Mehmet BARANSU
Aslında bu konuyla ilgili yazı yazmak istemiyordum. Yazının konusu tutuklu gazeteci Nedim Şener ve yazacaklarıma cevap verecek durumda değil.
Bugüne kadar Şener’le ilgili dört yazı kaleme aldım. İlk yazımı, tutukluluğun hemen ardından yazdım. Konu; Hanefi Avcı’nın kitabından alıntı yaptığı bölümlerle, köşesine taşıdığı bölümlerin farklı olmasıydı. Kitapta olmayan cümlelerin, köşe yazında yer almasıydı. “Kitabı masamda gördüm ve yazdım” diyen Şener’in, kitabın taslağını önceden gördüğünü kanıtlarıyla ortaya koymuştum. İkinci yazımda ise Şener’in tutuklu bulunduğu cezaevinden bana gönderdiği mektubu yayımladım. Diğer iki yazım ise Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmaları gerektiğini söyledim. Daha da ileri giderek, bu iddialarla ilgili Şener ve Şık hakkında dava bile açılamayacağını belirttim.
Bu yazılarımdan sonra konuşmamayı tercih ettim. Sustum. Yukarıdaki gerekçemden dolayı. Ancak konuya girmemeye özen gösterdikçe, sustukça, gördüm ki Nedim Şener, hakkımda bazı iddialarda bulunmaya başladı. Bazı “yalanlar” sıraladı. Yalan kelimesini özellikle kullanıyorum, çünkü, bu kelimeyi Şener savunmasında bana karşı kullanmış. Şener’in iddiaları üzerine bu konuya tekrar girmek zorunda kaldım. Bu yazı mecbur kalınmış bir yazıdır.
Şener, savunmasında kitapla köşe yazısındaki farklılıklarla ilgili iddiaları anlatırken şu cümleleri kullanmış; “Mehmet Baransu’nun kasıtlı iddiaları, savcı tarafından inceleme yapılmadan aynen iddianameye alınmıştır. Baransu’nun gündeme getirdiği gerçek dışı iddialar, Baransu’nun yazılarındaki gerçek dışı ve yalan iddialar...” Doğrusu bu ifadelere çok şaşırdım. Şaşırmamın nedenini birazdan anlatacağım.
Şener’in savunmasının tamamını okudum. Köşe yazısıyla, Avcı’nın kitabındaki çelişkileri, kitapta olmayan bölümlerin köşe yazısına alındığını savunmasında kabul ediyordu. Savunmanın ilgili bölümü 10 sayfanın üzerinde. Bu farklılığa gerekçe olarak da şunları söylüyor Şener;
“Kitaptan alıntı yapılırken, okur için okunup anlaşılmasını kolaylaştıracak kısaltma, düzeltme ve anlamı bozmayacak ifade değişiklikleri yapılmıştır... Bunlar, bütün dünyadaki gazetelerde yapılan rutin ‘editoryel’ faaliyetlerdir... İdeal olan bir yazılı metinden yapılan alıntının birebir aynı şekilde yazılmasıdır...
Ben haber ve yazı yazarken herhangi bir taslaktan değil kitabın basılı halinden yararlandım. Ancak anlamı bozmayacak kelime ve ifade değişikliği olmuş. Bunlar da tamamen gazetenin yazı işleri faaliyetidir. Yukarıda anlattığım editoryel faaliyetidir...
Haber ve yazılarımda... kısaltma, imla hatalarını giderme, düzeltme, anlamı bozmayacak kelime ve cümle değişiklikleri var mıdır? diye sorulacak olursa yanıt; evet’tir...”
Şener buraya kısaca aldığım savunmasında, köşe yazısında bazı değişikliklerin yapıldığını, kitapta olmayan cümlelerin kullanıldığını kabul edip, bu değişiklikleri kendisinin ve gazetenin yazıişlerinin yaptığını söylüyor.
Ancak, savunmasında bunları söyleyen Şener, bundan aylar önce cezaevinden bana gönderdiği, el yazılı mektubunda ise bambaşka gerekçeler anlatıyordu.
