Mehmet Ata UÇUM
Anayasa ve Başkanlık Sistemi tartışması, 2016 yılının en önemli gündemlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu tartışmanın tüm çevrelerde ve tüm mecralarda yapılması kuşkusuz son derece önemli. Bu tartışmalar sırasında çok çeşitli kavramların öne çıktığını görüyoruz. Bunlardan “Türk Tipi” veya “Türkiye Biçimi”, hattâ “Türkiye Modeli”, yine “milli ve yerli olmak”, anayasanın “yeni ve sivil” olması, en fazla dikkat çekenler olarak gözüküyor.
Anılan kavramlar, daha çok anayasanın niteliğine ilişkin referans olarak kullanılıyor ve böylelikle, yapılacak anayasaya ilişkin tezler geliştiriliyor. Örneğin “Türkiye Biçimi” ile “Milli ve Yerli Olmak” yaklaşımlarının, yapılacak anayasanın evrensel olanla ilişkisinde sorunlar üreteceği ileri sürülüyor. Yeni ve sivil anayasa kavramları bakımından da birbiriyle çelişen görüşler savunulabiliyor. Üzerinde tartışma yürütülen kavramların içeriklerinin, henüz somutluk kazanmamış olmaları nedeniyle, bu farklılıkların görülmesi son derece doğal. Elbette bu süreç sonunda, söz edilen kavramlar somut bir içeriğe kavuşacak ve belki de bu tartışma süreciyle çeşitli çevrelerde bir kavramsal mutabakat gerçekleşecek.
Tabii bu tartışmaların objektif bir zeminde yürütülmesi, niyet okumalarından uzak değerlendirmeler yapılması, dar çıkar siyasetinden uzak yaklaşımlar geliştirilmesi ve tartışmanın güncellik içinde boğulmaması, son derece önem taşıyor. Biz de bu çerçeve içerisinde ve kendi açımızdan tartışmalara mümkün olduğunca katılmanın gerekli olduğu kanısındayız.
İzleyen yazılarda, yeni ve sivil anayasa, anayasa yapım süreci, toplum-merkezli anayasacılık, aslî kurucu irade gibi konuları ele alarak tartışma sürecinde yer alacağız ve tabii tartışmanın bir noktasında yeni anayasanın bize göre olması gereken içeriğini -- devletin bütün kuvvetleriyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin ilkeler, hak ve özgürlük sistematiği, anayasal kurumlar meselesi, hükümet biçimleri/başkanlık sistemi ve ilgili diğer boyutlar üzerinden -- ele alacağız.
Bu yazımızda “Türkiye Biçimi” ile “Milli ve Yerli Olmak” yaklaşımlarına ilişkin görüşlerimizi ifade etmeye çalışacağız.
“Türkiye Biçimi” ifadesi, değişik şekillerde cumhurbaşkanımız tarafından dile getirildi. Aynı şekilde, “Milli ve Yerli Olmak” vurgusu da cumhurbaşkanının çeşitli konuşmalarında yer aldı.
Cumhuriyetin kuruluşu sırasında oluşturulmuş olan hukuk düzeni ve devleti yapısı iktibasçı bir anlayışla hayata geçirildiği içindir ki, bugün “Türkiye Biçimi” kavramı öne çıkmakta. Yani, bu kavram, kuruluşun dışlayıcı, ulus, devlet ve hukuk yaklaşımına karşı geliştirilmiştir. Kural olarak, iktibas etmek, diğer deyişle aktarmak, tek başına bir olumsuzluğa işaret etmez; ancak bire bir iktibasçılık birçok sorun üretir. Bire bir aktarma şablonculuk olduğu için, alıcı tarafın kendine özgü yönleri dışarıda bırakılır; şablon içine alınan alanlar ise yerel rengini kaybeder.
Cumhuriyetin kuruluşunda Fransız modeli esas alınarak yapılandırılan devlet aygıtı, seküler laiklik anlayışı üzerine kurulan hukuk düzeni, faşist İtalya mehazlı ceza hukuku, İsviçre ve Almanya kaynaklı özel hukuk sistematiği, Anadolu’nun kimlik, inanç ve coğrafi çeşitliliğini gözardı eden, baskılayan ve çeşitliliği tasfiye etme pratiği üreten bir sisteme dönüşmüştür.
“Kurtuluş” sırasında, gerek Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunda, gerekse 1921 Anayasası’nda vücut bulan, Anadolu’yu kapsayan anlayış ve Anadolu’nun kapsayıcı felsefesi, ne yazık ki, 1924 yılında başlayan “Kuruluş”la birlikte terk edilmiştir.
Kuruluştan bugüne kadar yaşadığımız kimlik, inanç ve değerlere ilişkin tüm sorunların kaynağı, yukarda anılan şekilde yapılandırılmış olan, devlet ve hukuk düzeninin pratikleridir. Yani Türkiye’de temel çelişki; sınıflar arasında, sosyal kesimler arasında, ekonomik aktörler arasında, siyasi aktörler arasında ortaya çıkmamıştır. Temel çelişki, Devlet ile Toplum arasında oluşmuştur. Aydınlanmacı, modernist bir batılılaşma hedefiyle ve bire bir aktarma üzerine kurulu bir devlet aygıtı ve hukuk düzeniyle, “Türkiye Toplumu”nun tarihsel, kültürel, geleneksel ve sosyolojik yapısı arasında ortaya çıkan büyük çatışma, tüm sorunlarımızın kaynağıdır.
