Verda ÖZER
Geçtiğimiz hafta sahipli iki köpek, yaşadıkları evin bahçesinde katledildi. Bahçeye özellikle atılan zehirli tavukları yedikten sadece 10 dakika sonra can çekişerek öldüler. Sahipleri tanınan televizyon sunucusu Tanem Sivar Dirvana olduğu için, bu cinayet haberi bir anda dalga dalga yayıldı.
Artık sorma vakti: Biz ne zamandan beri hayvanlarımızın katliamına göz yumuyor ve hatta bunu yapanları cezalandırmayarak cesaretlendiriyoruz?
*
Osmanlı İmparatorluğu koskoca coğrafyaları yönetip dünya liderliğine oynarken, bir yandan da sokak hayvanlarını yaşatmanın derdindeydi. Bunun için özel bir meslek icat etmişti: Mancacılık.
Mancacılar, sokaklarda hayvanlar için yiyecek satan devlet memurlarıydı. İnsanlar ya onlardan aldıkları yiyecekleri hayvanlara veriyordu. Ya da mancacı, onların verdikleri parayla sokak hayvanlarını düzenli olarak besliyordu. Bununla birlikte zabıta memurları da hayvanlara fazla yük yüklenmesini engellemekten mesuldü.
Zaten Osmanlı’yı dünya üzerinde sokak sokak büyüten de herhalde önce kendi sokaklarındaki canlara sahip çıkmasıydı.
Osmanlı’da mancacı
Halk ise devletten daha da duyarlıydı. 1826’da bir İngiliz turistin Galata’da köpek saldırısından kaçarken ölmesi üzerine, İngilizler ültimatom verdi. Sultan II. Mahmut da sokak köpeklerinin toplanıp şehrin dışına bırakılmasını emretti. Ama halk büyük tepki gösterince, geri adım atmak zorunda kaldı. Çünkü İstanbullular, köpeklerin şehri belalardan koruduğuna inanıyordu.
Yine 1865’te artan köpek nüfusu nedeniyle Sultan Abdülaziz, köpeklerin toplanıp İstanbul açıklarındaki Hayırsız Ada’ya bırakılmasını emretti. Ama köpekler adaya sevk edildiği sırada, o meşhur “büyük İstanbul yangını” çıktı. Halk da bu felaketi köpeklerin şehirden yollanmasına bağladı. Ve 2. bir emirle bütün köpekler gerisin geri İstanbul sokaklarına bırakıldı.
Zaten 1800’lerin sonunda Fransa’nın meşhur dergisi L’Illustration da şöyle yazmıştı: “Köpeklerin en çok sevildiği ülke hangisidir? Osmanlı Devleti.” İşte bu geçmişimizi hatırlamalı; hem toplumsal hem devlet refleksimizi acilen yeniden canlandırmalıyız. Bunun yolu da her şeyden önce onları katleden zihniyeti cezalandırmaktan geçiyor.
Mal mı, can mı?
Ne var ki bugün Türk Ceza Kanunu’nda hayvanlara karşı işlenen suçlara ilişkin tek düzenleme “Mala Zarar Verme” başlığı altında geçiyor. Yani hayvanlar “can” değil, “mal” olarak kabul ediliyor. Dahası, aynı düzenleme sadece karnesi olan sahipli hayvanları kapsıyor. Bir diğer deyişle, sokak hayvanları “mal” olarak bile kabul edilmiyor.
3.sü, “Hayvanları Koruma Kanunu”nda hayvanlara karşı işlenen suçlar sadece “kabahat” olarak düzenlenmiş. Karşılığında da en fazla para cezası öngörülüyor. Sahipsiz bir hayvana karşı işlenen suçun cezalandırılabilmesi içinse, birinin başvuruda bulunması gerekiyor. Dolayısıyla, suç neredeyse hep cezasız kalıyor.
*
Sadece kendimizi “can”, hayvanları “mal” olarak, sadece evimizdeki hayvanı yaşamaya, sokaktakini ölmeye değer görmeye devam ettiğimiz sürece, bu katliamları el birliğiyle yapmış oluyoruz. Peki, bunu fark ediyor muyuz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.04.2021
28.11.2019
22.10.2019
20.06.2019
8.06.2019
5.06.2019
1.06.2019
29.05.2019
26.05.2019