Nuray MERT
Uganda doğumlu, Hint asıllı, Müslüman ve 36 yaşındaki Zohran Mamdani’nin New York belediye başkanı seçilmesi, sadece Amerika’da değil, dünyanın pek çok yerinde bomba etkisi yarattı. Benim için asıl bomba haber, Zohran’ın, siyasi duruşunu da önemsediğim bir akademisyen olan Mahmud Mamdani(*)’nin oğlu olduğunu öğrenmek olmuştu.
Türkiye’de de Zohran Mamdani’nin seçilmesi farklı kesimleri heyecanlandırdı. ABD’nin bir aklama operasyonu olarak algılayan komplo teorisyenlerini bir yana bırakalım: İslamcı-muhafazakar kesim, Mamdani’nin Filistin’e verdiği güçlü destek nedeniyle seçimi, İsrail’in yenilgisi ve “Gazze’nin zaferi” olarak yorumladı. Mamdani, gerçekten de Filistin’e destek veren herkesin antisemitik olarak damgalandığı bir ortamda Gazze’ye güçlü destek verdi. Nitekim, o da Trump’ın komünist ithamı bir yana, en çok antisemit olmakla suçlandı. Demokrat Partili bazı Yahudi kökenli aydın ve siyasetçiler de bu konuda Trump ile aynı görüşü paylaştı. Ancak diğer taraftan, Filistin davasına destek veren özellikle genç nesil Yahudi kökenli New York’lulardan da güçlü destek aldı.

“Müslüman ve demokratik sosyalistim ve bunun için özür dilemiyorum” çıkışı çok önemliydi. Gerçi, müslüman kimliği kültürel müslümanlık çerçevesindeydi ve eşcinsel haklarını savunmasının önünde bir engel değildi. Ancak ABD’de, özellikle 11 Eylül sonrası güçlenen müslüman düşmanlığına karşı kazanılmış büyük bir zafer sayılmayı hak ediyor.
Türkiye’de solcu ve sosyal demokratlar da Mamdani’nin zaferini, dünyada sol siyasetin güçlenmesinin işareti olarak yorumladılar. Doğrusu, Mamdani öncelikle Demokrat Parti içinde solun zaferi oldu ve Demokrat Parti için bu, buruk bir zaferdi. 2016 yılında Başkanlık adaylığı yarışına giren Bernie Sanders de Demokrat Parti içinde neo-liberalizme karşı tepkileri temsil eden sol bir dalgayı temsil ediyordu. Zohran Mamdani’nin aksine, yaşlı bir politikacı olan Sanders de feministler de dahil gençlerden güçlü destek almıştı. Feministleri özellikle zikrediyorum çünkü sonuçta Demokrat Parti başkanlık adaylığını kazanan Hillary Clinton, “kadın” temasını sonuna kadar kullanıyordu. Sonuçta, Demokrat Parti’de Clinton’un mensubu olduğu neo-liberal kanat galebe geldi, ancak Başkanlık seçimi kaybedildi ve Trump’ın ilk iktidarı böylece başladı. 2020’de ise Demokrat Parti adaylığını liberal kanadı temsil eden Biden kazandı ve Başkan oldu; ama sonuçta Demokrat Parti’ye büyük zarar veren bir durum yaşandı.
Yani ABD ve Demokrat Parti içinde sol bir dalganın yükselişi daha öncesine dayanıyor. Özellikle 2016’da Sanders büyük bir dalga yaşamıştı ve adaylığı Clinton kıl payı kazandı. Mesele, 1990’lı yıllardan itibaren giderek daha çok neo-liberal merkeze yaklaşan hatta buluşan Demokrat Parti’nin çoktan toplumsal tepki ve talepleri temsil krizine girmiş olmasıydı. Liberal kanadın parti içindeki hegemonik gücü ve bu krizi görmezden gelme tavrı, sonuçta ikinci Trump iktidarına yol açtı. Zohran Mamdani’nin politik zaferi, en çok da bu krizin devam ettiğini gösteriyor. Ancak bu başarının Amerika’da ve münhasıran Demokrat Parti’de sol kanadın yükselişi olarak devam edeceği konusunda ihtiyatlı olmak gerek. Malum, New York, kozmopolit, sanat ve entelektüel bir merkez olarak özel bir dokuya sahip bir şehir.

Yine de Zohran Mamdani olayı, sadece Amerika’da değil, tüm dünyada eski düzenin sürdürülemez hale geldiğinin kanıtlarından biri. “Eski düzen” dediğimiz, gelişmiş Batı’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD önderliğinde kurulan liberal kapitalist demokrasi modeli, Batı dışı dünyada da ideal hedef sayılıyordu.
ABD’de Trump Başkanlığı, Batı Avrupa’da aşırı sağın yükselişi ve tüm dünyada otoriter popülizm dalgası, bu düzenin çökmesinin bazen sebebi, bazen sonucu olarak yorumlanıyor. Bundan sonra siyasetin sağ ve sol popülizm çerçevesinde şekilleneceği ileri sürülüyor; haklı olarak her ikisi de “tehlikeli” bir gidiş olarak değerlendiriliyor. Malum, sol popülizm denince de akla Zohran Mamdani’nin tanımladığı “sosyalist demokratlık” değil, Venezuela lideri Maduro gibiler geliyor.
Doğrusu, Zohran Mamdani’yi siyasi ufukta görülen bir ışık olarak görenler haksız değil. Ancak New York’ta yaşanan bir başarının ne kadar yaygınlaşabileceği son derece şüpheli. Bu noktada, bir uygunsuz gerçeği de hatırlatmakta fayda var: Azınlık oyları çoğunlukla sol, sosyal demokrat, çoğulcu ve özgürlükçü partilere gider; ancak bu oyların sahipleri her zaman sol, demokrat ve özgürlükçü olmayabilir. Almanya’daki Türklerin pek çoğunun orada sosyal demokratlara oy verip, Türkiye’de ise muhafazakar ve milliyetçi partileri desteklemesi gibi. Bu nedenle Türkiye’de de iki ayrı kesim, farklı nedenlerle Zohran Mamdani’nin zaferini kutluyor.
Türkiye’ye gelince, tabii her ülkenin kendine mahsus koşulları var.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024