Oya BAYDAR
“Çözüm için serimden (başımdan, kellemden) vazgeçmeye hazırım” diyor Başbakan. Hamasî söylemleri seviyor; hakkını teslim etmek gerek , iyi de beceriyor. Bu söylem buyrukçu, üsttenci, ben’ci muktedir üslubuyla pekişince, farklı bir dil gerektiren barış ve çözüm süreci yara alıyor.
Barış süreci yara almasın diye herkesten sözüne, üslubuna, eylemine, kaşına gözüne dikkat etmesini istiyoruz. Değil kaygıya, eleştiriye; tedbirli iyimserliğe bile tahammülümüz yok. Ve Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz günlerde CNNTürk’te, nutku tutulmuş, paralize olmuş, konu mankenine dönüşmüş medya mensuplarının karşısında konuşurken hitap ve işaret ettiği her şeyin önüne “benim” iyelik zamirini yerleştirerek (benim halkım, benim Kürdüm, benim vatandaşım, benim bakanım, benim devletim, ben... ben... benim), sürecin “teröristlerin” sınır dışına çekilmesiyle noktalanacağını söylüyor. Sormaya cesaret edilebilen tek tük sorulardan biri, çekilmenin ne karşılığı olacağı. Cevap:“İmralı’ya 12 kanallı televizyon verdik, jimnastiği üç günden yedi güne çıkarttık, arkadaşlarıyla her gün görüş sağladık, benim verdiğim, vereceğim budur”... Konuşma, bir ulu hakanın, “Biz ki, bu mülkün....” tonunda sürüp gidiyor.
Bırakın kafası zaten allak bullak olmuş, süreci hazmetmeye çalışan PKK’liyi, silahlı silahsız Kürt hareketi militanlarını, Kürt siyasetçileri; kendinizi 30 yıllık savaş boyunca her türlü acıyı tatmış sıradan bir Kürdün yerine koyun... Nasıl hissederdiniz? Bu muzaffer muktedir dil, bu buyurgan üslup kafanızda, yüreğinizde nasıl yankılanırdı?
Barış dili eşitlikçidir
Öcalan’ın Nevruz mesajı, barış dilinin ve vizyoner bir barış tasavvurunun iyi bir örneğiydi. Öcalan’ın vizyonuna, önerilerine, kişiliğine itirazınız olsa bile, o metinde hiçbir kesimi incitici, aşağılayıcı, ötekileştirici bir ifade, hatta imâ yoktu. “Bunlar” sözcüğünde ifadesini bulan ayrımcılık yerine kimilerimizin fazla bulup eleştirdiği birlik vurgusu vardı. Yenilgi ve teslimiyet üzerinden değil, uzlaşma- barışma üzerinden okunması gereken bir helalleşme çağrısıydı. Oysa Başbakan’ın, hükümetin ve kimi yakın adamlarının, “gücümüzü gösterdik, boyun eğdirdik, istediğimiz kadar hak bahşederiz” vurgulu söylemleri, çözüm sürecinin olmazsa olmazı barış dilinin şimdilik çok uzağında.
Kimileri, “Başbakan ve adamları Türk kamuoyunu yatıştırmak için böyle konuşuyor”, diyerek kendi yüreklerine su serpmekteler. Belki de haklılardır, kolay iş değil. Ama unutmayalım; çatışma/savaş olan her yerde iki taraf vardır. Türk halkının gözetilmesi gereken hassasiyetleri kadar Kürt halkının da hassasiyetleri var. Bizler 30 yıllık çatışmayı uzaktan seyredip ahkâm keserken; topluma “terörist Kürt” imajı ve düşmanlığı her türlü psikolojik harekât ve manipülasyonla, militarist baskılarla, medya başta her türlü araç kullanılarak aşılanırken Kürtler o savaşın içinde yaşıyorlardı. Onların acıları, şehitleri, aşağılanmışlıkları, dolaysız mağduriyetleri Batıdakilerle ölçülemeyecek kadar fazlaydı. Şimdi onların da ikna edilmeye, acılarının tanınmasını, yaralarının sarılmasını umut etmeye, kendilerini yenilmişler olarak değil, barış içinde bir ülkenin eşit inşacıları olarak görmeye ihtiyaçları var.
Başbakan Erdoğan’ın adımının gerektirdiği politik cesaretin, bu ortamda böyle bir adımı ondan başka kimsenin atamayacağı gerçeğinin farkındayım. Bu tarihî adımın destekçisiyim. Ama artık, yukardan değil eşit konuşmayı, buyrukçu değil diyalogcu olmayı, Türkün nabzına şerbet verirken Kürdün yüreğine zehir akıtmamayı, kısaca empatiye dayalı barış dilini kullanmayı başarması gerek. Meselenin“teröristleri sınır dışına çıkarmak”tan ibaret olmadığını görüyorsa; Türkü, Kürdü, azınlığı, çoğunluğu ile halkın tamamının yasalar önünde de, onurda da, hak ve özgürlüklerde de eşit olacağı bir ülkenin inşası için gerekli ortak barış dilini kullanması gerek. Kitleler, üsttenci değil eşitlikçi olan barış dilini, aslında savaş dilinden daha iyi anlarlar. Ve o dili kullandıkça kişinin zihniyeti de siyasal hesapların kısırlığından kurtulup insana, vicdana ve gerçek barışa yaklaşır.
Şu çok kritik günlerde “serden vazgeçme”nin sözünü bile etmeyin Sayın Başbakan! Sadece o benci, üsttenci, kibirli dilden vazgeçin yeter. Süreci sadece kendi siyasetiniz için bir manivela olarak değil barışık, özgürlükçü, demokratik bir Türkiye hayalinin parçası ve ilk adımı olarak kavrıyorsanız, bu vizyon dilinize, üslubunuza yansır, yansımalıdır. Siz uzlaşmacı, eşitlikçi, yapıcı barış dilini kullanırsanız kitleniz o dile alışır, o dili benimser. Kürtlerin Öcalan’ın barış dilini benimsemeleri, hazmetmeleri gibi... Yoksa 49 değil 49 bin “âkil” de yetmez sürecin selametini sağlamaya.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024