Nuray MERT
Baskın Oran Sabro[1] dergisinde Ukrayna üzerine yazısına (Mart 2022) bir not düşmüş: “Çok dikkat. ABD’nin çifte standartları, bizde Batı/demokrasi karşıtlığını körüklemek için kullanılmaya başlandı. Çok çok dikkat.”
Kaygısını anlıyorum, ama bence özellikle doksanlı yıllardan beri sol siyasi duruş, bu ‘dikkat’ nedeniyle muvazenesini kaybetti. Bence dikkat etmemiz gereken asıl mesele, Batı’yı bir bütün olarak tanımlamak ve kapitalizm/post-kapitalizm sorgulamasını ihmal eden demokrasi söylemleri. Dünyaya sol-eleştirel açıdan bakanlar bile ‘Batı’yı başlı başına bir kategori olarak tanımladığı sürece sağ, milliyetçi, İslâmcı, yerelci Batı düşmanlığı güçleniyor ve daha da güçlenecek. Sol aydınlar kaba kapitalizm eleştirileri ve emperyalizm teorilerinden uzak durmak için, iyiden iyiye post-kapitalizm ve emperyal dünya düzeni sorgulamasını rafa kaldırdılar. Neoliberal demokrasi söylemini içselleştirdikleri ölçüde, Batı ülkelerin dış politika çıkarlarının bizim gibi ülkelerde özgürlükçü bir demokrasi anlayışını desteklemek durumunda olmadığını kavramaktan aciz kaldılar.
Doksanlı yıllarda öne çıkan neoliberal demokrasi tanımı, serbest piyasa ekonomisinin küreselleşmesinden ibaretti. Güney Asya’nın otokratik kapitalizm modellerine ‘Batı dışı modernlik’ güzellemesi de, Müslüman coğrafyada kapitalizm ve Batı ile barışık ‘İslâm demokrasisi’ tahayyülleri de bu yaklaşımın sonuçları idi. Kapitalizmin tarihsel olarak demokratik siyaset kurgusunun mayalandığı zemin olduğu bir gerçek, ancak kapitalizmin ‘eşitlik’ kavramının göz ardı ettiği ölçüde demokrasi düşmanı olduğu da bir gerçek. Batı dışı coğrafya bir yana, Batı Avrupa’nın yirminci yüzyılda tanık olduğu otoriter ve faşist siyasetlerin temelinde, emek mücadeleleri ve sol siyasi mücadeleleri baskılamak ve boğmak olduğu unutuldu. Hitler, Mussolini, Franko, Salazar, Batı Avrupa’da 1917 Rus devrimi benzeri bir gelişme tehdidine karşı bu ülkelerin burjuvazisi tarafından tercih edildi. Hitler işi iyice azıtıncaya kadar, İngiltere dahil Almanya’da olanlara kimse ses çıkarmadı. Sosyalist Rusya tecrübesi iyi bir model olmadı, sosyalist bir Avrupa nasıl olurdu bilemiyoruz, ama kapitalist Batı modelinin ne olduğunu da, dünyaya neye mal olduğunu da Soğuk Savaş yılları boyunca gördük. İkinci Dünya Savaşı sonrası, ‘resmî’ Batı liberal tarihçiliği pek çok gerçeği karartma üzerine kurulu bir anlatıydı. Özellikle de Hitler’in şahsının sembolize ettiği diktatörlükler gökten inmiş gibi takdim edilmek suretiyle, iki dünya savaşı arasında yaşanan dönem sorgulama dışı kaldı. Sadece o da değil, dünya savaşı sonrası Batı demokrasilerinin ne halde olduğu da unutuldu; Batı Almanya’da Nazi kadrolarının nasıl temize çekildiği, Fransa’yı otoriter bir generalin toparladığı, İspanya ve Portekiz’i yetmişli yıllara kadar iki diktatörün yönettiği, İtalya’da Komünist Parti’nin seçim kazanması tehdidine karşı ABD’nin olaya nasıl müdahale ettiği, liberal Batı tarihçiliğinin ilgisi dışında kaldı. ABD’den hiç bahsetmiyorum, nasıl bir demokrasi olduğunu tüm dünya halkları tecrübe etti, halen ediyor. Batı’nın güçlü kapitalist ülkelerini tüm kiri ve pası ile ‘Batı’ diye yüksek bir standart olarak tanımlarsanız, Batı düşmanlığı artar, dahası Batı’nın eleştirel düşünce ve siyaset birikimi de bu kirli sepette heba olur. ‘Demokrasi’ kavramının gözden düşmesinin nedeni de neoliberal söylem çerçevesinde tanımlanıyor olması, yani ‘demokrasi’ kisvesi ardında askerî işgallerin, operasyonların, bin bir kirli oyunun meşrulaştırılmaya çalışılması.
