Murat AKSOY
Dün 1 Eylül Dünya Barış Günü'ydü. Türkiye ne yazık ki bütün çabalara rağmen barıştan uzak. Ortada barış çağrıları var ama sonuç alınamıyor. Eğer bir ülkede bu kadar çok barış çabasına rağmen halen savaş varsa bunun üzerinde düşünmekte yarar var. Geçen yazıda bu çabaların iki nedenden dolayı sonuçsuz kaldığını yazdım. İlki bu çağrıları yapanların, imza kampanyaları düzenleyenlerin dar cemaatçi bakışları ile birlikte STK'cılık hastalığına kapılmış olmaları; ikincisi ise Kürt sorunu özelinde çağrı yapanların taraf olmalarını dikkate almadan yanlış muhataba seslenmelerinin buna yol açtığını yazdım. Bu noktadan devam etmenin önemli olduğunu düşünüyorum.
Bazı yazarlar gelinen noktada Kürt sorunu ile PKK ve terörle mücadele konusunu birbirinden ayrılmaz parçalar olarak görüyorlar. Elbette sebep-sonuç ilişkisi açısından aralarında bir illiyet bağı var ama bugün gelinen noktada artık Türkiye içerde genel olarak demokratikleşme ve özel olarak da Kürt sorununu çözme konusunda adımlar attıkça, PKK'yı var eden nedenler ortadan kalkıyor. Türkiye 1980'lerden, 1990'lardan çok farklı. Elbette bu farkı, 4/4'lük tam demokrasi ile tarif etmek mümkün değil ama en azından hedefin o olduğu bir siyasal hayat başladı. Darbe girişimleri ile yüzleşen, asker-sivil ilişkilerini normalleştirmeye çalışan bir ülkeden bahsediyoruz. Kürt sorunu bu normalleşmenin önemli, olmazsa olmaz parçalarından birisi. Siyaseti reddeden, şiddeti önceleyen ve ona destek veren hiçbir siyasal ve sivil hareketin yaşama şansı yok. Bu BDP ise, onun da yok.
Bu yüzden bu yılın başından itibaren artan PKK şiddetinin nedenini hiç kimse, tek başına Kürt sorununun çözümsüzlüğü olarak açıklayamaz. Artan PKK şiddetinin tek bir anlamı var; Kürt sorunu üzerinde devşirilmiş güç ile inşa edilen yapının geleceğini garantiye alma arayışı. PKK, Öcalan'ın 4 Şubat'taki avukat görüşmelerinde övgü ile bahsettiği Arap Baharı'ndan çıkan tabloyu ne yazık ki yanlış okudu. PKK şunu fark etmedi. Arap Baharı'nı başlatan ilk domino Türkiye'de devrildi. Mart ayından itibaren benzer süreci bölgede başlattı ve bölgeyi terörize etti. Kürtler için değil kendileri için bir savaş istediler. Öcalan'a rağmen kendi küçük iktidarları için kendilerinden büyük bir savaşa girdiler.
PKK'nın başvurduğu bu şiddeti, uluslararası arenada haklı gösterme şansı yok. Tabii PKK'nın hiyeraşik olarak altında olan KCK'nın, DTK'nın ve BDP'nin de. Bakmayın siz Leyla Zana'nın uluslararası kurumlara yazdığı mektuplara. Bu çabalar sonuçsuz kalmaya mahkum, bunu herkes biliyor.
Öcalan 1999'da DGM'de yaptığı savunmaya 1 Eylül 1998'de ilan ettikleri ateşkese atıf yapar ve; "Savaş, eğer çok önemli bir çelişkiden kaynaklanmıyorsa bir çılgınlıktır. Özellikle anlamsız terör, şiddet, insanlık ilişkilerinde asla yer almaması gereken bir olgudur" der. Aynı savunmada Öcalan 'her savaşın bir barışı vardır' kuralını hatırlatır ve devam eder; "Ancak, demokratik çözüm tarzının zenginliği karşısında, ayrı devlet, federasyon, otonomi ve benzeri yaklaşımların bile, geri ve bazen çözümsüzlüğe yol açtığını pratikle görünce; demokratik sistem üzerinde yoğunlaşma, bana çok önemli geldi. Bunda askeri, silahlı güç yolunun giderek tıkanmasının da büyük payı vardır." Bu savunmayı bugün PKK liderlerinin yeniden okumasında fayda var. Tabii savaşı savunanların da.
Demokratikleşen Türkiye'nin önünde yeni anayasa süreci var. Bu süreç Kürt sorununun çözülmesi için de önemli bir fırsat. Kürt sorununu demokrasi ile çözmeyi hedefleyen Türkiye, diğer taraftan terörle mücadele konusunda da yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Belki Türkiye ilk defa terörle gerçek anlamda mücadele süreci başlatacak.
Eğer PKK gerçekten Kürt sorununun daha hızlı çözülmesine katkıda bulunmak istiyorsa başlattığı şiddete son vermeli; Öcalan'ın çağrısını beklemeden silah bırakmalı ve sınır dışına çekilmeli. Bundan sonra yapılacak barış çağrıları da, eğer etkili olmak istiyorsa çağrılarının ana muhatabı PKK olmak zorundadır. Ve bu çağrıların üç hedefi olmalıdır; i)yeniden eylemsizlik, ii)silah bırakma ve iii)sınır dışına çekilme.
Bugün bölgede barış isteyen demokrat Kürtlerin, Batı'da yaşayan ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin ana aktörünün AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan olmasından rahatsız olan dar cemaatin fikri ve STKcılık üzerinden kurdukları maddi hegemonyadan kurtulması şarttır. Çünkü bu beylerin derdi Kürt sorununun çözülmesi değil, AK Parti'nin iktidardan gitmesidir. Bunu siyaseten yapamadıkları için Kürtler ve Kürt sorunu üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Kendi başarısızlıklarını Kürtler üzerinde örtmeye çalışıyorlar. Kürtlere de, Türkiye'ye de yazık ediyorlar. Kürtler üzerine oynanan bu oyunu bozacak iki aktör var; ilki partisiz demokrat Kürtler, ikincisi de eğer varlarsa ve cesurlarsa demokrat BDP'liler.
Ancak dün Kadıköy'de yaşananlar BDP'nin içinde demokratların olmadığını gösterdi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018