Ömer F. Gergerlioğlu
Kaçırılan Ümit Horzum'un eşi feryat ediyor..!
2.02.2018
1174
İnsan hakları savunucusu olarak işim ihlallere karşı mücadele etmektir. İhlali eleştirdiğim için bana kimi zaman "dinci", kimi zaman "Ermenici", kimi zaman "Kürtçü", kimi zaman "fetöcü" dediler. Halbuki hedefim insana yönelik ihlale mücadele etmekti. Kimlik, meşrep, ırk, mezhep değil, ihlaldir benim konum.
Bugün bunlardan birini anlatmak istiyorum. Fetö ithamıyla karı koca KHK ile ihraç edilmiş bir ailenin başına gelenleri...
"Lütfen Sesimiz olur musunuz Sayın Gergerlioğlu . Çok çaresiz durumdayız. Her geçen gün eşimin hayatından endişem artarken çocuklarıma karşı gücüm tükeniyor." diyordu bana gelen mektuptaki cümleler.
6 aralık 2017 günü kaçırılan Ümit Horzum'un 2 çocuk annesi eşi bana bu satırları yazıyordu. Ve devam ediyordu
"Çok korkuyorum. Eşimin başına bir şey gelmesinden de. Çocuklarımdan da. Kendimden de. Uyuyamaz oldum. Dışarı çıkarken eve dönememe korkusu yaşıyorum. Ve en kötüsü çok yalnızım... kimsemiz yok.. " diyordu bu ses.
"Horzum ailesi" twitter adresindeki çocuklarının babalarına seslenişini izliyorum sonra, masumiyet dolu baba özlemi çeken çocuklar...ve halen günlerdir babalarını bekliyorlar.
Ümit Horzum'un eşi çok kapılar çalmış ve çok üzücü muameleler görmüş.
"Ben ihraç olmuş bir elektrik elektronik mühendisim. Bugüne kadar kimsenin beni hor görmesine ve ezmesine izin vermedim. Onurumla yaşadım. Şimdi bir polis memuru ya da bir başçavuş ya da bir zabıt katibi tarafından acımın alay konusu edilerek beni adeta kapı dışarı etmelerinden müthiş rahatsız oluyor ve kendimi zor tutuyorum. Bir gün çıldırıp Ortalığı ayağa kaldıracağım diye korkuyorum. Gördüğüm muameleler inanın çok saygısızca ve acıları körükler nitelikte. Çocuklarımın başında olmak için alttan alıyor Rabbime havale ediyorum. Tek gayretim var eşimi sağ salim bulmak."
Ama yılmamış. Günlerce, emniyet, savcılık koşturmalarından sonra söylediği ise şuydu.
"Avukatım AYM dilekçesini hazırlıyor. Salı günü savcı elimde henüz bir netice yok dedi. Kısacası biraz sesimi duyurabilsem de hukuki veya delil/görüntü anlamında elimde hiçbirşey yok. Başladığım noktadayım."
Ve her gün çırpınmaya devam etmiş, söylediği yine buydu.
"Gayri resmi olarak bir polis memuru aralık ayında aracın mobeselere hiç takılmadığını söyledi. Ama bu mümkün değil. Ben o gün gittiği yerleri öğrendim. Hatta bir gün önce yakıt aldığı yere çok yakın mobeseler var. Sanırım silinmiş kayıtlar... Savcılık da muhtemelen bu sonucu verecek... elim bomboş "
Ama yılmadı ve uluslararası kuruluşlara başvurdu. "AİHM ve BM başvurularımız da yapıldı. İkisi de acil koduyla savcıdan ne yaptığıyla ilgili rapor istemiş."
Olay uluslararası alana intikal etmiş, ama ne yazık ki ulus içinde kimsenin ne haberi var, haberi olanın da yaptığı bir açıklama var. Biz resmi makamlardan cevap bekleyelim, bakın günler sonra annenin gayretleriyle ulaştığı son nokta nedir?
