Nabi YAĞCI
Bir önceki notum bağlamında gelen görüşler nedeniyle duyduğum bir kaygıyı sizlerle samimi olarak paylaşmak istiyorum. O nedenle önceki notuma devam etmeyip araya bu notumu koyma gereğini duydum.
Kendi adıma öteden beri merkeze aldığım konu geçmişteki kendimin/kendimizin körlüğüdür, bu konu üstüne gitmeyi elimden geldiğince sürdüreceğim. Fakat geçmişe dair yapılan eleştirilerin yanlış anlaşılmasından da kaygı duyuyorum.
Dün Ekim Devrimi ve “Uygulanan sosyalizme” (reel sosyalizm) bakışımız nasıl körü körüne “ toptan kabul” olmuş ise bugün de Sovyetler Birliği’nin çökmesi sonrasında körü körüne “ toptan ret” durumuna savrulma sakıncası görüyorum. Böylesi bir savrulma asıl peşinde olmamız gereken eleştirel düşünme kapasitesine erişmeyi engelleyici olduğu kadar, geçmişteki körlüklerimizi eleştirme cesaretini de yanlış anlaşılır kaygısıyla frenleyicidir. Tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki böyle bir kaygıyı içimde duyuyorum ama kuşkusuz ona teslim olmayacağım. Fakat kendi çevremden, geçmişe dair eleştirileri olan, konuları derin düşünen ama aynı kaygılar nedeniyle suskun kalanların olduğunu biliyorum. Buna bir de karşısındakinin gerçekte ne dediğine kulak vermeden yapılan polemikleri eklediğimizde birçok insan yalnızca izleyici olmayı tercih ediyor, aman bulaşmayayım diyor. Herkes benim gibi orta yerde Deli Dumrul’luğu göze almak zorunda değil.
Her şey bir yana gelecekte sosyalizmin uygulama alanına girmesi söz konusu olacaksa eğer veya teori üzerine yeniden düşünülecekse , Sovyet deneyimi, elbette tekrarlanmayacak ama neleri yapmak neleri yapmamak konusunda bu deneyim son derece zengin bir kaynak olacaktır. Kağıt üzerinde dün de ideal sosyalizm modelleri çizilmişti ama hiç biri pratikte gerçekleşmiş değildi. Şunu da hatırlatmak isterim, Gorbaçov döneminde Sovyet arşivleri hemen hemen tümüyle açılmıştı, KGB arşivleri hariç. O dönemden beri Batılı akademi çevreleri ve sivil tarih kurumları bu arşivler üzerine çalışmalar yapıyorlar, Sovyet deneyini olumlu ve olumsuz bütün yönleriyle aydınlatmada bu arşivlerin son derece zengin olduğu konusunda yazılar okudum. Çok eminim ki gelecekte bu deneyimin yalnızca yanlışları değil kazanımları konusunda da daha çok bilgimiz olacak. Acele etmeyelim, kaçan bir şey yok.
Uzun yıllar “bizde neden etkili bir radikal demokratik muhalefet geleneği yok” konusu üstüne çalışma yaptım, bu konuda birkaç makale yazmış ve söyleşi de yapmıştım. Bu soruyu temellendiren asıl soru “Bizde neden eleştirel düşünme geleneği oluşmamıştır” sorusudur. İlerde belki bu konuyu birlikte tartışabiliriz. Şu kadarını söyleyebiliriz sanırım; Eleştiri siyah beyaz değil gri alanları ortaya çıkarabilmek için sarf edilen, zorlu bir zihinsel çabadır (Ahmet Kardam’ın yaptığı gibi) . Ret ya da kabul için eleştirel düşünme zahmetine girmek gereksizdir. Oysa eleştiri yanlış içinde doğruyu, doğru içinde yanlışı görebilmektir. Bunun için genelde felsefe geleneği gereklidir, felsefi düşünceler ise her zaman tarihseldir. Felsefi düşünceleri gelişmemiş bir toplum düşünce tembeli demektir.
Özcesi kendi adıma bugün, dünkü “Toplum mühendisliğine” karşı olduğum kadar, üç beş bilgi kırıntısıyla Ekim Devrimi ve sosyalizm deneyimini şeytanlaştıran, neredeyse olmasaydı demeye varan bugünkü “Tarih mühendisliğine” de karşıyım. İdeler düzeyi ile tarihin seyri özdeş olmuş olsaydı Marx değil Hegel haklı olurdu.
Doğru, tecrübeler sonucu elde edilendir, tecrübe ise hatalar sonucu elde edilen.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.09.2022
10.06.2022
9.03.2022
12.09.2021
6.04.2021
17.03.2021
12.02.2021
8.02.2021
6.02.2021
3.05.2020