliğiyle de anlamaya çaba göstermek gerekiyor. Aslolan, Türkiye’nin bu zorlu demokrasi yürüyüşünde yaşananları ve yaşanacakları mümkün olduğunca doğru anlamak, sürecin değişim ve dönüşüm dinamiklerinden yana tutum almaktır. Zaman zaman birlikte olacağımız bu ortamda, ele alacağımız konuların değerlendirilmesinde yapmaya çalışacağımız da budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2025
26.01.2025
23.12.2024
14.02.2016
3.02.2016
28.01.2016
20.01.2016
13.01.2016
8.02.2016
30.12.2015