Mesut YEĞEN
Türkiye’nin yakın tarihi memleketin toplumsal-siyasi zamanıyla Batı’nın toplumsal-siyasi zamanı arasındaki açıyı kapatmaya çalışmakla geçti dense yeridir. İki yüz sene kadardır Batı kadar gelişmek, altmış-yetmiş sene kadardır da Batı gibi demokratikleşmek için az şey yapılmadı buralarda. Ama son zamanlarda olan bitene bakınca işlerin değiştiğine, “Batı önde biz arkada” koşturmasının sona erdiğine, haddizatında koşturmanın tersine döndüğüne işaret eden bir resim var. Artık ABD’siyle Avrupa’sıyla Batı kendi siyasi zamanıyla Türkiye’nin siyasi zamanı arasındaki açıyı kapatmaya çalışıyor. Epey bir zamandır demokrasi işlerine sırt çevirip otoriterleşen Türkiye Batı’ya ilham veriyor. ABD, Avrupa hızla otoriterleşiyor, bize benziyor.
Batı’daki otoriterleşme dalgası otoriterleşmenin bizdeki faillerini ve destekçilerini de mutlu etmiş görünüyor. Batı’ya öykünmekten yorulmuş Batıcılar gibi Batı’yla kavgalı nevzuhur devletçi-İslamcılar da bu yeni durumu “küreselleşme, bölgesel birlikler sona eriyor”, “ulus-devletler geri dönüyor” nidalarıyla karşılıyor. Ulus-devletlerin 1990 öncesindeki “kimse kimseye karışmasın konforuna geri dönüş” hem eski devletluların hem yeni devletluların hayalini süslüyor. Eski devletlular neyse de, çok değil üç beş sene önce Ortadoğu’ya nizam vermeye girişmiş yeni devletluların “küreselleşme bitmiş olsa da memlekete rahatça nizam verebilsek”ufkunaçekilmiş olmaları takdire şayan.
Peki, bütün bu küreselleşmenin sonu denen şey, yerkürenin önemli bir kısmını saran bütün bu otoriterleşme dalgası demokrasi hayalini canlı tutmak isteyenlere ne anlatıyor? Türkiye’de ya da başka yerlerde, evrensellik fikrinden vazgeçmek istemeyenlere düşen nedir?
Şimdilik ya da bugünlerde iki şey önemli görünüyor: Soğukkanlı kalmak ve demokrasi rehavetinden uyanmak. Kapitalizmin küresel seyrinde yeni bir merhaleye girildiği belli olmakla beraber, bu yeni merhalenin siyaseten ne getirebileceğine dair analizlerin acul olanlarından uzak durmakgerekiyor. Malum, az bir zaman önce, yine böyle bir dönüşüm anında, ortalığı bu türden analizler kaplamış, tarihin sonuna gelindiğine bile kani olunmuş, ne var ki tarihin sonuna gelmediğimizi anlamak için on yıl yetmişti. Demem o ki, bugünün “küreselleşmenin sonu”, “ulus-devletlerimize dönüyoruz” tezleri “tarihin sonu” tezi kadar bile uzun ömürlü olmayabilir. Kaldı ki, bir şeylerin değişeceği belli olmakla beraber bunun eskinin ihyası biçiminde olacağını gösteren bir işaret yok. Geçmişteki büyük dönüşümler eskiyi ihya etmediğine göre, bugün yaşanan büyük dönüşümün de eskiyi ihya etmekle, 1990’lar öncesi ulus-devletler düzenine dönmekle neticelenmeyeceğini düşünmek için yeterince sebep var.
Acul analizlerin çekimine kapılmamak önemli ama demokrasi rehavetinden uyanmak ondan da önemli. Belli ki geride kalan 60 sene bilhassa Avrupa ve ABD’de ‘demokrasi durumunun’ ebediyen kazanılmış olduğu, Batı’da siyasi zamanın demokrasi saatinde durmuş olduğu türünden bir yanılgıya ve bu yanılgıdan kaynaklanan bir rehavete yol açmış durumda. Son altmış seneyi önceleyen birkaç asra yayılan demokratikleşme serüveni Batılı hafızanın derinliklerinde kaybolmuşa benziyor. ABD ve Avrupa’da bir zamandır yükselen ve artık geçici olmadığı anlaşılan otoriterleşme dalgası bir hafıza tazelenmesine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bütün buralarda demokrasinin bir kez inşa edilip kendi haline bırakılacak bir siyasi durum olmadığının, aksine her gün yenilenmesi, sadakat gösterilmesi gereken bir hal olduğunun anlaşılmasına ihtiyaç var. Belli ki demokrasi durumu, en kuvvetli olduğu yerde, Batı’da bile henüzher an savrulup gidebilecekbir kum tabakası inceliğinde.
Demokrasi durumunun kırılganlığı ve uçuculuğu demokrasi hayalini canlı tutmak, evrensellik fikrinden caymak istemeyenlere şunu gösteriyor olsa gerek: Batı’da ya da burada kitleler, kalabalıklar olarak demokrasiyi hak ettiğimizi demokrasinin bizim için vazgeçilmezliğini göstermek zorundayız.
Demokrasi durumu dünyanın her yerinde kitlelerden, kalabalıklardan sadakat, hepimizden bağlılık bekliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025