Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Geçmişle yüzleşiyoruz, geçmişin hesabı mutlaka görülecek dediğimiz bir dönemde, kimin sesi daha fazla çıkıyor dersiniz, kurbanların mı, yoksa zalimlerin mi?
Kanlı bir geçmişin hesabı eski birkaç PKK itirafçısı ve birkaç JİTEM subayından mı sorulacak?
Gerçeğin üstünü örtmek ve gerçeği anlaşılmaz hale getirmek için yürütülen dezenformasyon faaliyetlerinin önüne nasıl geçilecek?
Çeyrek asrı aşan bir zaman diliminde meydana gelen ve bir halka karşı işlenmiş bütün bu sistemli suçların ve katliamların gerçek sorumlusu kim?
Nüfusunun yarısı otuz yaşın altında olan bir ülkede yürütülen ve asıl bu genç nüfusu hedefleyen dezenformasyon faaliyetleriyle nasıl baş edilecek?
Ergenekon, Balyoz, Kafes ve benzeri eylem ve darbe planları nedeniyle başlayan yargı sürecinde, “suçun kolektifliği” ve belli bir askerî hiyerarşi içinde meydana geldiği kabul edilerek, en son bir Genelkurmay başkanının da tutuklanmasına yol açan, ordunun üst kademesinin yaklaşık üçte ikisini kapsayan derin soruşturmalar, aynı Ergenekon’un ve aynı aktörlerin Kürt coğrafyasındaki faaliyetleri söz konusu olduğunda neden birkaç JİTEM subayının ve tetikçi olarak kullanılan eski PKK itirafçısının ötesine geçemiyor?
Başta MİT olmak üzere, devletin istihbarat örgütleri ellerindeki bilgi ve belgeleri mahkemelerle neden paylaşmıyorlar?
Faili meçhul cinayetlerin araştırılmasında, maalesef umut verici hemen hiçbir gelişme yok.
Zamanaşımı bir yandan, bilgi kirliliği bir yandan. Mağdurların, faili meçhul cinayet dosyalarının hakkaniyetle sonuçlanacağına dair inancı giderek tükeniyor.
MİT’in önemli bürokratlarından Mehmet Eymür’ün savcılığa verdiği ifadenin içeriği merakla bekleniyordu. Ben de merakla bekleyenlerdendim, çünkü bu ifade Musa Anter cinayetinin karanlıkta kalmış yönlerini aydınlatabilir ve uzun zamandır yürütülen dezenformasyonu boşa çıkarabilir diye umut ediyordum.
1994’te Yeşil Ankara’da yakalanmış, MİT’te sorgulanmış ve ifadesi alınmıştı.
Sonra bu ifadenin bir kısmını 2000 yılında deşifre etti Eymür. Buna göre Yeşil Musa Anter suikastını kendisinin planladığını ve bunun için PKK’nin kafa adamlarından birini kullandığını söylüyordu.
Cinayetin failleri hakkında ilk bilginin elde edilmesi bu şekilde ve cinayetin işlendiği tarihten sekiz sene sonra oldu.
Buna ilişkin haber, 12 yıl önce medyada yer aldığında Diyarbakır’a gitmiş ve suç duyurusunda bulunmuştum.
Aradan 12 yıl geçti, bir süre önce, Eymür bu sefer de, Susurluk soruşturması için, savcıya ifade verdi. Ama verdiği bilgiler zaten biliniyordu.
Bu ifadede dikkat çeken husus, anlatılanların Susurluk dosyasına geçen karanlık ilişkilerle alakalı olmasıydı. Fırat’ın ötesinde olup bitenler hakkında Eymür kayda değer bir şey söylemiyordu.
Oysa Susurluk çetesi, asıl gücünü, Fırat’ın ötesinden alıyordu.
Susurluk sürecinin aktörleri, istihbaratçıları, işin o yanını hâlâ gizliyorlar.
Eymür’e geçen yıl, Çiğdem Anat’ın sunduğu NTV’de yayınlanan bir programda Yeşil’in verdiği ifadenin akıbetini sormuştum. Daha sonraki günlerde de, savcılığa dört sayfalık bir dilekçe verdim ve Mehmet Eymür’ün varlığını teyit ettiği Yeşil’e ait olduğu söylenen ifadenin dava dosyasına konulmasını talep ettim.