Şimdilerde, Ukrayna-Rusya savaşı çerçevesinde, demokrasi ve özgürlükler kavramları ardına gizlenmeye çalışılan stratejik oyunlar, bu kavramların daha da yıpranmasına ön vermiş vaziyette. Baskın Oran’ın dediği gibi aman ‘dikkat, çok çok dikkat!’, ama işin burasına dikkat! Demokrasiler değil, ‘demokrasi’ kavramı, fikri, itibarı tehlikede, ‘çok dikkat!’
Doksanlı yılların uğursuz sesi Francis Fukuyama yine meydanlarda, ‘liberal demokrasi tehlikede’ propagandasının başını çekiyor.[2] Propaganda kitabı, Ukrayna işgalinden önce basılmış, şimdi piyasada; Liberalism and Its Discontents (Profile, Frrar, Straus&Giroux), yani Liberalizm ve Sıkıntıları ama zaten bu propaganda da -yani ekonomik liberalizm ve demokrasiyi özdeş tanımlayan neoliberal demokrasi tanımı da- doksanlı yıllardan beri tedavülde.
Ne acıdır ki, bu propagandanın içinden konuşanlar sadece Fukuyama gibi ipi pazara çıkmış ‘neo-con’lar değil. Ünlü tarihçi Mark Mazower’ın Finacial Times’ta yayımlanan “Europe’s long quest for peace” (“Avrupa’nın uzun soluklu barış arayışı”) başlıklı yazısı (26-27 Mart 2022) benzer bir telden çalıyor. Mazower ile 1987’de, o doktora öğrencisi ben de misafir öğrenci olduğum dönemde, Oxford’da tanışmış, o zaman ahbaplık etmiştim, sonra Salonica, Dark Continent başta olmak üzere, kitaplarını hayranlıkla okudum. Avrupa tarihini benden ve pek çoklarımızdan iyi bildiği kesin, zaten işin tuhaf tarafı da bu, bu çapta bir yakın dönem tarihçisinin, Putin’e karşı ‘Avrupa’nın övgüye layık barış tecrübesini korumak için, istemese de savaşta olduğu’nu söylemesi anlaşılabilir gibi değil. Gerçi Birleşmiş Milletler’e dair 2008’de yayımladığı kitabında bu yaklaşımının temelini oluşturuyordu (No Enchanted Palace, Princeton University Press) ve çalışmaları son derece nüanslı olsa da nihayetinde liberal Batı tarihçiliğin çerçevesi içinde kalıyordu.
Asıl önemlisi, ister Fukuyama gibi sığ bir kuramcının, ister Mazower gibi derinlikli bir tarihçinin buluştuğu nokta olan neoliberal ‘demokrasi, özgürlük ve barış’ tanımları. Aman dikkat, çok dikkat! Hiç kuşkunuz olmasın bu söylem, demokrasi, özgürlük ve barış ideallerine itibar kaybettirecek. Birileri bu idealler adına ABD küresel hegemonya mücadelesini, diğerleri Putin’i destekleyecek ve insanlık daha uzun süre iki kötü seçenek arasına sıkışacak. Tam da bu nedenle, kuru gürültüye pabuç bırakmadan, tanık olduğumuz gelişmelerin gerisinde neyin olduğunu iyice sorgulamak, kurcalamak gerekiyor. Tanık olduğumuz tam bir küresel güç mücadelesi, bir yanda Sovyetler’in çözülüşü ardından, içeride ve dünya çapındaki gücü iyice zayıflayan Rusya Federasyonu’nun, kendini yeterince güçlü hissettiği noktada, ABD/NATO sıkıştırmasına karşı sopayı eline alması, 2008’de Gürcistan’a askerî müdahale, 2014’te Kırım’ı işgal ve şimdi Ukrayna’ya askerî müdahaleye girişmesi var. Diğer yanda, Soğuk Savaş’ın lafta bitişinden bu yana ABD’nin küresel hegemonya siyasetleri var.
