Oya BAYDAR
Gücü olanın güçsüze sopa sallamasından öteden beri nefret ederim. İlkokulda öğretmen bütün sınıfı sıraya dizip de elindeki sopayla hepimizi sıra dayağından geçirmeye başladığında, sopayı kavrayıp kırdığımı hatırlarım. İster asker, ister sivil olsun, güce güvenip zulmedenlerle hiç işim olmaz. Darbelere, vesayete, vesayetçilere karşıtlığım siyasal olmaktan öte, neredeyse içgüdüseldir. Taraf’ta yazmaya da darbeciliğe karşı mücadele çorbasında tuzum bulunsun diye başlamıştım.
Darbe davalarının açıldığı günlerde; 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü yaşamış ve acısını çekmiş eski yol arkadaşlarının bir bölümünün, darbecilerin doğal müttefikleriyle aynı saflarda yer almalarını hayretle, ibretle izledim. “Darbe Kuşaklarına Açık Mektup” yazısında: “Bir darbe bize karşı yapılmışsa kötü, siyasi hasmımıza karşı yapılmışsa iyi olabilir mi? (...) darbe heveslilerine ve kullandıkları vurucu çetelere kol kanat germe noktasına nasıl gelebildiniz? Nasıl darbesever olabildiniz?” deyince kıyamet koptu. Savunduğum; ama’sız, fakat’sız darbe karşıtlığıydı. Bunları, son iki gündür gündeme düşen Ergenekon davası nedeniyle yazıyorum: Türkiye’nin demokratlaşması ve devletin temizlenmesi için umut kapısı olan bu dava, daha sona ermeden kaybedilmiştir.
Darbe hazırlıkları apaçıktı
2003 Nevruzuydu. Olaysız geçiyor diye sevinmeye kalmadı, Mersin’de bayrak provokasyonu oldu. Zehir hafiye kılıkları içindeki birtakım adamlar bazı çocukların eline PKK bayrakları (!) verdiler. Ortalık birbirine girdi. Bayrak mitinglerinin habercisi bayrak çılgınlığı dalga dalga yayıldı. Peş peşe cinayetler işlenirken özellikle Ermeniler hedef alındı. AGOS gazetesi yazarlarına, Hrant Dink’e açılan davaların görüldüğü mahkemelerin salonlarında ve kapılarında bugün Ergenekon’dan yargılanan Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz ve benzerleri saldırgan gösteriler düzenlerken, kimisi gazeteci, yazar, kimisi ressam, sanatçı adı ünü duyulmuş ulusalcı kişiler de ellerinde nefret söylemi taşıyan pankartlarla poz veriyor, yargılananları tartaklayıp yuhalama yarışına giriyorlardı. Hrant Dink’in katli, nokta değil virgüldü onlar için. Misyonerlik masalları uyduruldu. Toplumu tahrik edecek, heyecana getirecek kitaplar, romanlar yazıldı, yazdırıldı. Bugün Ergenekon’dan yargılanan emekli paşalar, Atatürkçü veya benzeri adlar taşıyan dernekler adına o il bu kasaba dolaşıp okullarda, üniversitelerde“Parola vatan, işareti bayrak” kodlu dizi konferanslar düzenlerken, yüksek yargı eşi benzeri görülmemiş garabette kararlara imza attı. İnternet siteleriyle, medyayla, nefret söylemi ve cepheleştirme üzerine kurulu saldırgan bir psikolojik harekât yürütüldü. Bazen “Tehlikenin farkında mısınız” diye soruldu, bazen “Genç Subaylar Rahatsız” manşetleri atıldı. Bu arada, bilenler bilir, orduya, yargıya ait binalarda, gizli evlerde köşklerde işadamlarından komutanlara, gazetecilerden siyasilere, yargı mensuplarından akademisyenlere, kimlerin kimlerin katıldığı toplantılar sürüp gitti. Bu ülkede 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı yaşamış biriyseniz, olup bitenlerin, askerî müdahaleye zemin hazırlamaya dönük bir destabilizasyon harekâtının parçaları olduğunu anlamamak için ya budala ya da tezgâhın içinde olmanız gerekirdi.
