Nuray MERT
Suriye olayı o denli karmaşık, Türkiye’nin dış politikası öyle çetrefil bir hal almış vaziyette ki, her ne kadar Türkiye için olağan şüpheli FETÖ, Rusya için Nusra ise de Rusya Büyükelçisi suikastı “Şark Ekspresi’nde cinayet”e dönmüş durumda. Nitekim Rusya, olayı aydınlatmak için “daha çok
erken” dedi, biz fani vatandaşlar zaten bu işleri çözmeyiz, o nedenle en iyisi sonuçlarına bakmak.
Sonuçta hedeflenen Türkiye-Rusya yakınlaşması ise, bu gerçekleşmedi, tam tersine Moskova Deklarasyonu ile “yakınlaşma” perçinlendi. Asıl önemli olan ise “yakınlaşma”dan ne anlamamız gerektiği; sonuçta Suriye konusunda Türkiye ve Rusya birbirinin tezlerine yakınlaşmadı, Türkiye Rusya’nın tezine ve çözüm önerisine yakınlaşmış oldu, Moskova Deklarasyonu’nun özeti bu. Aslında Halep toplantısı öncesi de durum bu idi, ama suikast sonrası Türkiye tüm kozlarını yitirmiş oldu.
Aslında Türkiye’nin elinde ne koz vardı, onu da pek bilmiyoruz. Anladığımız kadarıyla Rusya’nın Türkiye’den beklediği, önce tahliye, sonra ise rejim ve muhalifler arasında kotarılacak bir çözüm konusunda “yapıcı” davranması, belki Türkiye de, “yapıcı” davranma karşılığı muhalifler adına bazı kazanımlar koparmayı umuyordu. Bu arada Rusya’nın yani Putin’in “ılımlı muhalif” diye bir ayırım yapmadığını biliyoruz, zaten işin başında bunu açıkça söyledi. Yine de, belli ki “siyasi çözüm” adına, bazı “muhalifler” muhatap sayılacak, diplomasi gereği işler bu yolda ilerleyecek. İşlerin böyle yürümesine karar vermek, Rusya’nın, Suriye’de Esad rejimin meşruiyetini sorgulamaya ve sorgulatmaya niyetli olduğu, muhaliflere bakışını Türkiye’ye yakınlaşacağı anlamı taşımıyor.
Bu arada, Moskova Toplantı ve Deklarasyonu’nun üçüncü ortağı, İran da Suriye konusunda Rusya ile hemfikir, zaten Suriye’de kıyamet bu eksene karşı Batı ittifakı arasındaki çatışma ve didişmeden koptu. Gerçi ben, nihayet Türkiye’nin Suriye’de siyasal çözümün tarafı olmaya karar vermesinden son derece memnunum, ama bu üçlü nasıl bir iş çıkaracak merak ediyorum. Türkiye’nin son zamanlarda Batı ittifakından koptuğu, alternatif arayışında olduğu doğru, ayrıca Suriye’deki çıkarları açısından siyaset değişikliğine gitmesi “anlaşılır” bir şey ama, daha düne kadar iktidar çevresinin Suriye konusunda tavrı Batı dünyasının tıpkısının aynısı ve Türkiye’de medyanın Suriye resmi Batı ana akım medyasından farksız idi. Rusya, İran ve Suriye’nin “düzmece” haber dediği fotoğraf ve hikâyeler dolaşımda idi.
Türk-Rus İmparatorluğu hayali kuran Cumhurbaşkanı danışmanı farkında mı bilmiyorum, ama Çifte İmparatorluk ortağı, bizim kurban dediklerimize “Batı’nın medya kurmacaları, sahte trajedi kahramanları” gözüyle bakıyor, her gün bu haberleri yayımlıyor. Bu arada, “Türk-Rus İmparatorluğu mefkûresi” çerçevesinde Pers İmparatorluğu’na da yer olacak mı bilemiyorum, ama suikast öncesi iktidar yanlısı medya İran’a ateş püskürüyor, Halep’te ölenlerin katili diye manşet atıyordu. İmparatorluk sistemi kurmak, biz fanilerin akıl erdirebileceği kolay iş değil ama, sanki yol başından pürüzlü gibi görünüyor. Hem bu arada, Batı çökerken yükselen güç Rusya’nın Batı ve münhasıran ABD ile ilişkisinin uyum mu, çatışma mı olacağı da belli değil, Hillary Clinton seçimi kazansa idi, çatışma riski artacaktı ama malum olmadı. İran ise Batı dünyası ile ilişkilerini düzeltme sürecinde, seçim öncesi atıp tutan Trump, sonradan pek bu konuya girmedi farkındaysanız. Hepsini uzun vadede göreceğiz.
Kısa vadede, Türkiye’nin Suriye konusunda Rusya ile yakınlaşmasının, iktidar siyaseti açısından tek “kazancı” Kürt koridorunu önlemek konusunda destek bulmak gibi. İktidar bu konuyu Türkiye’nin güvenliği açısından en önemli sırada görüyor ve diğer ihtilaflar bu uğurda rafa kaldırılmış olabilir. Nitekim, Moskova Deklarasyonu, “Suriye Arap Cumhuriyeti”nin bütünlüğünü garanti ediyor. Ancak, Rusya henüz Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesi konusunda açıkça tavır göstermiş değil. Diğer taraftan, El Bab çevresinde Türkiye’nin kayıpları arttı, şehit sayısı bir günde on dördü buldu. En tuhafı, Türkiye’nin operasyon amacı, Kuzey Suriye’de Kürt koridorunu önlemek, ama savaş IŞİD ile yapılıyor, zira uluslararası koalisyon sadece IŞİD’i meşru hedef olarak kabul ediyor. Bu şartlar altında, “İkinci Kurtuluş Savaşı”nın neden Suriye’de IŞİD’e karşı yapıldığını izah etmek de zorlaşıyor. En kolay olan ise askerliği bedelli yapanların savaş çığlıkları eşliğinde, bu ülkenin gencecik çocuklarının ölüme gönderilmesi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024