Nabi YAĞCI
Vahap :
Gizli Matbaa
Sene 1978 sonrası 1979 başı da olabilir.
Güngören halk evinden elimde kazma ve kürek ile yola koyuldum. Cadde de yürürken pencereden sarkan tanıdık teyzeler ‘kazma küreği köydeki annene babana mı yolluyorsun’ diye bana seslendi. Hemen ardından ne kadar hayırlı bir evlat olduğumu dile getirdiler. Biraz yürüdükten sonra Çatalca arabasına bindim. Tepecek köyünün tam karşısında araçtan indim. Köye ulaşım yok. Yaklaşık 15-20 dk yürümek zorunda kaldım. İleride bir köy kahvesi görüp hemen oturdum. Bir çay bir sigara içtikten sonra tekrar yürümeye başladım. Gideceğim inşaat ulaşmak için 30 dk daha yürüdüm. İnşaatımız AK ÇİMENTO’nun tam karşısındaydı. AK ÇİMENTO’nun filtresiz bacasından çıkan küller Mimar Sinan İlçesini kapladığı gibi rüzgarın yön değiştirmesi ile bulunduğum köyü de kaplıyordu. Bu olay için biz zamanında bir kampanya yürütmüştük.
Bulunduğumuz inşaat sonunda varabildim. Bu inşaatı matbaa haline getirebilmek için burayı tavuk çifliğine dönüştürdük. Bunun sebebi ise kamufle olmaktı. Tavuk çifliğini dikdörtgen şeklinde bir binaya çevirdik. Kümesin olduğu bölümün altına matbaa yaptık. Dışardan bakınca tek katlı olan binamız aslında 2 katlıdır. 2. Kat yerin altında ve tam kamufle edilmiş. Oraya ulaşabilmek için kat arasına bir 1 metre uzunluğunda 15 cm kalınlığında beton kapak yaptık. Bu kapağa ulaşabilmek için üstünü temizlemek gerekir. Üzerini toprak ve gübreler ile kapattık.
İnşaat bittikten sonra binaya elektrik bağlatacağız. Nabi ağbi ile görüştüm. Nasıl bağlanacağını bana anlattı. Ağbi ben görünmeyen düşmanla uğraşamam dedim Nabi Ağbi alınacak malzemeleri yazdırdıktan sonra ben gelir bağlarım diyerek konuşmayı bitirdi.
Ben malzemeleri aldım çiftliğe bıraktım.Daha sonra Nabi ağbi ile buluşup çiftliğe gittik. Teknik komitede olan Remzi Nabi Ağbinin gelmesinden rahatsız oldu. Rahatsız olmasının sebebi ise Nabi ağbiyi elektirikçi sanmasıydı.
Sonra yanıma gelip gizlice kim bu diye sordu. Ben de elektirikçi dedim. Partili mi diye tekrar sordu. Ben de evet parti üyesi dedim. O zaman bir çay koyayım diyerek ayrıldı.
Daha sonradan edindiğimiz bilgiye göre Nabi ağbi o dönem türkiye sorumlusu idi ve sonradan TKP genel sekreteri oldu.
Remzi çaylarla yanımıza geldi ve bugün menü zengin diyerek gazete kağıdını serip üzerine domates, zeytin, ekmek, peynir koyarak şu kelimeleri söyledi
‘ Bazın günler biri olur diğeri olmaz bazı günleri hiç biri olmaz’ dedi ve aslında zorlu süreci tek cümle ile özetledi.
O günün akşamına kadar nabi ağbi elektirik işlerini bitirdi. İçeriye de yabancı birilerinden korunmak için bir düğme tasarlandı. Maatbanın yerini teknik komite dışında kimse bilmediği için yabancı kişiler geldiğinde uyarı sinyali vermek için düğme aktif hale getirildi. Düğmeye basıldığı an yer altında bulunan matbaa makinelerinin elektiriği kesilmektedir.
Bu arada elektiriğimiz de kaçak. Neyimiz yasal ki. Partiyi yeryüzüne çıkartarak yasallaştırdık ama matbaa hala yer altında.
[18:05, 09.06.2022] Vahap: BİR İNSAN TACİZE BU KADAR MI SEVİNİR….
