Ömer F. Gergerlioğlu
Başbakan dünkü grup konuşmasında yine doğru yolu bulamadı. Ölen askerlerin ailelerine yazdıkları son mektupları duygusal bir tonda okudu ve çok kişiyi ağlattı ancak konu Uludere’ye gelince o yufka yürekli halk adamı gitti, soğuk bir devlet dili hakim oldu yine konuşmaya. Başbakan Uludere’de yanlışlıkla da olsa bombalanarak paramparça edilen çoğu çocuk cesedin konduğu tabutlara niye PKK bayrağına sarıldığına takılmış. Sanki maktüllerin yakınları “fırsat bu fırsat, PKK bayrağına sararak şöyle şenlikli bir gösteri yapalım” demişler. Acı içindeki ana ve babaları ağır bir şekilde itham eden çok soğuk bir söylem duyduk yine Başbakandan … Biz ondan hissiz konuşması ile büyük tepki toplayan İçişleri Bakanını görevden almasını beklerken o Şahin’den rol çalmaya çalışıyor. Sanki olaydan sonra özür dilemeyen kendisi değil. Duygusuz bir tonda yıllarca unutulmayacak bir katliamı değil de sıradan bir olayı anlatır gibi konuşan ve Genelkurmay başkanına teşekkür eden sanki kendisi değil. Sanki herhangi bir devlet görevlisi gitmiş ve o cesetleri kayalardan kazımışlar ve tabutlara parça parça doldurmaya çalışmışlar da, köylüler “hayır bu yardımı kabul etmiyoruz, biz çocuklarımızın vahşice katledildiği şu anda PKK propagandası yapmaktan başka bir şey düşünemiyoruz (!)” demiş. Bölgede askerlerin mayınlara basabildiğini ama kaçakçılık yapan köylülerin mayına basmadığını imalı bir dille söyleyen Başbakan “bunlar PKK ile ortak çalışıyorlar” imajını vermek istiyor anlaşılan. Bu nasıl derin bir ortaklık ki maktuller sırf PKK propagandası olsun diye canlarını versinler(!). 34 insanı bombalarla yanlışlıkla paramparça etmişsin, daha sonra üste çıkarak sırf geçimlerini temin etmek için kaçakçılık yapanları PKK işbirlikçisi olarak itham ediyorsun. Hani canlansalar da onlardan “niye başımıza bu derdi açtınız , ey işbirlikçiler, niye başımızı ağrıttınız, niye öldünüz ” sorayım diye bekleyen bir Başbakan görüntüsü çıkıyor karşımıza. Başbakan “otomatiğe mi bağlanalım” diyor özür konusuna gelince. Vicdanı sızlıyor ama kabadayı tavrı bu sızıya engel oluyor. Başta özür dilemeyen, kalpsizlik yapan Başbakan kendisine bunu hatırlatan farklı kesimden birçok kişiye “özür otomatiğine mi bağlanalım” diyerek mügalata yapıyor. Sanki başta özür dilemiş de “otomatiğe mi bağlanalım” diye şikayetleniyor. Sayın Başbakan, “acınızı hissediyorum” demek bu kadar zor muydu? Müslüman bir yürekten bu sözün çıkması bu kadar zor muydu?. Bu sözü demediğiniz ve hala da söyleyebileceğiniz halde söylemediğiniz için bu kadar kendinizi bataklığa batıran bir çırpınma içinde oluşunuzu hiç sorgulamıyor musunuz?. Bizim tavsiyemiz yol yakınken samimi taziyelerinizi bildirip geç kaldığınızı, hata ettiğinizi bildirin, kurtulun nefsinizden ve halkın gözünde daha da büyüyün. İnanın ki siz kazanacaksınız.
Acıları yarıştırarak kimse davasını ispatlamaya çalışmamalı. Ölen askerlerin, Molotof saldırısında yanarak ölen masum Serap’lar gibi sivillerin de yaşadığı zulüm büyüktür, yakınlarının da acısı derindir. Ancak acı ve hüzün hesabına kalkarsak altından kalkamayız. Bu ülkenin kuruluşu ile birlikte Kürt sorununa yanlış çözümler seçildi ve acılar katmerleşti. Acıların devam etmemesi için yapılacak tek şey samimi bir ruh hali ile çözüm bulmaya çalışmaktır. İstekli ve içten olduğunuz müddetçe aşılmaz sanılan sorunlar aşılır. Acıları istismar ederek taraftar toplamak yerine öldürülen, haksızlığa uğrayan her kişinin hakkını yüreğinizin derininde hissetmeniz halinde çözüme yakın olacaksınız.
Kayseri Pınarbaşı’nda silahlı saldırıda öldürülen polis memurunun çocuğunun sözleri ve gözleri aslında her şeyi anlatıyor. Soruna adil bir çözüm bulunmazsa babasının tabutu başında ağlayan annesine, babasının fotoğrafını göstererek “anne bak, babam “diyen o masum yavru gibi daha nicesi olacak. Annesinin kucağında babasının cenazesini izleyen ve çok içerleyen gözlerle “bu acıyı niye yaşıyorum “diyen o çocuğun hali hissedilmeden, içselleştirmeden bu sorunu çözemezsiniz. Bu masum hüzünden isterseniz ırklar arası bir kavga, savaş ve katliam da çıkarabilirsiniz.. Ancak o minik yavrunun kalbinin kırıklığını yine de gideremezsiniz. Hiçbir çocuk bu acıları yaşamayı hak etmiyor. Masumiyetten kin ve nefret üreteceksek bir yere varamayacağız. Kendini parçalamaya hazır canlı bombalar çok maalesef. Başımızı gündelik kısa vadeli bakış açılarından kaldırıp yüzyıllık planlara gözümüzü dikmeliyiz. Masum yavruların gözlerindeki hüzün, bu sorunu insan haklarına uygun adaletli bir çözüme ulaştırmaya ne kadar mecbur olduğumuzu bize hissettirmeli. Hiç kimse kendisine bu savaşın duygusal taraftarlarını aramasın. Gelin anayasada eşit vatandaşlığı nasıl gerçekleştireceğiz, onun hesabını yapalım. Gelin birbirimizin acılarına hüzünlerine empati yapalım. Türkiye’nin gündemden düşmeyen bu sorununu kimileri “niçin hep gündem ediyorsun” diye soruyor. Çelik kızgın ateşlerde olması gereken noktaya getirilir acılar da biz insanları imtihan eder, doğru yolu bulmamız için bizim insani duyguları kuşanmamıza yardımcı olabilir. Zor konuları konuşacağız ve bazen yakınlarımızın hoşuna gitmese de acı gerçekleri söyleyeceğiz ki doğru yolu, sırati müstekıymi bulalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018