M.Şükrü HANİOĞLU
"Kemalist Aysun" lâkabıyla mesajlar yazan bir Twitter kullanıcısının "Bundan böyle madenlerde türbanlılar çalışsın. Hem baret takmalarına da gerek yok. Bir göçük olduğunda hepsinden kurtuluruz. Toptan temizlik" ifadesi değişik yorumlara neden oldu.
Doğal olarak bu mesaj üzerinden "Kemalizm" üzerine genellemeler yapmak anlamlı değildir. Monolitik bir "Kemalizm" değil farklı "Kemalizm"ler olduğu gerçeğinin ışığı altında böylesi genellemelerin ne denli sorunlu olduğu ortadadır.
Buna karşılık Kemalist Aysun'un Twitter mesajının "Kemalist" akımlardan birisinin yaklaşımını oldukça iyi özetlediği de gözardı edilmemelidir.
Kemalist kamp içindeki temsilinin azalmasına karşılık belirli bir tabanı koruyan bu akım, bir "din" olarak kavramsallaştırdığı, "ahlâkî üstünlük" atfettiği "Kemalizm"i püriten bir yorumla kavramsallaştırarak "her türlü kötülükten temizlenmiş bir ideal toplum" yaratmayı hedeflemektedir.
Kemalizm ve kutsallık
Kemalizm, ortaya çıktığı 1930'lu yıllardan beri, temelde siyasal bir programdan ziyade "din" olarak kavramsallaştırılmıştır. Kemalizmin güçlü seküler ve materyalist vurguları onun "kutsallık iddiasıyla ortaya çıkan" bir hareket karakteri taşıdığı ve son tahlilde inananları nezdinde bir "din" olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
Bu açıdan bakıldığında 1945'e kadar Türk Dil Kurumu sözlüklerinde "din"in mecazî anlamda kullanımına örnek olarak "Kemalizm Türk'ün dinidir" cümlesinin verilmesinin, Atatürk için "Ulu," "Yüce," "Yaratıcı" benzeri dinî karşılıkları da bulunan sıfatlar kullanımının tesadüfî olmadığını belirtmek gerekir. Eşya ve mekân kutsallaştırmalarından, tepelere düşen gölgelerde mucize aramaya varan değişik âyin tiplerine ulaşan bir yelpazedeki uygulamalar da dinselliği yeniden üretme amacıyla kullanılmıştır.
Bu, Kemalizmin temel kuramından farklılaşabilen siyasal bir praxis üretmediği anlamına gelmez; ama onun dinî yönü tamamen gözardı edilerek "sadece" siyasal boyutuyla değerlendirilmesi mümkün değildir.
Kemalizm bir "din" olarak değerlendirilirken onun "püriten" karakteri vurgulanmalıdır. O sadece kaynağını Durkheim'dan alan bir yaklaşımla "millî semboller" aracılığıyla "devlet kültü" yaratarak kutsallığı sahiplenmek istememiş, buna ilâveten kutsal alanı "arındırma"yı da hedeflemiştir.
Dolayısıyla "Kemalizm" ideal tiplere uygun tek tip vatandaşlara yeni bir "kutsal" sunmakla kalmamış buna uymayan, bu kutsallığı "bozduğu" düşünülen her türlü görünümü "silmeye," onları dönüştürerek toplumu "arındırmaya" çalışmıştır. Kemalizmin bâzı yorumlarının son derece güçlü "yasakçı" vurgular içermesinin nedeni de budur.
Bu bağlamda değerlendirildiğinde "türbanlıların toptan temizlenmesi" ifadesi, basit bir nefret söylemi olmanın ötesinde "arındırmayı" hedefleyen, "kutsal" üzerinde tekel yaratmak isteyen ve püriten vurguları son derece güçlü bir arzuyu dile getirmektedir.
Burada amaçlanan "etnik temizlik" örneklerinde görülene benzer bir "ayıklama" değil yeni kutsallık ile çeliştiği varsayılan "eski, bâtıl inanç"ları tathire yönelik bir "arındırma"dır.
Ayıklama değil arındırma
Kemalizmin oldukça popüler bir yorumunun püriten vurguları güçlü bir dindarlığı dile getirmesinin toplumda çatışmacı kültürün güçlenmesine önemli katkıda bulunduğu ortadadır. Bunun da ötesinde bu karakter Türkiye'de sekülarizmdindarlık mücadelesinin de bir "dinler savaşı"na evrilmesine neden olmuştur. Bu açıdan bakıldığında gerçek anlamda laikleşme en büyük darbeyi püriten Kemalizm yaklaşımına vuracaktır.