Nitekim davaya bakan savcı, bu ifadeyi MİT’ten istedi. MİT bizde yok demedi, ve savcılığa on sayfalık bir ifade metni gönderdi. Doğrusu bu önemli bir gelişmeydi. Çünkü bu ifadede geçen ve PKK adına çalıştığı söylenen “kafa adamın” kim olduğunu da böylece öğrenmiş olacaktık ve cinayet bu yönüyle de aydınlanmış olacaktı.
Ama sonra anlaşıldı ki MİT’in Yeşil’e ait diye gönderdiği ifade Yeşil’in oğlunun yazdığı kitaptan derlenip toplanmış ve mahkemeye öylece gönderilmişti.
Durum geçekten öyleyse, ve MİT, bir kitabı, üstelik Yeşil’in oğlunun yazdığı bir kitabı özetleyerek, “Yeşil’in 1994’teki MİT ifadesi bu” diye mahkemeye gönderdiyse, bu bence bir skandaldır!
Belli ki MİT’in içinden birileri Anter cinayetinin ve başka cinayetlerin aydınlanmasını istemiyor ve Yeşil’in verdiği ifadeyi gizliyor, ve muhtemelen sadece bu yönüyle değil, ihtiva ettiği başka bilgiler nedeniyle, bu ifadenin soruşturma dosyasında yer almasını istemiyor.
Tam da MİT ve savcılık arasındaki yazışmaların yaşandığı ve skandal bir gelişmeyle sonuçlandığı bu günlerde Emrah Özdemir adlı bir tanığın ifadeleri basında yer aldı.
Ömer Lütfü Topal’ın şoförünün oğlu olduğu belirtilen Emrah Özdemir, Albay Rıdvan Özden, Bahtiyar Aydın, Gaffar Okan, Vedat Aydın ve Musa Anter cinayetleri için tanıklıklarda bulundu.
Emrah Özdemir Anter cinayetinde emri verenin Arif Doğan olduğunu söylüyor.
Bu da yeni bir gelişme sayılır.
Doğrusu Anter cinayetinin ben, hiç bir zaman yerel birimlerin aldığı bir karar sonucu işlendiğine inanmadım. Apê Musa’nın infazına Ankara’da karar verilmiş olması kuvvetle muhtemel.Musa ağabeyle öldürülmeden kısa bir süre önce görüşen dostları onun güvercin tedirginliği içindeki ruh haline, onun o günlerde sanki öldürüleceğini bilen bir insanın hissiyatı içinde yaşadığına tanıklık ediyorlar.
Öldürülmeden önce Ankara’ya gelip bu ölümü durdurmaya çalıştığı yolunda bilgiler de var.
İsveç’te Aygan’a sormuştum, Anter’i öldürme fikrini kim ortaya attı diye. O da bana bunun Diyarbakır’da konuşulmadığını, Ahmet Cem Ersever’in Ankara’dan Diyarbakır’a gelmesinden sonra JİTEM infaz grubunun gündemine girdiğini söylemişti. Bu söyleşinin tamamı Taraf’ta yer aldı.
Emrah Özdemir eski bir asker ve Musa Anter’in ölüm veren kişinin Arif Doğan olduğunu ifade diyor.
Doğan “JİTEM’i ben kurdum” diyen bir albay, Ergenekon’dan yargılanıyor, sağlık sorunları nedeniyle serbest kaldı. O da bu serbestliği iyi kullanıyor doğrusu. Medyada çıktığı bütün programlarda JİTEM’i savundu. JİTEM’i anlatan bir de kitap yazdı. Ama insan kitabı okuduğunda, Doğan’ın anlattığı JİTEM burada, yani Türkiye’de değil de, muhtemelen İsveç’te faaliyet gösterdi diye düşünmeden edemiyor.
O kadar masum ve memlekete de o kadar gerekli bir JİTEM bu!
Konuya devam edeceğim..
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012