Şener’in mektubunu birlikte okuyalım; “H. Avcı’nın kitabı ile ilgili Posta’daki iki yazımdaki metinle, kitabın basılı metni arasındaki fark konusundaki yazından yeni haberdar oldum. Sorunda sonuna kadar haklısın. Kitabın basılı tek örneği bana gelince o akşam haber yaptım. Kitabı yazı işlerine bırakıp, ertesi gün röportaj için H. Avcı ile Merter’deki polis konukevine gittim. O akşam ve ertesi sabah gazetedekiler benden kitap istediler. Ben de görüşmede H. Avcı’dan istedim. O da ‘Kusura bakma yok. Sınırlı sayıda basıldı. Ama ay sonunda yeni baskılar çıkacak’ dedi. Ben de ‘okumak için hiç olmazsa elinizde, bilgisayar ortamında varsa verin’ dedim. Avcı da word ortamındaki örneği verdi. Benim kitap yazı işlerinde kaldığı için Avcı’nın verdiği word örneği üzerinden kitabı okuyup altını çizdim. Bu sırada kitap hakkında yazdığım yazılarda o örnekten yararlandım... Kitap bende olmadığı için Avcı’nın verdiği word metninden yazılar yazdım. O metin uzun süre masamda kaldı. Sonra kitap alınca onları da attım.”
Mektubun ilgili kısmı böyle. Mektubunda bana “Avcı’dan word belgesi aldım” diyen Şener, savunmasında çelişkilerin nedeni yazıişlerine ve kendisinin yaptığı değişikliklere bağlıyordu. Savunmasında “Haber ve yazı yazarken, herhangi bir taslaktan değil kitabın basılı halinden yararlandım” diyen Şener, mektubunda kitapta olmayan bölümlerin köşesinde bulunmasını word belgesiyle açıklıyordu.
Peki dünden bugüne ne değişti de Şener, savunmasını değiştirdi? Neden mahkeme savunmasında word bölümüne hiç yer vermedi?
Bunun cevabı da çok basit. Önce Hanefi Avc ı’nın savunmasından bir bölüm okuyalım; “O akşam ben Merter polisevinde idim ertesi gün 20.08.2010 da Nedim geldi, orada kısa röportaj yaptı, konuştuk ve kendisine USB bellekte kitabın dijital suretini verdim.”
Kitabın dijital word belgesini 20 Ağustos 2010’da Nedim Şener’e verildiğini hem Avcı hem de Şener kabul ediyorlar. Peki, Nedim’in farklı olan yazısı hangi gün Posta gazetesinde çıktı? 20 Ağustos 2010 günü. Yani farklılığa gerekçe olan yazı, word belgesinin alındığı gün, zaten yayımlanmıştı. Gazeteler bir gün önceden basılıyordu ve 19 ağustos günü o yazı gazeteye verilmiş ve basılmıştı. Word belgesi henüz alınmadan, kitapta olmayan bölümlerle ilgili yazı yazılmıştı.
İşte bu “yalan” ortaya çıktığı için bugün savunmasında “yazıişleri, değişikliği biz yaptık” gerekçeleri kullanılıyor. İşin en ilginç yönlerinden biri de röportajda “kitap yoktu” diyen Nedim Şener’in, Milliyet için yaptığı röportajda çektirdiği fotoğrafta gizli. Avcı ve Şener’in masasında kitap olduğu net bir şekilde görünüyordu.
Şener’in bugün savunmasında farklı gerekçelere sığınmasının nedeni; cezaevinden bana gönderdiği mektupta yazılanlar ve mektuptaki 20 ağustos yalanının ortaya çıkması. Bunu açıklayamadığı için, bugün farklı bir savunma içine girdi.
Bu konuda artık susacağım ve Nedim Şener’in dışarı çıkmasını bekleyeceğim. Çıkacağı gün konuşacağımız çok konu olacak. Kendisine de şunu hatırlatmak isterim; “Baransu’nun gerçek dışı ve yalan iddiaları” diye savunma yapmadan önce mektubunu, yazdıklarını, 20 ağustosu düşün. Kimin yalan söylediğini anlayacaksın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.01.2016
5.02.2016
28.12.2015
15.12.2015
9.02.2015
30.11.2015
23.11.2015
16.11.2015
9.01.2015
26.10.2015