Mehmet BARANSU
Yahya Karakaya. 26 yaşındaydı. Arkadaşı Murat Özkozanoğlu ise henüz 25’indeydi. Hakkâri Yüksekova’da uzman çavuş olarak görev yapıyorlardı.
Devlet kendilerine lojman tahsis etmemiş, onlar da Yüksekova’nın Yeşildere mahallesinde ev kiralamıştı.
Kiraladıkları bu evden, 5 Temmuz 2011 Salı günü sabahın erken saatlerinde birliğe gitmek için ayrılmışlar; her zaman yaptıkları gibi yakınlarıyla vedalaşmayı da unutmamışlardı.
Sokakta yürümeye başladılar...
Nedim Zeydan Caddesi’nde...
Attıkları her adımın, onları ölüme götüren son adımlar olduğunu bilemeden yürümeye devam ettiler...
Kim bilir neler düşünüyorlardı? Ne hayaller kuruyorlardı?
Adımlarını ağır ağır atmaya devam ettiler...
Ölüme götüren adımlar...
Kalleş pusuya...
Yahya da Murat da sivil kıyafetliydiler.
Her ikisi de belli ki çok sevdikleri kıyafetlerini giymişlerdi.
Biri çok sevdiği kot pantolonu ve tişörtünü, diğeri ise capri pantolonunu.
...
Evlerinden çıkalı henüz birkaç dakika olmamıştı ki, her ikisi de ne olduğunu anlamadan yere serildiler. Tıpkı bir yıl önce yine Yüksekova’da yere serilen bir çocuk babası Uzman Çavuş Yasin Ak gibi.
Biri ya da birileri, onlar adımlarını atarken, alçakça pusularını kurmuş ve her ikisini de arkadan, enselerinden vurmuştu.
Her iki cansız beden, Yüksekova’nın Nedim Zeydan caddesinde yatıyordu...
Tıpkı Hrant Dink’in cansız bedeninin AGOS’un önünde yatması gibi...
Sizleri bilmem ama Yahya ve Murat’ın yerde yatan cansız bedenini görünce, aklıma önce Hrant geldi. Ardından 1993-95 yıllarında derin devletin ensesinden vurduğu Kürt vatandaşlar.
Apê Musa geldi aklıma... Vedat Aydın... Ve binlerce faili meçhul diğerleri...
Ve bir de...
Kalleşliğimiz... Vicdansızlığımız...
Ölen insanlığımız...
Yerde yatan ne Murat’tı ne de Yahya...
Yerde yatan, ölen insanlığımızdı...
Yerde yatan Hrant’tı... Vedat Aydın’dı... Apê Musa’ydı...
Yerde yatan ölen insanlığımızdı...
Hrant’ta, Vedat’ta, Ape Musa’da sokaklara çıkmış, “Hepimiz ...” sloganlar atmıştık...
Haklı sloganlarımızı, haklı tepkimizi tüm dünyaya haykırmıştık...
Şimdi düşünüyorum da... Ne olmuştu da insanlığımızı yitirmiştik? Vicdanlarımız kör olmuştu?
Yahya ve Murat için yeri göğü inletmememizin nedeni neydi acaba?
Hrant’a, Vedat’a, Apê Musa’ya ve daha binlercesine yapılan kalleşlikle, Yahya ve Murat’a yapılan arasında ne fark vardı acaba?
Hepsi, adına “kutsal dava” denen davanın kalleşçe vurduğu çocuklar değil miydi?
Hangi kutsal dava, ölen vicdanlarımızdan, insanlığımızdan daha değerli olabilirdi acaba?
Dünya Kürt olsa, dünya Türk olsa, insanlığımız öldükten sonra kıymetli miydi acaba?
İnsanlığımız ölmüş, vicdanlarımıza kelepçeler vurulmuş... Cesaretimiz tarumar olmuş...
Bunlar ölmüşken...
Meclis’teki yeminimiz batsın...
Dilimiz batsın...
Kürtçemiz, Türkçemiz batsın...
Yerde yatan insanlığımız duruyorken, onların yerde yattığı saatte yaptığımız ve iki kelimeyle kınayamadığımız Demokratik Kongre’miz batsın..
Dünya Kürtçe konuşsa, insanlığımızı kaybettikten sonra bir ehemmiyeti yok...
Bugün bizlere ve sizlere emanet edilen Yahyalara, Muratlara, Hevallere, Zozanlara sahip çıkamıyorsak, emaneti kalleşçe, haince ensesinden vuruyorsak...
Kürt olmanın, Türk olmanın bir önemini yok...
İnsanlığımızı kaybettik...
Vicdanımızı kaybettik...
Nasıl bu kadar alçaklaştık, hainleştik, canileştik?..
İnanın bilemiyorum...
O yerde yatan iki gencecik bedenin fotoğrafına iyi bakın...
Orada yatanların Yahya ve Murat olmadığını göreceksiniz...
Orada yatanların...
Yitirdiğimiz onurumuz, insanlığımız, olduğunu göreceksiniz...
Onurunu, vicdanını, insanlığını yitirenlerin yarın kardeşlerine, kendilerinden olanlara da aynısını yapacağını göreceksiniz.
Tarih insanlığını yitirenlerin, katliam hikâyeleriyle dolu..
Bu acı bizim, bu vicdansızlık hepimizin...
“Hepimiz Hrant’ız” derken ne kadar haklıysak; bugün yerde yatan insanlığımıza, vicdansızlığımıza ses çıkarmadığımız için o kadar hain, kalleş ve alçağız...
Sizleri bilmem ama ben bugün diyorum ki:
“Hepimiz alçağız, vicdansızız, insanlıktan nasibini almamış ...’yız”
Ve de diyorum ki...
Affedin bizi Yüksekova’nın Nedim Zeydan Caddesi’nde yatan insanlığımız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.01.2016
5.02.2016
28.12.2015
15.12.2015
9.02.2015
30.11.2015
23.11.2015
16.11.2015
9.01.2015
26.10.2015