Putin’in hesaplı veya hesapsız güç gösterisi, çok kutuplu dünya ihtimaline karşı ABD’nin en büyük silahı haline geldi; NATO safları sıkılaştı, AB koşulsuz ABD müttefiki olduğunu ispatlamak zorunda kaldı, dahası otoriter veya değil Batı dışı ülkeler bu saflaşmada taraf olmak durumunda kaldı. Yeni savaş konsepti, ‘liberal demokrasilere karşı otoriter rejimler’ veya Putin’in şahsında sembolleşen ‘diktatörlerin mücadelesi’. Meselenin liberal demokrasi veya otoriter rejimler olmadığının en iyi göstergesi, bu mücadelede, otoriter bir rejimle yönetilen Polonya’nın, ABD/Batı saflarının en önemli müttefiklerinden biri haline gelmesi. Aslında bu hiç de şaşılacak bir şey değil, Soğuk Savaş dönemi boyunca ‘totaliter komünizm’e karşı mücadele saflarında nice diktatörler, nice kirli rejimler vardı. 11 Eylül’den sonra, ilan edilen ‘küresel radikal İslâmcı terör’e karşı mücadelede, bu bahane ile Afganistan ve Irak işgal edilirken Suudi Arabistan müttefik güçtü.
Nitekim, Economist dergisinin “Yeni Soğuk Savaş, Yeni Tavizler” (“New Cold War, New Compromises”, 26 Mart 2022) başlıklı yorum yazısında, bu çelişkinin göze batacağı teslim edilmiş, “Soğuk Savaş döneminde, komünizm tehlikesi bu tür rejimler ile işbirliği yapmanın gerekçesi olabiliyordu, şimdi otokrasiye karşı mücadele için otokratlarla işbirliğini izah etmek daha zor,” denilmiş ama hemen gerekçesi bulunmuş: “Demokrasilerin kötü rejimler ile işbirliği yapmasının tarihi uzun ama bazı durumlarda gerekli,” imiş. Mesela Hitler’i yenmek için Stalin ile işbirliği yapılmak zorunda kalınmış, bir de “Zaire (Kongo) gibi ülkelerde bu tür rejimlere göz yummak gibi bir utanç” söz konusu imiş. Bu mevzu çok su götürür ama şimdilik hiç uzatmayayım. Bu yorum sonuçta iyimserliğe bağlanmış, “komünizm evrensel bir ideoloji iken, ‘Putincilik’ öyle bir ideolojik güce sahip olmadığı için özgür dünya için o çapta bir tehdit değilmiş”. Bana hiç de öyle gelmiyor, ‘komünizm tehlikesi’ bahanesi ile sol siyasetlerin tamamı, sömürgecilik karşıtı mücadeleler, Bağlantısızlar Hareketi hepsi tarumar edildi, şimdi onların bıraktığı boşlukta Putin ve benzeri otokratlar anti-emperyalizmin sözcülüğüne soyunabiliyor ve bu çerçevede taraftar bulabiliyor. Yani, insanlığın küresel ve yerel haksızlıklar karşısındaki ufku ABD’ye karşı çıkan kim varsa ona sempati beslemeye kadar daralmış vaziyette. Bence insanlık adına, demokrasi ve küresel barış adına hiç de sevinilecek bir şey değil ama mesele başka, amaç ABD ve NATO hegemonyası saflarının sıklaşması, gerisi hiç önemli değil.
Diğer taraftan, iddia edilenin aksine, Rusya Federasyonu ve ‘Putincilik’ son zamanlarda, ABD açısından ciddi bir tehdit halini almıştı. Çin en önemli tehdit olarak tanımlanıyordu ama asıl sorun çok kutuplu dünyaya doğru gidişti. Bu tür birçok kutuplu dünya ‘çok iyi bir fikirdi’ demiyorum, küresel hesapların nasıl yapıldığına işaret etmeye çalışıyorum. Çin’in ekonomik gücünün küresel çapta siyasi boyut kazanmaya başlaması bir dertti. Batı Avrupa’nın Rusya Federasyonu ile özellikle ekonomik temelde de olsa yakınlaşması ABD için sorun teşkil ediyordu. Batı dışı dünyada, ABD/Batı dünyası ile arası açılanın gözü dışarılara kaymaya başlamıştı. Putin’in ‘Batı emperyalizmine kafa tutan adam’ portresi, bırakın Batı dışı dünyayı, Avrupa’da bile bir cazibe merkezi haline geliyordu. En önemlisi, Latin Amerika ülkelerinde sol ve sağ popülist rejimlerin Putin ile içli dışlı olmaya başlamasıydı. Venezuela zaten Rusya ve ABD’nin diğer büyük düşmanı İran müttefiki idi. Küba ve Nikaragua da bu saflarda yer alıyordu. San Salvador’da Salvador Sanchez Hükümeti Rusya ve Çin’e meyletmişti. Ekonomik darboğaz yaşayan Arjantin pandemi dönemini Rus aşısı Sputnik ile atlatmak durumundaydı. Sadece sol popülist rejimler değil, mesela Brezilya’da Bolsanaro Putin’i öve öve bitiremiyordu. Kısacası, bir süredir Latin Amerika’da ABD açısından son derece tatsız bir tablo ortaya çıkmaya başlamıştı, o kadar ki, NATO 2017’de Kolombiya ile ‘kıta dışı müttefiklik’ anlaşması imzaladı, 8 Aralık 2021’de ise Kolombiya’yı NATO’nun ‘küresel partner’i olarak tanımlayan bir anlaşma daha imzalandı.
