Ural ATEŞER
Bugün yazdıklarımı, yorumları ve başka paylaşımları tekrar gözden geçirdim... Vardığım sonuç, aslında tartışmalar genelde iki takım taraftarlarının atışmasından öteye gitmiyor... Bana göre açık olan, hiç birimizin, yeni devlet kodu hakkında yeterli bilgisinin olmayışı...
Genel ilkeler çerçevesinde kendi yazdıklarımda bir yanlışlık görmedim... Bu kendini beğenmişlikten değil inanın... Bildiğim, hayatımı şekillendiren siyasi ilkeler açısından doğru duruşta olduğumu görüyorum... Ve bu durum beni sevindiriyor... Belki de günün yeni kodlarını yavaş yavaş çözmeye başladığımı sanmamdandır...
Ama bunun kimseye faydası olmadığını da görüyorum... Eski kodlarla dünyayı tanımlamak, analizler yapmak kolaydı... Emperyalizm, petrol, İsrail, kapitalistler, işçi sınıfı, sendikalar, cunta-munta falan derken bunlara bir de devletin sızıntılarından dışarıya akan haberler eklenirdi... Tabi dil bilenlerimiz ABD ve Avrupa'yı da takip ettik mi, şıppadanak çozerdik meseleyi...
Galiba yeni yeni karşılaşıp anlamaya çalışıyoruz "Yeni Türkiye"nin kodlarını... En geç Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı'nın yaptığı konuşmadan beri, hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını daha iyi anlamaya başlamış olmamız gerekirdi... Hala kimilerimiz, "acaba Obama ne dedi" diye kulak kabartırken, kimileri de bir Alman milletvekilinin demeçleriyle ya da "Der Spiegel"de yayınlanan bir makaleyle kendini haklı göstermeye çalışıyor... Oysa artık bölgenin ve dünyanın kodları farklı... Obama'nın demesiyle, ya da bir Alman milletvekili kadının tespitleriyle ne Türkiye'nin dış politikası belirleniyor, ne de bunların ifadeleri o kadar dikkate alınıyor... Diploması medya önünde, haber sızıntılarıyla falan yapılmıyor... Devlet aparatı siyasi yönetimle sımsıkı bir gizlilik içinde çalışıyor ve eski "medya tilkileri" analizlerinde bu yeni kodları dikkate almadıkları için yanılıyorlar... Adına "müttefik" denen devletler ve onların servisleri de artık eskiden olduğu gibi her gelişmeyi "selfservice masasından" tabaklarına alamıyorlar...
Genel siyasi sahnenin aktörlerinde de durum farklı değil... Tehditle, karmaşayla devleti etki altına alma devri geçti anladığım kadarıyla... Oysa, en azından kendi ifadeleriyle sızan haberlere göre, devletin siyasi temsilcileri görüşmelerde bu aktörlere açıklama yapıyorlar... Ama bunların da kafaları eski kodlara göre programlanmış olduğundan, kendilerini "tilki" sanmakta devam ediyorlar... Tahrif edilmiş haberleri tekrarladıkça kendileri de inanıyorlar... Bir söyledikleri bir söylediklerine uymuyor... Kendi tabanlarını kandırıyorlar...
Düşünebiliyor musunuz... Kendini "anti kapitalist Müslüman" olarak tanımlayan bir adam, sokak olaylarının, yani otobüs yakmaların, benzinciyi ateşe vermelerin, banka ve ATM'leri yağmalamaların ve yakmaların, her tarafta özel ve kamu malların tahrip etmenin "bir isyan, bir başkaldırış" olduğunu öne sürebiliyor ve olumlu buluyor bu hareketleri... Daha da kötüsü, benim bir eski yolarkadaşım bu ifadeleri överek sosyal medyada paylaşıyor...
İşte şimdi tahmin edemeyeceğimiz noktaya geliyoruz... Bütün bunların sonunda, hükümet ve devlet aparatı ya bu olayları da son birbuçuk senedir olduğu gibi ustaca manevralarla sonuçlandırıp ülkeyi düze çıkaracak, ki gönlüm bunu istiyor; tabi bu olayların sorumluları da hesap verecek... Ya da Türkiye tüm çabalara rağmen, içimizde ve dışımızdaki tüm komplocuların özlediği doğrultuda Ortadoğu batağının içine saplanacak, ki o zaman bunu körükleyenler de tüm ülke insanı gibi çok acı çekecekler, ama iş işten geçmiş olacak...
Bu saate kadar gelen haberler: HDP'nin "sokağa çıkın" çağrısına icabet edenler sokakları yakıp yıkmaya devam ediyorlar... Bazı il ve ilçelerde sokağa çıkma yasağı uygulanıyor... Bazı geri zekalılar sanki bekliyorlarmış gibi "iç savaş başlıyor mu ne" gibi ifadelerle ortaya çıkmaya devam ediyorlar... Cumhuriyet'den T24'e, oradan Sözcü'ye uzanan yayın organlarının gazetecileri hala eski dünya ve Türkiye kodlarına göre felaket tellallığına devam edip Kobani için timsah gözyaşları döküyorlar... Ve bu saate kadar, tüm hengameyi aralıksız izlediğim için ben yoruldum...
Sabah ola hayrola derdi rahmetli annem... Biz de öyle diyelim...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2020
27.01.2020
1.02.2020
29.12.2019
27.11.2019
12.10.2019
5.06.2019
3.06.2019
1.06.2019
24.04.2019