Ergenekon’a ulaşıldı mı?
Peki, Ergenekon savcısının mütalaasının açıklandığı şu günlerde bencileyin bir darbe karşıtının derdi, tedirginliği neden? Bu davalardaki yargılama perişanlığına, hukuk ayıplarına, adaletin katledilmesine burada hiç değinmeden tek bir şey söylemek istiyorum: Elimde olsaydı, bu davaların böyle yürütülmesinden ve kararlardan sorumlu olanları; darbecilere, provokatörlere, çetelere yardım ve yataklıktan yargılamak isterdim. Çünkü, gerek yargılama gerekse karar aşamasındaki tasarruflarıyla devletin derinliklerine nüfuz etmiş suç ve cinayet yapılarını aklayıp korumuş oldular. Suçlulardan masum kahramanlar yaratmayı becerdiler.
Bu ülkede, adı ister Ergenekon, ister Gladyo, resmî sıfatı ister Özel Harp Dairesi, ister Özel Kuvvetler ya da başka bir şey olsun binlerce asker-sivil mensubu, binlerce silah deposu, örgütlü bir yapısı olan, derin odakların emirlerine tâbi bir yapılanma olduğunu, bilmesi gerekenler biliyor. Batı (NATO) ülkeleri 1948’den sonra komünizme karşı kurulan bu türden yapıları tasfiye etti. Bizde ise bu güçler şimdi keyifle el ovuşturuyorlar. Çünkü Ergenekon davasında, yargının bilerek bilmeyerek, çeşitli hesaplarla veya beceriksizlikten, cehaletten veya güdümlülük yüzünden kendilerini ve üstlerindekileri koruduğunu gördüler. Darbe kışkırtıcılarıyla darbe planlarının bilfiil içinde olanlar, darbelere akıl hocalığı yapanlarla darbeci zihniyet taşıyanlar (ki bir zihniyet yargılamasına girilecek olursa o zaman en azından birkaç milyon kişiyi mahkûm etmek gerekir) aynı potaya, aynı davaya tıkıldı. Canavarın kuyruğundan küçük bir parça koparıldı, gövde capcanlı içeride bırakıldı ve canavar diye yeldeğirmenlerine saldırılırken büyük başların derin devleti kurtarıldı. En azından şimdilik, savcının mütalaasının ortaya serdiği tablo bu? Sadece kendilerini tehdit eden darbelere değil her türlü demokrasi dışı müdahaleye karşı olanlar şimdi durup düşünmeliyiz. Gerçek Ergenekon’a neden varılamadı? Nerede hata yapıldı? Ve bu hata nasıl düzeltilir?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Çocukları kefene sokan ruh hastası ilkel zihniyet
24.05.2024 - "Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete" mi, hukuka dönüş umudu mu?
14.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - Istakoz, Maldivler, pahalı saat muhalefeti AKP'nin AK'lanmasına yeter mi?
22.04.2024 - "Kobane düştü düşecek"ten Kobane Davası provokasyonuna
16.04.2024 - Hukuksuzluk değil irade gaspı ve siyasî ahlâksızlık
3.04.2024 - Desteğim DEM Parti'ye, oyum İmamoğlu'na
29.03.2024 - Vicdanını yitirmiş dünyanın vicdanını, ahlakını yitirmiş siyasetin ahlakını savunmak
22.03.2024 - Oy yüzdesiyle ölçülemeyecek kadın: Gültan Kışanak
7.03.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Ad Soyad Giriniz...
Hay agzina bin saglik! Ne o oyle ozerklik falan filan? Sanki Thomas Moore olmus da utopyasini kaleme aliyor! Tek cozumun milli sinirlar icinde bireysel demokratik haklarin gelistirilmesi oldugunu insallah artik anlayacaklar. Yalniz ozerklik falan gibi utopik talepler, imkansz olsalar da Turk kamuoynda hassasiyet yaratiyorlar. Bunlari kose yazilarnda dahi konu etmemek cozum surecine yardimci olacaktir.