Orhan MİROĞLU
Mecliste kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor.
Komisyon son olarak eski Başbakanlardan Tansu Çiller ve eski Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı dinledi.
Çiller, kuşkusuz 28 Şubat sürecinin en önemli tanıklarındandır. Ama iddia ettiği gibi kendisi ve partisi 28 Şubat sürecinin mağduru mudur derseniz, cevabım hayır olur.
28 Şubat sürecinin gerçek mağduru demokrasidir, halktır ve o dönemde faili meçhul cinayetlere kurban giden Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı sivil insanlardır, yakılan, boşaltılan köylerdir, hayatlarının tek birikimi olan küçük miktardaki paraları bir gecede batan ve yoksullaşan insanlardır.
Çiller komisyona bu konularda hiçbir şey söylemedi. Bir milletvekilinin Sapanca’da infaz edilen Kürt iş adamlarıyla ilgili sorusu karşısında duygulandığı, ‘ben bir anayım, böyle bir şeye nasıl evet diyebilirim’ yollu bir cevap verdiği söyleniyor.
Sayın Çiller, keşke o gözyaşlarını , toprağın içinden cesetlerin fışkırdığı o yıllarda dökebilse ve Özal’ın şüpheli ölümünden sonra hayata geçirilen kirli siyaset oyununun bir parçası olmayı ret edebilseydi..
Ama bu olmadı maalesef. Özal ortadan kaldırıldı. DYP Çiller’e emanet edildi ve Demirel, Özal’ın yerine köşke çıktı.
Çiller’in o dönemde ortaya koyduğu siyasi performansı, doğrusu, bu kirli siyaset oyununu kuranların çok memnun kaldığı bir performanstı.
Çiller, ‘Bu devlet için kurşun yiyeni ve kurşun atanı kahraman’ ilan ediyor, beş yıldızlı otellerde basın toplantısı yaparak, ‘PKK yardım eden Kürt iş adamları listesi elimizde’ diyor ve cinayetlerin işlenmesine zemin hazırlıyordu.
Susurluk süreci patladığında, ‘devlet için kurşun atan, kurşun yiyen’ diye tanıtılan kişilerin hangi kirli ve karanlık işlerin içinde olduğu anlaşılmış, ama Türkiye’nin toplumsal hafızası da bir daha onarılamayacak kadar derin bir yara almıştı.
Meclisteki komisyona ifade veren hiç kimse esastan bir şey söylemiyor.
Tamamen faydasız bir iş yapılıyor demiyorum. Ama şimdiye kadar dinlenen isimlerin, toplumsal hafızaya katkı sağlayacak açıklamalar yaptığı kanısında değilim.
Oysa geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma dediğimiz mesele, her şeyden önce, toplumsal hafızanın yeni bilgilerle zenginleşmesi demektir. Toplumun siyasi sebeplerle şimdiye kadar kendisinden gizlenen hakikati bilme hakkını elde etmesi demektir.
Sonraki adım, elbette darbe süreçlerinden sorumlu olanların yargılanması ve hesap vermesidir. Ama galiba bu yönlü güçlü bir kamusal talepten henüz çok uzağız. Komisyonların kuruluş aşamasında belli ki bu konuda ilkesel herhangi bir prensip belirlenmiş değil.
Araştırma komisyonunun yetkileri son derece sınırlı. Dinlenen ve görüşlerine başvurulan kişiler arasında bir ayrım yapılmıyor. Bunların arasında 28 Şubat’ın sorumluları da var, mağdurlar da. Ama ne mağdur, ne sorumlu, sadece ‘analiz’ yapan kişiler de var.
Böyle bir ortamda en azından kamuoyu vicdanında gerçek sorumlu olarak görünenlerin, Meclise kendilerini aklayabilecekleri bir ruh haliyle geldiklerini kimse inkar edemez. Çünkü sunulan zemin böyle bir ruh halinin gelişmesine çok müsait.
İnsan, 28 Şubat ve darbeler dönemini soruşturmak isteyen, görevleri, yetkileri belirlenmiş bir komisyon çalışmasından ziyade, söz konusu dönem hakkında bir belgesel film izliyormuşuz gibi bir duyguya kapılmıyor değil.
Bu duyguyu yaşamak isteyenlerin, ama ‘ya bundan sonra ne olacak, bu işin hesabını kim verecek?’ gibi herhangi bir sorusu olmayanların, ve tarihsel süreçlere sırf bilgilenmek için ilgi duyanların ise ne bileyim mesela Mehmet Ali Birand’ın 28 Şubat Belgeselini izlemeleri belki daha tatminkar bir sonuç verebilir.
Özetle Türkiye dünyadaki deneyimlere pek benzemeyen ve sadece kendine özgü bir yüzleşme tarzı icat etmiş gibi görünüyor. Hadi hayırlısı..
Kaynak: Todays zaman
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.04.2016
13.04.2016
11.04.2016
10.04.2016
8.02.2016
6.02.2016
5.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
30.03.2016