Beyazıt Sultan Ahmet tarihi mekanların olduğu bir yerdir. Fakat sizi hiç gitmediğiniz tarihi bir mekana götürücem. Beyazıt’tan Çemberlitaş’a doğru yürürken Çemberlitaş sinemasına gelmeden sağdaki sokaktan içeriye girdiğinizde kalabalığın içerisinde kayboluyorsunuz. Kadırgaya yaklaştığınızda bu sokaktaki kalabalık tenhalaşır. Karşılıklı hanların olduğu bir sokağın içerisinde iş yerlerinin yanında ailelerde oturmaktadır. Solda girişte bir dükkan kiralanmıştır. bu dükkanın asıl amacı TKP MK yayın organı olan atılımın basıldığı matbaanın yeridir. normal bir evde bir banyoyu düşünün bu banyonun genişliği kadar bir bodrum kat var. Bu bodrum katın içerisinde bir sarnıç bulunmaktadır. İşte matbaa bu sarnıcın içersindeydi. Matbaa için gelen makina bu sarnıca sığmadığından sarnıcın biraz genişletilmesi gerekiyordu. Sarkis Usta ve Bektaş Hoca bunu genişletmek için keski ve çekiçlerle çalıştığı zamanlarda ,mal sahibi yedek anahtarı olması dolayısı ile çat kapı gelmekteydi. “Acaba bırakıp gittiler mi, devam ediyorlar mı “ diye sürekli kontrol halindeydi. Bektaş Hoca diyor ki Sarkis Usta’ya “Biz burada çalışırken mal sahibi gelip bizi burada görürse ne yapacağız?” Sarkis Usta “Bir çekiç onun kafasına vururuz atarız sarnıcın içerisine..” diye cevap vermişti. Sarkis Usta ara sıra kahkaha atar, komik bir şey anlatacağını sanırdık. Oysa yaşamı dramlarla doluydu. Onu alıp espriye çevirip gülen tek insan oydu.
Bizi askere almışlardı , Ermenilere silah vermiyorlardı. Ortaya bir tezek koymuşlar bize sırayla “Esas duruşta dur, selam ver” talimatlarını akşama kadar yaptırdılar. Hiç düşünmüyorlar ki biraz sonra aynı subaya selam vereceğiz. İkiniz de aynı boksunuz…
Matbaa makinasını bir makara sistemiyle sarnıca indirdik baskı yapacağımız makara sistemini yukarı çekerek baskıyı gerçekleştirdik fakat bunu da kamufle edebilmek için dükkanı marangozhaneye çevirmek zorundaydık. El aletleri ile marangozhane olmayacağı için bir pilanya makinası olması gerekiyordu. Sarkis Usta’nın Bursa’da bulduğu pilanya makinasını partiden aldığı 15.000 lira ile alıp getirdik. Sonrasında matbaayı marangozhaneye dönüştürdük ve bu kamuflajda gerçekleşmiş oldu.
Marangozhane de olanlar;
Pilanya makinası
Radyo
Soba
Sünger yatak ve çarşaf
Bodrum kata inebilmek için Sarkis Usta’nın yaptığı tahtadan bir merdiven
Baskı bittikten sonra merdiveni yukarı çektiğimizde aşağı inme şansımız yoktu. Kapağı kaldırsan bile aşağıda ki sarnıcı göremezsin çünkü kapağın üzeri kapalıydı..
Marangozhaneye dışardan pek usta gelmezdi. Genelde Usta’nın tanıdıkları gelirdi. Radyomuz sürekli açıktı. Aşağıdaki sesi boğmak için pilanya makinasını da çalıştırırdık. Biri geldiği zaman önce radyoyu kapatmaya yönelirdik. radyonun yanındaki şifreli otomatı kapatınca aşağıdaki lamba sönerdi bizde yukarıda birisinin geldiğini anlar baskıyı durdururduk.
Bu baskı esnasında ultraviyole ışınlarıyla pozlandırma yapardık.
