Ufuk COŞKUN
MEB, dershanelerin özel okula dönüşümüyle ilgili yol haritasını belirledi. Peki, bundan sonra süreç nasıl işleyecek ya da ne tür reformlarla dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldırabiliriz. Bilindiği gibi dershaneler Türkiye’deki eğitim sisteminin merkezi sınav sistemine dayanıyor olması nedeniyle basit bir sınav sistemi için geliştirilen teknikler üzerinden para kazanan kurumlardır. Dolayısıyla bazı dershane işletmelerinin Türk Eğitim sisteminde köklü değişiklik istememesini bir nedeni de budur. Diğer taraftan dershanelerin kapatılması kararı Türkiye’nin içinden geçtiği olağanüstü bir ortamda verildi. Bu önemli…
Tam da bu noktada anayasanın ilgili maddesine(md.48) atıfta bulunarak dershanelerin kapatılmasının aynı zamanda“girişim özgürlüğünün” bitirilmesi anlamına geldiğini savunan Gülay Göktürk’e katılmadığımı ifade edebilirim. Gülay Göktürk prensip olarak doğru bir şey söylüyor. Elbette herkes çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olmalı ne var ki bu hak, ülkede siyasetin normal işleyişini kesintiye uğratma, illegal yöntemlerle halkın seçtiği sivil hükümeti devirme ve buna hazır itaatkâr bireyler yetiştirme imkânını da tanımamalıdır. Diğer taraftan özgür düşünce tekelleşmeye, “himmet” adı altında zorlama bağışlara, haksız rekabete ve ailelerle çocukları karşı karşıya getiren bir takım yapılanmalara karşı da tavır almayı gerektirmez mi? Bu bakımdan içinden geçtiğimiz şu süreçte bir taraftan paralel yapı eleştirilirken diğer taraftan bu yapının en temel unsurlarından biri olan dershaneler savunulamaz. Asıl konumuza dönecek olursak.
Geçenlerde SETA Türkiye’nin 2023 Vizyonu ve Eğitimde “Orta Kalite Tuzağı” başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor; PISA 2012 sonuçlarına göre Türkiye’nin OECD ülkelerinin hala gerisinde olduğunu dikkat çekerek bir takım önerilerde bulunuyor. SETA’ya göre eğitim sisteminde eşitlik ve kaliteyi geliştirmek için kaynakların (beşeri ve fiziki) öncelikli olarak dezavantajlı bölgelerdeki okullara yönlendirilmesi gerekmektedir. Buna ilaveten, sosyal yardımların, eğitim başarısı üzerindeki etkisi dikkate alınarak, sosyal yardım ve eğitim destekleri etkin bir şekilde uygulanmaya devam etmelidir. Sonuna kadar okudum. Kuşkusuz içinde değerli bilgiler de var. Ne var ki Türkiye’de faaliyet gösteren bu tür sivil toplum örgütlerinin bir eksiği var. Gelinen noktadahala merkeziyetçi yapının korunması esası üzerinden öneriler geliştiriyorlar. Oysa temel sorunumuz merkeziyetçi yapının ve eğitimin tek elden kumanda edilmesi ilaveten tek bir eğitim türünün varlığının devam ettirilmesi sorunudur.
Dershanelerin dönüşümüne somut öneriler;
Türk eğitim sisteminde yapılacak olan değişiklerin ana çizgisini, adem-i merkeziyetçilik ile okul, eğitim programı, müfredat ve finansman çeşitliliğinin oluşturması gerekir. Bu bakımdan merkeziyetçiliğin azaltılması, her kademedeki okulların, bu okullardaki müfredatların ve finansmanlarının çeşitlenmesine bağlıdır. Adem-i-merkeziyetçiliğin ve çeşitliliğin gerekçesi, eğitim konusundaki sorumluluğun sadece devlete bırakılmaması ve eğitimin tüm paydaşlarının bu sorumluluğu üslenmesidir. Türkiye’de 65 bin okul olduğu düşünülürse devletin tek başına bu sorumluluğun üstesinden gelmesi, oldukça zordur. Geçenlerde, çok kıymetli, reformcu eğitimcilerden Doç Dr. Hasan Yücel Başdemir ve Mehmet Ali İlkaya ile birlikte dershanelerin özel okula dönüşümü üzerine bir hayli kafa yorduk ve bir rapor hazırladık. Önerilerimizi özetleyecek olursak,
Türkiye’de yönetim ve finansman % 95 oranında merkeze bağlıdır. Bu oranın uzun vadede % 40 civarına indirilmesi gerekir. Eğitimde sorumluluğun toplum tarafından paylaşılması gerekir. Bu sorumluluk ve oranların oluşması, farklı eğitim programlarının uygulamaya koyulmasına ve profesyonel sivil/özel işletmeciliğin yaygınlaşmasına bağlıdır.Bu bakımdan serbest müfredat modeli, orantılı genel ve özel müfredat, tam finansman desteği, kısmi finansman, özelleştirme vs. sistemler denenmelidir. Bu süreçlerin her biri çok iyi izlenmeli; avantajlar ve aksaklıklar kaydedilmelidir. Bağış sistemi devreye girmelidir. Program çeşitliliği ve yaygın eğitimin genel eğitimin parçası haline getirilmesi, rekabeti kızıştıracak ve birçok iyi modelin ortaya çıkmasına imkân sağlayacaktır. Bu süreçlerde MEB koordinasyon, yeterlilik ölçütleri ve kriminal açıdan denetleme işlemlerini üslenmelidir. Devlet özel eğitimi teşvik etmeli,özel işletmelerin kendi eğitim programlarını hazırlamalarına müsaade etmelidir.
Bunun için mevcut devlet okulları içinde mali imkânlarını kendisi karşılayabilecek durumda olan okullar özelleştirilmelidir. Bu özelleştirmeler, kademeli ve pilot uygulamalar şeklinde başlamalıdır. Öncelikli olarak bu pilot okullar, İstanbul’da Bakırköy, Şişli; Ankara’da Çankaya-Gaziosmanpaşa gibi bölgelerdeki okullardan başlamalıdır çünkü bu tür okullar, kendi mali imkânlarını oluşturma potansiyeline ziyadesiyle sahiptir.Türkiye’de eğitim denince belirli bilgilerin bilinen bazı yöntemlerle öğrencilere aktarılması anlaşılmaktadır. Eğitim düşüncesi dar bir kapsama sahiptir. Türk Eğitim sistemi tarihsel olarak bu zihin yapısı üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla yeni reform önerileri bu zihin yapısının dışında gerçekleşmelidir. Bu konuya kaldığımızdan yerden devam edeceğiz.
twitter.com/sivildemokrat
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019