Ufuk COŞKUN
Türkiye cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en cesur, en reformcu liderlerinden biri olan Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği günden bugüne üst akılın hedefinde olan bir liderdir. Çünkü yerlidir. Ülkesi uğruna bağımsızlık mücadelesi verirken her türlü engelleme operasyonuna büyük bir cesaretle ve kararlılıkla göğüs germiş ve her defasında içerdeki işbirlikçilerin ağababalarına da meydan okumaktan geri kalmamıştır. Bu ifadeleri yandaş bir yazarının yalaka ifadeleri olarak görenler çıkabilir. Bu umurumda değil. Bugün içinde azıcık onur ve şeref taşıyan her insan hem içeriden hem de dışarıdan gelen tehditlere asla boyun eğmeyen ve ülkesi uğruna kelle koltukta mücadele eden cesur bir liderin yanında/safında yer alır ve bu mücadeleden de zerre taviz vermez. Bugün hangi vicdanlı insan bu denli ihanetin yaşandığı ve devletin en mahrem bilgilerini alenen dışarıya servis eden bir yapının yanında yer alabilir? Bugün hangi onurlu insan “Kudüs Yahudilerin kutsalıdır” diyerek üst akılın emellerine hizmet edeceğini ilan eden, her defasında ülkesini küçük düşüren ve her hadisede ülkesini dışarıya şikâyet eden bir zihniyetin yanında yer alabilir? Bugün ahlak, erdem sahibi bir insan göz göre ülkesinin elinden gitmesine kayıtsız kalabilir mi? Hangi iman ve vicdan sahibi bir insan yıllardır Ortadoğu’da,Filistin’de, Bakanlarda, Afrika’da,Suriye’de, Mısır’da ve diğer ülkelerde Müslümanların acımasızca katledilmesine sessiz kalabilir?
Bugün demokratik ilkelerden taviz vermediğini iddia eden hangi insan ülkesinde 19.yüzyıl ulus devletçi, her türlü dili, dini, ırkı, mezhebi dışlayan pozitivist bir zihniyetin hüküm sürmesini ister? Kim çatışmalı ortamların geri gelmesini ve kanın akmasını ister? Bugün özgürlük değerlerine kıymet veren hangi insan ülkesinde vesayetin devam etmesini arzu eder? Bugün aklı başında bir Türkiyeli ülkesinin ABD,İsrail,İngiltere ve Almanya tarafından çekip çevrilmesini ister mi? Elbette istemez. Bunun kabul edilemez bir şey olduğunu, imparatorluk bakiyesi bir ülkenin onurlu ve şerefli insanları olduğumuzu daha yeni yeni idrak etmeye başladık.90 yıldır sindirilen, ezilen, dışlanan, inançlarından, dillerinden ve kültürlerinden kopartılan insanlar daha yeni kadim medeniyetiyle bir temas kurmaya ve kendi ayakları üzerinde durmaya başladı. Kendi ülkelerinde yerli olduklarını daha yeni fark etmeye başladı insanlar. Kimse başkasının meskeninde sükun/huzur/barış bulamaz. Yeri yurt edinme çabalarımız bu yüzdendir. Huzur ve barış ortamında yaşama gayretimizin bir nedeni de budur. Bu ülkede son on yıldır, bin yıllık kadim medeniyetimizin, ilim irfan birikimimizin ve farklı kesimlerle kurduğumuz birlikteliklerimizin ne denli kuvvetli ve kıymetli olduğunu daha yeni anlamaya başladık. Kısacası hür olmanın, bağımsız olmanın tadını daha yeni almaya başladık. Ne var ki Malazgirt’ten bugüne gözleri üzerimizde olan ve ne zaman medeniyeti yeniden inşa etmeye kalksak, ortak akıl, ortak vicdan ve ortak idrak desek içerideki işbirlikçileriyle bizi tarih sahnesinden silmeye ant içmiş ezeli düşmanların gazabına uğruyoruz.