Bir gün bize hüvviyet basmamız söylendi. Bunun filmleri geldi. Hüvviyeti basmaya başladık. Bunun için çeşitli kartonlar aldık. Bunların üzerinde denedik. En sonunda kimliğin kalıbına eşit bir karton bulduk. Fakat bir problem çıktı. Ön baskıyı yaptıktan sonra arka baskıyı üst üste tutturamadık. Sağa sola kaydı bir türlü üst üste denk getiremedik. En sonunda makinanın numaratöründeki aleti kırdık. 15 cm çapında 7 cm eninde etrafında dişleri olan bir parçayı kırdık. Bu parçayı yaptırabilmek için Şişhane’ye Bektaş Hoca’nın kalıp atölyesine götürdük. Eniştesi baktı “ Bu matbaa makinasının parçası” dedi. Bektaş Hoca’ya verdi parçayı. “Ne oldu” dedi. “Oannes’in elinin ayarı yok, kırdı” dedim
Kardeşi Naki’ye verdi ve o bunu çözer dedi. Demirden aynısını yaptırdık. Teknik sorumlumuz Kod adı Kadir ya da Osman , gerçek adını sonradan öğrendiğimiz Doğan.. ”Bir tane çıt çıt basma makinası ve bir pim var. Borun içerisinden geçen pim sıkışmadığı için sağa sola oynuyor. Bunu sabitleştirebilir misiniz? diye sordu. ben bu aleti alarak Bektaş Hoca’ya götürdüm borunun etrafına iki delik açtı vidaladı. Vidaların üzerini bir pul ve somun ile sıkıştırarak sağa sola oynamasını engelledi. Adam ihracat çalışıyor, malzeme pahalı.. Kimliklerin ön ve arka yüzünü ayrı ayrı basmak zorunda kaldık. Sonra onları birleştirerek yapıştırıp kimlik haline dönüştürdük.
1985 de yurt dışına çıkacağım. Pasaportum ve kimliğim geldi. Bu kimlik yeni mi basılmış diye merak ettim. köşesinden tuttum ikiye ayırdım ve bizim bastığımız kimlik olduğunu anladım. Hemen gidip pcv ile kaplattım.
Pasaporta baktım. Almanya’da bir işçiyim Türkiye’ye izine gelmişim. İzin günüm dolmuş ve geri dönüyorum. Pasaporta göre bütün Avrupa Ülkeleri’ni gezmişim. Eğer buralarda bana bir soru gelirse çıkarken,15 yıl hapis garanti, işkence de promosyonu..
Zaman zaman marangozhane de kalıyordum. Bir diğer görevim bozuk dökümanları sobada yakmaktı marangozhane de kaldığım zamanlarda sünger bir yatak ve bir çarşaf haricinde bir çok fare vardı. Bu fareler fındık fareleri değil neredeyse kedi büyüklüğündeydi.. kemirmesinler beni diye çoraplarımı pantolonumun içerisine sokup çarşafı başıma kadar çekiyordum. O koca fareler üzerimden geçip duruyordu. Sabah kalktığımda ilk işim ağzımı ve kulaklarımı kemirdiler mi diye kontrol etmekti..
Bir pazartesi sabahı dökümanları sobaya doldurup yaktım. Üzerine demliği koydum. 07.30 ve 08.00 arası esnaf dükkanlara gelmeye başladı. Fakat dışarıda bir kıyamet kopmuştu. Yukarıda baca tutuşmuştu. Han yanıyor.. Esnaf panik halinde “ İtfaiye çağırın diyor” . Bacayı söndürüyorlar. “Yaz günü kim burada soba yakar” diye soruyorlar. Marangozun kapısına 10 kişi birden dayandı. Açıp açmamak konusunda tereddüt halindeyken açmak zorunda kaldım. Hep bir ağızdan gelen sesler “ İş yerlerimizi yakıyorsun” “Yaz günü sobamı yakılır”.. Demlikteki suyu sobaya boşalttım fakat onlar sobayı içindekilerle birlikte dışarıya çıkartıp söndürmek istiyorlardı. Ben sobaya kimseyi yaklaştırmazken onlar sobayı ısrarla boşaltmaya çalışıyordu. Yanaştırmak istemiyorum çünkü dökümanlar henüz yanmamıştı. Derken dışarıda bir kıyamet koptu. Bir kadın kendisini taciz eden karşı komşusunu görünce kavga başladı. Bir anda atölye boşaldı herkes kavganın peşinden gitti. Ben de dökümanları çıkarttım, söndürdüm bir poşete koydum. Uzak bir çöp konteynırına atıp geldim. Bir insan tacize bu kadar mı sevinir.. böylelikle birinci tehlikeyi atlattık ama ikinci tehlikeyi atlatamadık…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.09.2022
10.06.2022
9.03.2022
12.09.2021
6.04.2021
17.03.2021
12.02.2021
8.02.2021
6.02.2021
3.05.2020