Bunu yine twitter hesabından açıklıyor Ümit Horzum'un eşi
"Ankara'da polisin tespit edemediği bir veriyi kendi halimle, tek başıma tespit edebildim. Duygularımı anlatamam. Çaresiziz ve acı çekiyoruz. "
Kocası kaçırılmış bir kadının bu sözlerinden yüzü kızaracaklar vardır herhalde..!
Ve twitter hesabından açıklamalar devam ediyor. Bu iddialar nasıl olur da yüksek düzeyde ses getirmez, insan hayret ediyor..!
"Bir ipucu, görgü şahidi bulurum ümidi ile, Ankara sokaklarında dolaştım. Akaryakıt istasyonlarını gezdim. Nihayet, eşim Ümit Horzum'un Samsun yolu Turgut Özal Bulvarı No :30 adresinde faaliyet gösteren Petrol mob. dek. tur. teks. otom. san. ve tic. A.Ş. 'ye ait Opet bayiine giderek akaryakıt aldığını tespit ettim."
Hesabında fatura kayıt bilgilerini paylaşmış ve ekliyor
"Petrol İstasyonu görevlisi, kamera görüntülerinin 15 gün içerisinde silindiğini belirtti. Zamanında, emniyet birimleri almış olsa idi, belki de eşimi peşinden takip eden şüphelilerin görüntüleri de tespit edilmiş olacaktı."
Durum bu, yapılacak olan en üstten sormaktır, Ankara ilinin mülki amirine seslenmiş.
"Soruşturmada görevli Emniyet birimleri, akaryakıt istasyonuna ait kamera görüntülerini silinmeden önce zamanında almış olsa idi, belki de failler şimdiye kadar bulunacaktı. Eşim de kurtarılmış olacaktı. Hâlbuki, eşimin, en son 29 kasım 2017 günü mobese kaydı olduğu söylenmişti. Delillerin karartılmasından ciddi endişe ediyorum. Delil karartma hukukumuz açısından ağır yaptırımı öngördüğü bilinmektedir. Soruşturmada ağır davranmak suretiyle delillerin kaybolmasına sebep olanlar varsa, bunlarla ilgili hukukun emredici hükümlerinin gereğinin yapılmasını da talep ediyorum. Bu kadar yol güzergâhında, bir çok mobese ve plaka tanıma sistemi bulunduğu bir gerçek. Ve bu görüntülerde, eşimi takip eden şüphelilere ait görüntülerin bulunacağını düşünüyorum."
Ama halen mülki amirden açıklama yok. Başka ulaşılabilecek yollardan da ses seda yok. Ümit Horzum'un eşine günlerdir bir cevap yok, halbuki o yetkililerin bulamadığını bulmuş.
"30.01.2018 Salı günü Ankara Adliyesi'ne gittim. Ancak, ne yazik ki eşimin kullanmış olduğu cep telefonuna ait hts raporunun olayın üzerinden (57) gün geçmesine rağmen @BTK 'dan hala cevap gelmediğini öğrendim."
Bunlar çok önemli... bu olayı takip edeceğiz. 21. yüzyılda bir eş, bir anne tek başına mücadele veriyor. Türkiye'nin başkentinde eşi kaçırılmış bir kadın, mobese kamerası dolu bir yerde işin peşine kendisi düşmüş, karanlıkları aydınlatmaya çalışıyor. Bu yalnız hanımı gündem etmek çok yoğun gündem içinde benim en öne koyduğum bir olay. Çünkü son derece karanlık, sorularla dolu, önü kapatılmış bir olay ve direnen bir kadın var karşımızda. Bu anne ve masum çocuklarına yardımcı olmak ise vicdanımızın bize emrettiğidir. Mülki amirlerin yapması gerekense bu denli açık deliller karşısında bir açıklama yapmaktır. Ankara Valisi Ercan Topaca'dan bir açıklama bekliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018