İstiyorlar ki ülkede laiklik kisvesi altında insanlar İslam’dan uzaklaşsın, Kemalizm kisvesi altında çocukları ilim irfan birikimiyle temas etmesin ve bir medeniyet tasavvuru gelişmesin. İstiyorlar ki; hukuk, emniyet güçleri ve ordu gibi kurumlar vesayet üretsin, ekonomi IMF’nin emri altına girsin, yol, metro, havalimanı yapılmasın, dağda PKK, ovada paralel yapı, Ortadoğu’da da ABD ve İsrail hakim olsun. Türkiye ise İsrail’in güvenliği için ortada tampon bir ülke konumunda olsun. Her şeyden mühimi de ülkede Erdoğan gibi bir lider olmasın. Ama var. O zaman devrilmesi lazım! Çünkü Erdoğan üst akılın ülkede kuracağı tezgâhı boşa çıkardı. İçine yerleştirdiği hain yapıyı deşifre etti ve onları ülkeden kovmaya başladı. Vesayeti ortadan kaldırdı, özgürlüklerin önünü açtı, Kürtler başta olmak üzere tüm farklılıklarımızla olan bin yıllık kadim ittifakı yeniden gündeme soktu, IMF’i gönderdi, cuntacıları susturdu, eski Türkiye rejiminden mağdur olanların yaralarını sardı. İnadına birlik, beraberlik, kardeşlik, medeniyet, kültür, proje, ekonomi ve yerli sanayi dedi ve bu uğurda gayret göstermeye başladı. Tüm yolları deneyen ve bir netice elde edemeyen ihanet şebekesi ve ağababaları Can Dündar’la son bir kamikaze saldırısında bile bulundu ama o da bir fayda sağlamadı. Şimdi içeride hesap veriyor. Tek umutları kaldı; 7 Haziran.
Bugüne kadar yeni Türkiye’yi engellemek için ne kadar operasyon yaptılarsa da bir netice elde edemediler. Son bir hamleleri kaldı o da; 7 Haziran seçimleri. İlginç ittifaklarla boy gösteren partiler, her zaman olduğu gibi seçim stratejilerini AK Parti’yi ve Erdoğan’ı bitirme üzerine kurdular. Herkes işin bir ucundan tutmuş gibi performans gösteriyor. HDP’nin barajı geçmesi için de The Economist’e varana kadar büyük bir destek var. Hedef belli; yeni anayasa ve başkanlık sistemi olmasın... Bu bakımdan ben 7 Haziran seçimlerini 7 Şubat MİT kriziyle başlayan, Gezi, 17-25 Aralık ve MİT tırları baskınlarına varana kadar geçen sürede hedeflenen engelleme operasyonun bir uzantısı olarak görüyorum. Bu yüzdendir ki saat 20:00-21:00’e kadar gün ışığının olduğu bir yaz gününde elektrik kesintisinden ve her partinin temsilcisinin katıldığı ve tek tek sayımların yapılarak sonucun parti üyelerine teslim edildiği dünyanın en adil seçimlerinde hile ve seçimler sonrasında da çatışmalı ortamdan bahsedilmektedir. Çünkü bu seçimler onlar için çok mühim. Ülkeyi tekrar eski Türkiye ideolojisiyle yönetme tekelini ellerine almak istiyorlar. Peki, bizim için önemi yok mu? Tam kendi ayaklarımız üzerinde durmaya başlamışken, yüzyıllık hedefler belirlemişken bu vizyona sahip çıkmayacak mıyız? Bugüne kadar her türlü tehdidi göğüs geren Erdoğan’ı, Davutoğlu’nu ve Hakan Fidan’ı yalnız mı bırakacağız? Derdi, bağımsız, özgür ve barış dolu bir Türkiye olanlar için elbette hayır. Çünkü AK Parti sıradan bir siyasi parti değildir. Bu ülkeyi ileriye taşıyacak bir motor gücüdür. İnşallah 7 Haziran ileride bu ülkenin bağımsızlık günü olarak anılacaktır.
Twitter.com/sivildemokrat
[email protected]
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019