Yalçın AKDOĞAN
Cuntacı terör örgütü FETÖ konusunda sohbetler iki vurgu üzerinden dönüyor. Birincisi mücadelenin sapla samanı karıştırmayacak bir özen ve hassasiyetle yürütülmesi konusunda; ikincisi mücadelenin amansız ve çok kararlı şekilde sürdürülmesi konusunda.
Her iki bakış açısında eleştirel boyutlar da yok değil. Özen ve hassasiyet vurgusu yapanlar ‘mağduriyet hikayeleri’ üzerinden meseleye yaklaşıyor; kararlılık vurgusu yapanlar ise ihmal, gözyumma, himaye, çifte standart, pasiflik üzerinden eleştiriler yöneltiyorlar.
Doğrusu uğraştığımız meselenin çok kolay bir mesele olmadığını biliyoruz. Belki de insanlık tarihinin en sinsi ve en alçak örgütlerinden biriyle mücadele ediliyor.
Zorluğun bir sebebi sinsilik ve gizlilik ise diğer sebebi normal vatandaşa da sirayet etmesi, dini duygular üzerinden çok farklı alanlarda etkinlik sağlamış olması...
Önümüzde içiçe geçmiş halkalar şeklinde farklı derecelerde suça karışan veya suçlu kişilerle ilişkisi olan büyük bir kitle var.
Hemen önümüzde halkı katleden bir darbeci güruh var.
Onun yanında yıllardır kumpas kuran, suç üreten, insanların hukukuna tecavüz eden bir suçlular ordusu var.
Onun yanında devleti yıkmaya dönük örgütlenen illegal bir yapı ve onun yöneticisi-sorumlusu-üyesi bir şebeke var.
Onun yanında örgüte sempati duyan, destek olan, kol kanat geren bir kitle var.
Onun yanında örgütle organik ilişkisi olmayan ama çocuğunu okula-dersaneye gönderen, kurban veren, insani ilişkiler kurmuş olan bir toplum kesimi var.
Ortada büyük bir suçlar manzumesi ve suçlular taifesi olduğu çok açık.
Bu kadar iç içe geçen bir sorunlar kümesinde özen vurgusu yapanları dikkate almak ‘adalet ve hakkaniyet’ ilkesi açısından elbette önemlidir.
Ben birinci vurguyu önemsemekle birlikte ikinci vurguyu, yani amansız mücadele kısmını şu an olmazsa olmaz görüyorum.
Karşımızda 40 yıldır sinsi bir şekilde örgütlenmiş ve tek işi bu olan, organize ve motive bir şekilde hareket eden bir yapı var.
Bu örgütlü yapıyla mücadele eden devletin ise birçok işi, birçok sorunu var. Cumhurbaşkanımızın yıllardır yaptığı mücadele vurgusunun topyekün bir devlet mücadelesine dönüşememesinin eksikliğini 15 Temmuz’da gördük, acı bir şekilde tecrübe ettik. Devletin bir bütün olarak ve konsantrasyonunu kaybetmeden uzun soluklu bir mücadele ortaya koyması çok önemli. Etkin ve kararlı mücadele vurgusunun hiç zayıflamaması, mücadelenin çok boyutlu ve netice alacak şekilde sürmesi bu yüzden şart.
Yıllardır yaptığımız paralel vurgusunu bir takıntı gibi gören ve rahatsız olan arkadaşlarımızın şimdi sesini yükseltmesi yine de bir kazançtır. Ama artık önemli olan söylem değil, uzun soluklu ve sonuca odaklı bir mücadeledir yani eylem ortaya konmasıdır.
FETÖ büyük ve kompleks bir yapı ve kısa sürede etkisizleştirilebilecek bir örgüt değil. Darbe psikolojisi hafiflediğinde ikinci plana atılabilecek bir örgüt hiç değil.
On binlerce insana karşı yürütülen bir mücadelenin yüzbinlerce insanı etkilemesi, sosyal sorunlar veya yeni güvenlik riskleri içermesi elbette mümkündür. Bu boyutlar da doğru bir şekilde yönetilmelidir. Ama bunun alternatifi meseleyi yarım yamalak ve göstermelik bir şekilde ele alıp, orta ve uzun vadede ülkemizi uçurumun kenarına getirmek olmamalıdır.
Bu yüzden elbette özen şart ama kararlı bir mücadele olmazsa olmaz...
Sayın Başbakanımız ve hükümetimiz meselenin tüm boyutlarıyla farkında görünüyor, tüm eleştirileri nazara alarak titiz, hassas ve kararlı bir mücadele iradesi ortaya koyuyor.
Evet, her mücadele sancılıdır ama yapılmaması ölümcül tehlikeler doğurur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.05.2019
17.05.2019
8.05.2019
2.05.2019
1.05.2019
19.04.2019
17.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
4.02.2019