Kemalizmin püriten yorumunu içselleştirmiş bireylerin "din" kavramsallaştırmasına şiddetle karşı çıkacakları, onun dogmatik karakterini "bilimsellik" ve "sekülerlik" iddiasıyla reddedecekleri ortadadır.
Buna karşılık, Kemalist Aysun benzeri inanç sahipleri, çoğunlukla farkında olmadan, oldukça dogmatik bir püritanizmi sahiplenmektedirler. Bu ise onları "arındırmayı," "dinlerinin yüksek değerleri" uğruna meşrulaştırmaya götürmektedir.
Böyle yaklaşıldığında "türbanlılar"a yönelik "toptan temizlik" arzusu basit bir nefret ifadesi olmanın oldukça ötesinde, en anlamsız davranışları bile meşrulaştırabilecek bir "inanç"a sarsılmaz bağlılığı dile getirmektedir.
Kemalist Aysun, kendisine yöneltilecek "insanların canına kıyılması anlamlı bir davranış mıdır" sorusuna muhtemelen olumsuz cevap verecektir. Ancak kendisi, püriten Kemalizm yorumuna gönülden iman eden bir kişi olarak, büyük bir ihtimalle, sayıları milyonlarla ifade edilebilecek bir kitlenin ortadan kaldırılmasının, "toplumu arındıracağı" gerekçesiyle, meşru ve "yararlı" olduğunu düşünmekten geri kalmayacaktır. Kemalist Aysun için önemli olan söz konusu "temizlik"in dinî bir "arındırma"yı beraberinde getirmesidir.
Bu yaklaşımın toplumsal barış ve demokrasi açısından ne denli sorunlu olduğu ortadadır. 1930'lardaki Sağ Kemalizm ve Sol Kemalizm yorumlarından itibaren ortaya çıkan tüm Kemalist yaklaşımlar çatışmacı, yasakçı ve demokrasi karşıtı karakter taşımıştır. Kutsal alan üzerinde tekel oluşturmak isteyen bu yorumların hepsinde de "dinî" motifler varolmuştur. Ama püriten Kemalizm yorumu şüphesiz en çatışmacı yaklaşımı dile getirmektedir.
Bu yorum benzer dinî hareketlerde olduğu gibi "temel kaynaklara dönüş" ile onların en ufak taviz verilmeden, gerekirse "toptan temizlik" yapılarak, uygulanmasını, toplumun bu şekilde "arındırılmasını" savunmaktadır. Kemalist Aysun'un kendisine itiraz edenlere verdiği "Siz Atamın ne yapmak istediğini asla anlayamayacaksınız" cevabı da bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kemalizm ve laiklik
Kemalizmin dinî karakterini tamamen kaybetmesi, bütünüyle siyasallaşması mümkün değildir. Ahlâkî üstünlük temelli kutsallığa dayanan Kemalizmin bundan vazgeçmesi, diğer kutsallıklarla çatışmaması son derece zordur. Ancak, Jean- Paul Willaime'ın ifadesiyle "laikliğin laikleştiği" günümüz dünyasında, Kemalizmin diğer kutsallıklarla "saygı ve beraber yaşama" temeline dayanan bir ilişki geliştirebilmesi mümkündür, ki son yıllarda buna yönelik gelişmeler hız kazanmıştır.
Bu genel eğilime karşılık Kemalizmin doğasında varolan püriten karakteri köktendinci yorumlarla güçlendiren bir kitle buna sıkı sıkıya sarılmakta, dinî vurguları azaltan, ahlâkî üstünlüğü yeterince vurgulamayan Kemalizmleri "Ata'nın ne yapmak istediğini asla anlayamayacak" heteredoks sapmalar olarak mahkûm etmektedir.
Ancak süreç içinde Kemalist Aysun ve benzerlerinin "arındırıcı," "temizleyici" püriten dindarlığının gerileyeceği, günümüzde hâlâ belirli bir tabanı olan bu tür köktendinciliğin tedricen marjinalleşeceği ortadadır. Sekülerleşmenin, kendisi adına kitlesel kıyımı dahi meşrulaştırabilen bir fanatizmi marjinalleştirecek olması şüphesiz ilginç bir ironidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018