Kısacası, halihazırda mevcut dünya düzeninde, kimsenin demokrasi diye bir derdi yok. Küresel neoliberalizmin demokrasi, özgürlükler ve barış gibi bir derdi olamayacağını en iyi görenlerin sol-eleştirel gözler olması gerekir. Dahası Ukrayna-Rusya savaşı küresel neoliberal düzeni kökten sorgulamak için iyi bir vesile olmalı. Yaşadıklarımız istisna değil, bu düzenin ayakta kalması için ‘demokrasi’ bahanesi ile otokratlar ile işbirliği, askerî müdahale, savaş gerekiyor. Ayrıca halihazırda taraflar ekonomik model açısından birbirinden farklı değil, Tony Wood’un hatırlattığı gibi,[3] Putin Rusya’nın neoliberalizme açılması sürecinin bir ürünü. Stalin matah bir siyasi aktör değil ama Putin’i hokus pokus ile Stalin’in devamı olarak gösterme çabasının gerisinde, onun neoliberal ekonominin Batı dünyası dışındaki temsilcilerinden biri olduğu gerçeğini örtme çabası var. Putin ve Çarlık Rusya’sı ile kurulan bağlar ise düpedüz neo-Oryantalist bir söylem, özetle, ‘otokrasi Rusların tarihsel-kültürel gerçeği’ demekten başka bir şey değil. Bu söylemin, Putin’in Rusya’nın tarihî-kültürel özgünlüğü temelli propagandasından özü itibarı ile farkı yok.
Biz asıl konumuza dönelim. Unutmayalım ki, küresel neoliberal düzen de yeni bir durum değil, ‘liberal demokrasi’ diye cilalanan kapitalist ekonomik model hep böyleydi, yükselişi kolonyalizm ve emperyalizm ile beslendi, tarihi ‘Hitler’e razı olmak, sonra onu yenmek için Stalin’e razı olmak’, sonra Sovyetler’e karşı rezil rejimler ile rezil işbirlikleri yapmak ‘zorunda kalmak’ vs. ile geçti. ‘Haydi, dünya devrimine’ demiyorum, öylesi de bildiğimiz başka sorunlar çıkardı ama insanlık için farklı bir gelecek tasavvuruna alan açmak gerekiyor, diyorum. Bu savaş vesilesiyle Batı dünyasının Rusya’ya enerji bağımlılığından kurtulmak açısından fosil enerji kaynaklarından ekolojik seçeneklere dönmesi için bir fırsat doğduğunu düşünmek de tam bir siyasi şaşılık. Ekolojik denilen enerji kaynaklarını üretmek için gereken doğal kaynakların yağmalanması mücadelesi şimdiden başlamış vaziyette. Asıl mesele kapitalizm/ post-kapitalizmin köklü bir sorgulamasını göze almadan, sadece dünya çapında adaletsizliklerden, savaşlardan, çatışmalardan değil, gezegenin yok olması tehlikesinden kurtulamayacağımız.
BİRİKİM
[1] Sabro, Türkçe-Süryanice aylık dergi.
[2] Daha önce Politik Yol’da “Liberal Demokrasiler Tehlikede mi?” başlıklı bir yazı yazmıştım, ilgili okuyucular buradan bakabilirler: https://www.politikyol.com/liberal-demokrasiler-tehlikede-mi/
[3] Tony Wood, Money, Power and the Myth of Cold War Russia Without Putin, Verso, 2018. T24 sitesinde bu kitabı tanıtmaya ve tartışmaya katmaya çalıştım, bkz. “Putin’siz Dünya”, https://t24.com.tr/k24/yazi/putin-siz-dunya,3606
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024