Mehmet TIRAŞ

MENN DAKKA DUKKA…
12.01.2026
120

Türkiye’de gündemi yakalayana aşk olsun…

Ülkenin yarına ertelenmeyecek kadar ivedi olan sorunları üzerine yazmaya hazırlanıyorsunuz?

Ne mümkün.

Dış dünyadan gelen bir haberle yazı konunuzu istem dışı değişmek zorunda kalıyor.

ABD Başkanı Trump sosyal medya hesabından, ”Venezuela Başkanı Diktatör Maduro’yu kaçırdıklarını ve güvenli bir yerde tuttuklarını” ve Maduro’nun New York’ta yargılanacağını açıklayarak, dünyanın gündemini belirleyivermesi, buna güncel bir örnek.

Beyaz Saray’dan aynı gün Başkan Trump’ın 3 Ocak 2026 Tarihinde saat 19’da bu konuda bir basın toplantısı yapacağını ve detayları ile anlatacağını açıklamasının ardından, dünyanın gözü ve kulağı Trump’ın basın toplantısına mecburen çevrilmedi mi?

Trump basın toplantısında ilk önce kendi sosyal hesabından Maduro’nun gözaltında olan fotoğraflarını paylaşıp ortalığı iyice kızıştırmadı mı?

Ardından Maduro’yu nasıl kaçırdıklarını ballandıra balandıra anlattı ve kaçırılmayı televizyonda dizi izler gibi izlediğini. Operasyonda hiçbir can ve maddi kayıplarının olmadığını, operasyonu başarıyla tamamlayan askerleri kutladı.

Bundan sonra Venezuela’yı kendilerinin yöneteceklerini açıkladı.

Hepimiz bu duyulmamış ve görülmemiş gelişmeleri ağzımız bir karış açık izlemedik mi?

Bir de Maduro’nun sekiz yıldır yardımcılığını yapan Bayan Delcy Rodriguez’i devlet Başkanlığına getirildiğini; ona da yanlış yaparsa Maduro’dan daha kötü duruma düşer, diye tehdit etmedi mi?

Trump,Maduro’yu kaçırma nedeni olarak ;“Uyşturucu terörizmi,kokain  kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olması” suçlamalarında bulunuyordu.

Trump Uluslararası hukuku yok sayan, kendisinin ve ABD’nin dış politikasına biat etmeyen ülkelere her zaman yaptığı, “Haydutluğunu” bu kez Venezuela devlet Başkanı Maduro’yu kaçırarak uyguladı.

Bu ABD ve Trump için ne ilk ne de son barbarlıktır.

Peki, esas mesele ne?

 “Uluslar Enerji Ajansı’nın(IEA) 2023 yılı verilerine göre, Venezuela 303 milyar varil ham petrol ile dünyada bilinen petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahip bir ülke.

Venezuela bu rezerv ile Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) lider ülkelerinden Suudi Arabistan’ının da önünde yer alıyor.

Günde 900 bin varil petrol ihraç ediyor.

Eğer ülkede demokratik bir yönetim olsa, Venezuela’nın günlük petrol varil ihracatı 2 milyon varili bulabileceği söyleniyor.”

Trump Venezuela’nın petrolüne nasıl ele geçirme ve ABD karşıtı Moduro’yu görevden uzaklaştırma yollarını hep aradı ve zamanlamasını ayarlayarak operasyona geçti.

Dünyanın en zengin petrol ülkesi olan Venezüella doğru dürüst yönetilse, insanların bir kulağından tereyağı bir kulağından bal fışkırması gerekir.

Faşizm insanları hem fakirleştiriyor, hem de tutsak ediyor…

28 milyon insan açlık ve yoksullukla boğuşuyor.

Moduro ve bir avuç çevresi ise saltanat içerisinde yaşıyordu.

Trump belli ki Maduro’nun toplumun hiçbir kesiminden destek görmeyeceğinin çok yönlü bir araştırmasını yapmış…

12 yıldır ülkenin başında bulunan Maduro  hukuk tanımayan siyasi rakiplerini  düşman gören” hatta siyasi rakiplerine  yaşam hakkı bile tanımayan acımasız  bir diktatör.

8 Milyon Venezuelalı ülkeyi terk etmiş

Trump Moduro’nun kendi halkı tarafından sevilmediğini zorbalıkları fırsata çevirdi.

ABD Maduro’yu evinden gece yarısı uluslararası hukuka aykırı, özel bir askeri operasyonla karısı ile birlikte barbarca kaçırırken…

Kaçırdı ama Venezuela’da on kişi bile  sokağa çıkmadı.

Maduro’ya  destek vermedi ve ABD’yi protesto bile etmedi.

Bu düşündürücü bir durum değil mi?

Başka ülkelerde yaşayan Venezuelalılar ise Moduro’nun kaçırılmasını sokaklarda coşku ile kutladılar.

Bu da Trump’n Venezuela ordusundan ve içeriden toplumun farklı kesimlerinden çok büyük destek gördüğünü göstermekte…

Görünen o ki halk Maduro’dan bıkmış,bezmiş.

Yönettiği toplumlarda “iç hukuku tanımayan siyasiler, ne kendi halkından ne de uluslararası hukuktan” destek görmüyor.

Hele de seçimi de çalmış, özgürlükleri boğmuş ve iktidarı gasp etmişse…

Maduro bunun canlı örneği.

Donald Trump  ve ABD için bir ülkede demokrasi ve hukukun olup olmadığı çok önemli değil.

Önemli olan ülkeyi yöneten siyasilerin kendi politikalarına destek verip vermemesidir.

Türkiye örneğini unutmadık.

Trump Erdoğan’a 2018 yılında Rahib Bronson’u serbest bırakmazsan ekonomini batırırım demedi mi?

Erdoğan’da anında Rahibi mahkemeye bile çıkartmadan serbest bıraktı.

Halbuki Erdoğan ne diyordu; ”bu can bu bedende olduğu sürece papazı   bırakmam,ver papazı al papazı” diye nara atıyordu.

O gün bugündür Erdoğan Trump aleyhinde bir cümle söz etmez oldu.”

İran’daki son olaylar Trump’ın yakın tarihte İran’a karşı bir askeri operasyon hazırlığı içinde olduğunun işaretlerini veriyor.

İran molla rejimi biran önce antidemokratik rejimine son vermez, İran halkının taleplerini kulak arkası etmeye devam ederse, sonları  Maduro’dan farklı gözükmüyor.

Hukukla ülkesini yönetmeyenler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, beklenmedik biranda hukuksuz bir yöntemle, ülkelerinin başından uzaklaştırırlar ve vatansız kalabiliyor.

Venezüela Diktatörü Maduro’nun Trump tarafından ülkesinden hukuk dışı kaçırılışı, hukuk tanımayanlara ders niteliğindedir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar