Ufuk COŞKUN
Gladyo’nun medya başta olmak üzere ülkenin önemli kurumlarına nüfuz ettiği, ülke ekonomisini IMF’nin yönettiği, gazete manşetleriyle hükümetlerin yıkılıp yerine yenilerin kurulduğu, beline silah takanın vatan, millet adına rahatlıkla adam öldürebildiği, faili meçhullerin, silahın, gözyaşının ve sefaletin yoğun yaşandığı yıllardan geçti Türkiye… Enflasyonun yüzde 70’e, gecelik faizin yüzde 6200’e çıktığı, devletin borcunun 30 katrilyon arttığı ve 50 katrilyonluk paranın da bankalarda battığı dönemlerden geçtik. Kısacası devletin malının deniz, yemeyenin keriz sayıldığı ve her defasında milliyetçi, laik, Kemalist, aydın ve bürokratik kesimin daha çok kazandığı, nüfuz ve güç sahibi olduğu yıllardı... Bugünlerde AK Parti için “hırsız”, “ülkeyi perişan etti”, “diktatör Erdoğan” diyenler Florya’da pahalı içki sofralarında alem yaparken halk, Kemal Kılıçdaroğlu’nun müdürlüğünü yaptığı SSK hastanelerinde gecenin 4’ünde sıraya giriyor, kadın hastalığı için gelenler böbreğinden oluyor, bir iğneyle kolunu bacağını kaybeden insanların hayatı kararıyor, ilaç parası bulamayanlar da yaşamımı yitiriyordu.
Evinde suyu akmayan, parasını cuntacılara kaptıran kısacası üçüncü sınıf bir muameleye maruz bırakılan halk buna rağmen yeterince laik, milliyetçi ve devletçi olmamakla suçlanıyordu. Fidan gibi gençlerin bir hiç uğruna şehit edilmesi de cabasıydı. Bu denli krizin yaşandığı, hayat standartların düştüğü, insana insan gibi muamele edilmediği, ülkeyi başkalarının yönettiği, hükümetleri medya baronlarının kurduğu, askeri vesayetin ağır bir biçimde hissedildiği bir zamanda fatura; dini inancı gereği başını örten tertemiz, okul birincisi zeki kızlara ve imam hatip öğrencilerine çıkarılmıştı. Onlara göre ülkenin önünü tıkayan, kalkınmayı geciktiren, IMF’nin reçetelerine mahkûm bırakan güya başörtülülerdi. Kirli yapıların ülkeyi boa yılanı gibi sindire sindire yemeğe başladığı, fakir-fukaranın emeğine el koyulduğu, bu başarısız, seviyesiz seçkinci insanların hakim olduğu yıllarda tek sorun buydu. Ne kadar laik, Kemalist ve milliyetçi olursanız ülkenin o kadar zengin olacağı, kalkınacağı varsayılıyordu. Oysa laiklik kisvesi altında milletin parasını çarçur ettiler, farklı kesimleri birbirine düşman ederek kendilerine güç ve nüfuz alanı açtılar. Kürt ve Türk çocukları savaşırken onlar daha çok şirket sahibi oldular daha fazla kazandılar. İşte bu döneme biz ülkenin “aydın”lıkçı dönemi diyoruz!
Erdoğan’ı diktatör yapan politikaları;
AK Parti bu hırsız, arsız, başarısız, milletin parasıyla alem yapan cuntacı beslemelerinden bir enkaz devraldı. Bu diktatörlüğe doğru atılan ilk adımdı! İlk defa paralel örgütün start verdiği ve bulaşıcı hastalık gibi diğer siyasi parti liderlerine de geçen “diktatör” söylemi bugünlerde çok moda. Düşünün tek adamlılıkla yönetilen HDP bile Erdoğan’a diktatör diyebiliyor. Bakalım bu diktatörlük döneminde neler olmuş.2001 yılında ekonomisi yüzde 6 küçülen Türkiye son 10 yılda 5.2 büyüme gösterdi Türkiye. IMF’ye olan borcu kapattığı gibi bugün 5 milyarlık kredi açacak duruma geldi. Son 10 yılda GSMH yüzde 350 büyüme gösterdi. Kişi başı milli gelir, 3.492 dolardan 10.469 dolara çıktı. Bankalardaki toplam mevduat tutarı 2002 yılında 129 milyar iken, 2013 yılında bu rakam 870 milyar oldu. Yüzde 70’lerde seyreden enflasyon yüzde 6 seviyelerine indi. İhracatımız 4 kat artış gösterdi. Sosyal devlet yardımları tam yüzde 1200 artışla 1,5 milyardan 18 milyara yükseldi. 6.101 kilometrelik bölünmüş yol bugün 21 bin 227 km’yi geçti. Marmaray, üçüncü köprü ve kanal İstanbul gibi projelerin de mimarı olan AK Parti döneminde insanlar istedikleri hastanenden kaliteli hizmet almaya da başladılar. Kamuya ait sağlık kuruluşlarındaki muayene oda sayısını yüzde 400 arttırılarak muayene kuyruklarına son verildi. Hastanelerde parası olmayanlar artık rehin alınmıyor. Bedava sayılabilecek rakamlarla uçak seyahatleri yapıyorlar.
Bir CHP dayatması olan ve 80 yıldır çocuklara askeri komutlarla ezberlettirilen andımız adlı yemin metni bu dönemde kaldırılıyor. Keza askerilerin girdiği Milli Güvenlik dersleri de öyle. Başörtüsü serbestliği, Kürtçe’nin yaygınlaşması, barış süreci ve bu minvalde buraya sığdıramayacağımız bir yığın reformlar ve insan hakları alanında atılan adımlar… Evet, bugün meydanlarda Erdoğan’ı diktatör yapan attığı bu tür adımlar oldu. Halkın emeğini sömüren, üç kuruşunda gözü olanlar için Erdoğan diktatör oldu. Ülkede sızmadık yer bırakmayan ve devlet içinde devlet kurmak isteyenler için Erdoğan diktatör oldu. Bir iki manşetle Erdoğan’ı yıkamadıkları için diktatör oldu. Yıllardır vatan, millet, Atatürkçülük edebiyatıyla köşe dönenlerin musluklarını kapattığı için diktatör oldu. Ülkenin başına bir Sisi dikmek isteyenler için de Erdoğan bir diktatördür! Bu yüzden her defasında bir araya gelip bu diktatörü devirmek istiyorlar! Oysa yıllardır ezilen, hakkı-hukuku gasp edilen, hastane köşelerinde rehin bırakılan ülke insanı için o bir kahraman ve gerçek bir lider. Ülkesini her alanda kalkındırmak isteyen ve 2071’e hedef yapmış bir partinin son yıllarda engellenmek istenmesinin elbette bir nedeni var. Üst akıl ve içerideki işbirlikçi beslemeleri Türkiye’nin ne içeride ne de dışarıda kendi politikalarını üreten bağımsız bir ülke olmasını istemiyor.7 Haziran seçimleri işte bu yüzden çok mühim. Velhasıl ülkeyi gerçek anlamda diktatör, baskıcı, sömürgeci bir zihniyete teslim etmek istemiyorsanız AK Parti deyin…
twitter.sivildemokrat
[email protected]
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019