Orhan MİROĞLU
IŞİD’in Irak’taki yürüyüşü, peşmerge güçlerinin kontrolü altında bulunan bölgelerde daha fazla ilerleyemedi.
Ama öyle görülüyor ki, Suriye’de durum pek parlak değil. IŞİD’in PYD kontrolündeki Kobanê’yi ele geçirmek için başlattığı saldırılar devam ediyor ve civar köylerden bazılarının IŞİD’in kontrolüne geçtiği haberleri geliyor.
PYD Suriye’de, Baas rejimine karşı başlayan halk ayaklanmasının yarattığı siyasi koşullardan yararlanarak demografik bakımdan Irak Kürdistanı’na hiç benzemeyen, Arapların-Kürtlerin-Süryani ve Türkmenler’in bir arada ve neredeyse eşit oranlarda olduğu bir coğrafyayı yönetmek için, şimdi ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkan bir strateji geliştirdi. Bu stratejinin bir gereği olarak, diğer Kürt grupları Rojava’dan tasfiye edildiler. Kürtler Suriye muhalefetini desteklemekten alıkonuldu. Sonrasında üç önemli şehirde kanton yönetimi ilan edildi.
Yeryüzündeki tek Kürt statüsü, yani Hewlêr hükümeti, dünyanın ikinci Kürt siyasi statüsü gibi görünen bir statüyü tanımadı. Süreç içinde Rojava ve Hewlêr arasındaki anlaşmazlıklar hafifleyeceğine ve hep beklendiği gibi ulusal bir çıkış yolu bulunacağına, çatışmalar daha da sertleşti. Oysa Mesut Barzani, Suriye’de olaylar baş gösterdiğinde PYD dahil bütün Kürt gruplarını Erbil’e davet etti ve birlik içinde davranmaları tavsiyesinde bulundu. Salih Müslim ve PYD liderleri Hewlêr’de serbestçe çalışmalar yürüttüler. Ama ne zaman ki ‘Rojava Devrimi’ oldu, Kürt partileri arasındaki ulusal ittifak da sona erdi.
Kürtler parti çıkarları veya bir zümrenin, bir sınıfın çıkarları doğrultusunda hareket ederlerse, kaybederler.
Kürt partileri arasında Kürt ulusal çıkarlarına daha yakın durduğunu gösterebilen partiler ise kazanır.
Unutmayalım ki, Arap milliyetçiliği, Baasçılığın eliyle yok edildi.
Geriye, gerektiğinde IŞİD’le masaya oturabilen aşiretler ve aynı milleti ikiye bölen mezhepler kaldı.
Kürtler’e gelince..
Türkiye’de yaşanan hikayenin bir benzeri, şimdi Suriye Kürtleri arasında yaşanıyor ve Rojava’da ‘Kürdistan’ın yoksulları adına’ sosyalist bir devrimin gerçekleştiğine inanılıyor.
Bir devrimin dostları ve düşmanları olur. Rojava devriminin en büyük düşmanı IŞİD’tir. Umarım IŞİD daha fazla ilerlemeden durdurulur. Ama eğer bu bir devrim ise, Baasçıların’da sular durulduğunda bu devrime evet demeyecekleri açıktır. Temel soru şu:
Rojava devriminin dostları neden yok, varsa bu zor zamanlarda neredeler?
Bu soruya cevap aramak, belki de boşuna.
Bir kere ‘Devrimin’ kime karşı gerçekleştiği belli değil. Baas rejiminin gözle görülür bir biçimde görmezlikten geldiği, devrimcilerin bir tek defa bile rejimin askeri güçleriyle karşı karşıya kalmadığı, Esad’ın asker-sivil bürokrasisiyle, devrimci güçlerin yan yana ve çatışmadan durabildiği, ama buna karşılık, devrim ilan edilen bölgede, başka Kürt gruplarının barınamadığı bir durumdan söz ediyoruz.
Cihangir ve Nişantaşı’ndan arada bir Rojava’ya el sallayan ‘eski tüfek’leri ve onların tuzu kuru yeni yoldaşlarını saymazsak bu devrimin dünyada dostu yok gibi..
Oysa eğer Mesut Barzani’ye ve Suriye’deki Kürt gruplara ‘düşmanca’ davranılmasaydı, şimdi Kobanê’yi savunmak için yapılan çağrıların bir karşılığı olurdu.
PYD, yönettiği bir bölgede hakikaten ulusal çıkarlara uygun davranabileceğini gösterebilir, Hewlêr (Erbil) anlaşmasına bağlı kalabilirdi.
Haberlere bakıyorsunuz ve anlıyorsunuz ki, Rojava’ya savaşmak için götürülenler, daha lise çağında çocuklar.
Ali Bayramoğlu’na gönderilen ve Ali’nin okuyucularıyla paylaştığı mektubu okuduğunuzda durumun vahametini daha iyi anlıyorsunuz: Tıp 6. sınıftan bir öğrenciyi, üstelik ölümcül bir hastalığı olan birini, Rojava’da aramak zorunda kalan çaresiz bir anne ve baba. Liseli çocukların aniden kaybolmaları ve yine Rojava’da aranmaları..
Kobanê’yi savunmak için bu ‘usuller’e bel bağlamak yerine, PYD’nin yüzünü geçeğe dönmesi ve ‘düşman kapıya dayandığında’ değil, normal zamanlarda dost arayışına girmesi ve neticeden dostluğuna kendisi gibi düşünmeyen Kürtler’i inandırması gerekiyor.
Biliyorum zor iş diyeceksiniz, ama Kobanê’yi bugün ve gelecekte savunmanın da başka yolu ve çaresi yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.04.2016
13.04.2016
11.04.2016
10.04.2016
8.02.2016
6.02.2016
5.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
30.03.2016