Bu nedenle, Türkiye toplumu olarak yeniden inşayı gerçekleştirmek, ikinci kuruluşu tamamlamak zorundayız. Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz cumhuriyeti, kalıcı olarak “demokratik cumhuriyete” dönüştürmek zorundayız. İşte bunu yaparken, Kuruluş’taki gibi bire bir aktarmaya dayalı iktibasçı bir anlayışla hareket edemeyiz. Ülkemizin tarihsel, kültürel, geleneksel ve sosyolojik özelliklerini esas alacağımız bir yeniden inşa süreci yaşamak zorundayız. İfade edilmeye çalışılan bu süreç, “Türkiye Biçimi”ni ortaya çıkaracaktır.
Hiçbir ülkenin anayasal sistemi veya siyasal yapısı, kendi yerelliğini dışlayarak kurulamaz. Kurulursa da, er ya da geç başarısızlığa uğrar. Bugün parlamenter sistem açısından başarılı örnekler olarak gösterilen Almanya ve İngiltere, başkanlık sistemi açısından en başarılı örnek kabul edilen ABD, yaşadıkları siyasal sistem ve hukuk sorunlarına rağmen başarılı pratiklerini, kendilerine özgü kurumlar, kurallar ve ihtiyaçlar temelinde geliştirdikleri sisteme borçludur.
Vurgulamak gerekir ki, yerelden bağımsız bir evrensel alan yoktur. Tam tersine, yerele bağlı evrensel birikimler vardır. Bu birikimlere, her yerelin farklı derecelerle de olsa katkısı vardır ve bu birikimler, her yerele aynı şekilde aittir.
“Türkiye Biçimi”, hem başka ülkelerin iyi uygulamalarından esinlenen, hem evrensel birikime dayanan, hem günümüzün hukuk ve siyasal sistem sorunlarına çözüm arayan, hem de ülke gerçekliğini esas alan bir modelin adı olarak anlaşılmalıdır. Böyle bir model, sadece klasik demokrasilerin bir örneği olmakla kalmaz; aynı zamanda 21. yüzyılın yeni demokrasi ihtiyacına da yanıt verebilir.
Elbette bu modelde, sınırlandırılmış kuvvetler olacaktır; özgürlükçü laiklik olacaktır; hak ve özgürlükleri özüne aykırı olarak sınırlamayan, sınıflandırmayan, tanımlamayan -- yani hak ve özgürlükleri güvence altına alan -- bir anlayış egemen olacaktır. Bu ilkelerin yanı sıra, örneğin mahalleden ülke yönetimine kadar bir yeniden yapılandırma gerçekleştirilirken, muhtarlıklardan, belediye meclislerinden, il genel meclislerinden, kalkınma bölgelerinden, belediye başkanlıklarından yola çıkan ve bu yapıları tasfiye etmeyen, ama reforme eden bir idari yapılanma da söz konusu olabilir. Diğer bir anlatımla, sistem reformu -- kopuş anlayışıyla değil -- süreklilik içinde, yeniden inşa anlayışıyla hayata geçirilebilir. Böyle bir kuruculuk, evrensel ile birlikte yerel olanı da esas aldığı için yerele özgü bir model ortaya çıkar ve işte buna “Türkiye Biçimi” denebilir.
Bu bağlamda, “Milli ve Yerli Olmak” hususlarına da değinmek gerekir.
Bu konu, Türkiye Toplumu olarak oluşturmaya çalıştığımız “Türkiye Milleti” kavramıyla son derece bağlıdır. Millilik ve yerlilik, demokrasiyle birlikte, Türkiye toplumunun ortak paydalarıdır.
Millilik ifadesi, ülke aidiyetini, tek millet olma iradesini içerir.
Yerlilik ise, inanç ve yaşam değerlerimizi; sosyal, siyasal, kültürel ve tarihi dinamiklerimiz üzerinden sorun çözmeyi tercih etmek anlamına gelir.
Bu iki kavramın birlikteliği, yurtseverliğe işaret eder. Yurtsever olmak, yani milli ve yerli olmak, evrenselle çatışmak anlamına gelmez. Yurtsever olmak, diğer yurt sahipleriyle husumet içinde olmak anlamına gelmez. Ancak yurtsever olmak, küresel ve bölgesel güç savaşlarında yurdunun ve o yurdun sahibi toplumun/milletin yanında olmak demektir.
Elbette yurtseverlik, siyasal açıdan demokrasiyle tamamlanması gereken bir alana sahiptir. Hangi siyasi görüş tercih edilirse edilsin, herkesin demokrasimizi korumak ve geliştirmek hedefine bağlı olması da yurtseverliğin bir parçasıdır.
Dolayısıyla yurtseverlik ve demokrasi ortak paydası üzerinden evrensel değer ve standartlarla bir sentez oluşturarak kendimize özgü siyasal toplumu hukuki yapıya kavuşturmak, bize ait bir modeli ortaya çıkaracaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2025
26.01.2025
23.12.2024
14.02.2016
3.02.2016
28.01.2016
20.01.2016
13.01.2016
8.02.2016
30.12.2015