Nuray MERT
15 Temmuz, kuşkusuz tarihi bir dönüm noktası, ama neye dönüşeceğimiz henüz belli değil. Kavgasız, dövüşsüz, demokratik bir Türkiye hayali kuranlar için bir fırsat olabilirdi; hâlâ bu hayali canlı tutmakta, hayata geçirmeye uğraşmakta yarar var. Ancak, siyasal-toplumsal hayallerin gerçekleşmesi için toplumun tümüyle olmasa da çoğunluğu tarafından paylaşılması gerekir. Ben halihazırda bu manada bir ortaklaşmadan çok uzak olduğumuzu düşünüyorum.
Siyasal yelpazede uzlaşma, onarma öne çıkıyor gibi, ama toplumsal planda Türkiye’nin geleceğine dair hayaller birbirinden çok uzak. Öncelikle, Türkiye’nin neden bu hale geldiği konusundaki sorgulamada her musibet Gülen grubu, onların çevirdikleri işlerden ibaret. Oysa, Türkiye’nin geçmişini topyekûn sorgulamaya girişmeden, sağlıklı bir çıkış bulmak da bundan sonra çıkılacak yol konusunda uzlaşmak da zor. Ulusalcı zihniyetin, Ergenekon mağduriyeti ile dar görüşlü bir Türkiye tasavvurunu bir kez daha fırına sürmesi bir sorun. Türkiye’nin geleceğini, yeni ve eski Fethullahçı itirafçıların öcü masallarının peşine takmak ayrı sorun.
Daha önemlisi, demokratların, laikçilerin, Kürtlerin ve İslamcıların Türkiye’nin geleceği konusunda tasavvurları birbirinden çok ama çok farklı. İslamcıların Türkiye tasavvuru, seçimle sınırlı bir demokrasi ile İslami bir düzen kurmak, geçici olarak ve mecburiyetten laikliğe katlanmak. 15 Temmuz demokrasi müdafaası, darbeler karşısında ortak demokrat tavır olmanın bir adım ötesine gittiğinizde, böylesi bir düzenin kurucu adımlarından biri, “Yeni Türkiye”nin resmi kuruluş tarihi. Diğerleri, böyle bir gidişten kuşkulu ve rahatsız ama ne gelecek kurguları ne de toplumsal tabanları geleceğe yön verebilecek güçte. Kürt siyaseti ise haklı olarak mevcut siyasal uzlaşma zemininin Türk milliyetçiliği üzerine kurulmuş olmasından rahatsız, ama demokratik bir Türkiye inşasına omuz vermekten ziyade Kürt ulusal mücadelesine odaklanmış vaziyette. Muhafazakâr çoğunluk, halihazırda belki ideolojik manada İslami bir düzen savunucusu değil, ama bu yönde bir gidişe ve demokrasinin çoğunluğun seçiminden ibaret tanımlanmasına büyük bir itirazı yok. Bu koşullar altında, en muhtemel ve belki anlaşılması kolay olan Yeni Türkiye projesinin yol alması. İşin kötüsü, Yeni Türkiye projesi, mevcut tanımı ile daha fazla toplumsal barış, demokrasi ve özgürlük vaat etmiyor ve tam da bu nedenle Türkiye’nin içinde bulunduğu girdaptan çıkış yolu olamayacak.
Hali hazırda, “Yeni Türkiye” projesinin en ateşli savunucuları bir yanda ideolojik İslamcılar, daha doğrusu İslamcı milliyetçiler diğer yanda böylesi değişim dönemlerinde yer kapmak telaşı içinde olan her türden maslahatçılar ve bir adım sonrasında her türden oportünistler. Bu durum sadece Türkiye’ye ya da içinde bulunduğumuz tarihsel döneme mahsus bir tecelli değil. Her büyük değişim sürecinde ideolojik öncüleri maslahatçılar ile yol alır; her türden şahsiyetsiz, çıkarcı şahıs ve çevreler ön alır. Yakın tarihte, 1908 Jön Türk ihtilali de Yeni Cumhuriyet’in kuruluş yılları da benzer ortamlardı. Açın o dönemin romanlarını, ‘hatırat’larını, otobiyografilerini okuyun, o dönemlere ait tüm soylu hayalleriniz tuzla buz olur. Kısacası, bir kez daha otoriter ideolojilerin öncüleri ile her döneme uyum sağlayanların ezeli ittifakı söz konusu.
Son olarak, kim ne derse desin, İslamcılık otoriter bir siyasi ideolojidir ve bu temelde şekillenen yeni bir toplum mühendisliğinden başka bir şey vaat etmiyor. Bu ülkenin Müslüman kültürünü önemsemek ve es geçmemek başka şey, tüm toplumu İslami bir düzen kalıbına sokmaya çalışmak başka şey. Nitekim, tam da bu nedenle, İslamcıların Kemalizm eleştirisinin ağırlık noktası hep, otoriter olması değil, “toplumun yerli/ tarihsel/öz” değerlerine uzak olması iddiasıydı. Halihazırda İslamcılar hâlâ demokrasiyi, bir toplumsal barış yöntemi değil, “bize uygun olmayan ithal bir ideoloji”, laikliği ise dini çatışmalardan uzak durmanın bir yöntemi değil, büsbütün gâvur işi olarak görüyor. Bu hatta inşa edilen “Yeni Türkiye”, ister istemez otoriter bir düzen olacak, tabii bu arada başımıza daha beter şeyler gelmezse!
Not: 7 Ağustos Demokrasi Mitinginden önce yazılmıştır.
Yazarlar
-
Fehmi KORUABD Trump ile dünyayı çalkantıya terk ediyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖcalan’ın sosyalizmi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURPKK zaten bitirilmiş miydi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİmralı tutanakları tartışması süreci için yeni bir eşik 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTÜSİAD’ı anladık da o bağış yüzsüzleri kimdi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciMehmet Şimşek neden başarısız oldu 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezEmlak vergisi tasarısında düzeltme yapılıyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik illüzyon! 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBağımlı finansallaşmanın anatomisi ve Türkiye’nin bitmeyen kırılganlığı 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA6/7 Aralık Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı.. 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMüslüman dünyada yeni bir fıkhi yaklaşımın önü açılabilir mi? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAYM BAŞKANI AĞLIYORSA… 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEYeni aşama başladı mı? 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİTeostrateji yahut Din ve Dünya ilişkisinde kalibrasyon sorunu 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürk ve Kürt yalnızca seçmen değil aynı zamanda insan ve yurttaş 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKKürt açılımı hangi barışı getirecek? Üç barış teorisi 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMonroe Doktrini gibi bir Trump Doktrini… 7.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024
5.05.2024