Yasin AKTAY
Yalnız kurtların kendi başlarına hareket edip ülkeyi kaosa sürükleyen eylemleri yaptığına inandırılmak istedik hep. Oysa Türkiye'de yalnız kurtlar hiç bir zaman arkalarında büyük bir örgüt gücü ve desteği olmadan bu çapta eylemler yapacak bir imkan bulamamıştır. Aslında zaman zaman o örgütsel yapıların "herşeyin devletten beklenmemesi gerektiğini" düşündüğü olmuştur. Ama kötü alışkanlık işte, devlet olmadan hareket etmelerine hiç bir şekilde izn verilmeyen devlet dışındaki aktörler, lazım olduğunda da öyle kolay harekete geçirilemiyor. O yüzden en kritik anlarda bile kendi eliyle işi üstlenmesi "devlet zaruretinden" olmuş.
Devlet bu memlekete ne lazımsa getirecek işgüzarlığın ve tekelin adıydı. Burjuvazi lazımsa getirecekti, milliyetçilik ne kadar lazımsa, hatta Komünizm lazımsa onu da getirirdi, ama lazım olup olmadığına önce karar vermesi gerekirdi. Okul ve heykel yapmaya yetişemeyebilirdi devlet, onun için herşeyi devletten beklememek lazımdı ve devlet tarafından makbul sayılan veya makbul sayılmak için gerekli şartları yerine getirmek üzere birileri okul, heykel, yapmak isterse bu, Türkiye'de sivil toplumun ne kadar güçlü olduğunun, devlet-millet birliğinin ne kadar iyi çalıştığının bir gösterisi olarak hoş karşılanabilirdi.
Herşeyi devletten beklememek lazımdı, ama devletin dışında kuş uçması zinhar mümkün olamazdı. Devletin her alanı kuşattığı bir yerde, anarşi ve terör işlerini birilerinin kendi başına yürütmesi mümkün olabilir miydi? Türkiye'ye lazımsa elbette devlet terörü de, anarşiyi de gerekli olduğu kadar yapacak, örgütleyecekti.
Devlet dediysek, şu bildiğimiz derin devlet tabii. Sonuçta kurcaladığınızda illa ki bazı şahsi inisiyatiflere, gerçek insan niyet ve eylemlerine, insan ilişkilerine bağlanan devlet. Son kertede gerçek bir sorgulamada hiç kimsenin kendi eyleminin sorumluluğundan kaçamadığı ilişkiler yani.
İşte bu ilişkiler ağı içinde hareket edenler, herşeyin devletten beklenmemesini istedikleri zamanlarda bile hiç bir zaman halka tam olarak güvenmezler. İyi ki de güvenmezler. Bir iç savaş beklentisi içine girdiklerinde gerekli ideolojik ve psikolojik ortamı oluştursalar da halkın kendi kendine harekete geçmesini beklemez, illa ki bir yerlerde asıl fail olarak da devreye girmeyi ihmal etmezler.
Menemen'de halkın Cumhuriyete karşı bir ayaklanma içine girmesini ve akıl almaz işler yapmasını istedi ama bunu beklemeden kendi mizansenini yarattı. Kahramanmaraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta oluşturduğu ideolojik ortamın aslında benzer bir çatışma görüntüsü ortaya çıkarmasını istedi ama bütün ideolojik gerilime rağmen işlerin bu çatışma noktasına gelemeyeceğini gördüğü için bizzat müdahale etti.
28 Şubat döneminde başörtüsü zulmü karşısında birilerinin yeterince kızıp eline aldığı silahla çılgınca bir şeyler yapmasını ne kadar istediler. Böyle bir şey olsaydı muhtemelen elleri çok rahatlar, darbelerini çok daha kolay meşrulaştırırlardı. Muhtemelen dindar camia hiç bir zaman istedikleri kadar galeyana gelmemekle onları yeterince kızdırıyordu.
Danıştay saldırısından önce, Danıştay'ın verdiği ve bayan memurların sokakta bile başörtüsü takmalarının yasaklanmasının önünü açan kararı dindar camiada öfke patlaması yaşatmıştı. Ama bu öfkeye kapılmış hiç bir İslamcının aklına böyle bir eylem yapmak gelmedi. Birilerinin aklına böyle bir şey gelmiş olsaydı yine muhtemelen darbe planlayan ve bütün işleri bunun için gerekli ortamı hazırlamak olan Ergenekoncuların işi çok kolaylamış olurdu. Dindar insanlardan bu hareket gelmeyince, onlara "vekaleten" bu işi de kendileri üstlenmiş oldu. O kadar ki, neredeyse yüzlerce, hata binlerce kişinin istihdam edildiği organize bir çalışmayla Danıştay saldırısını kotardılar.
Hrant Dink'in 301. Madde'den Türklüğe hakaret suçlamasıyla yargılandığı zamanları hatırlayalım. "Türklerin kanı zehirli" diye bir deyimi kışkırtılmakta olan uluslacı duygulara sahip gençlerin zihnine öyle bir kampanyayla kazıdılar ki, tek başaramadıkları şey, yarattıkları öfkenin kendiliğinden patlayabilecek seviyeye gelmesiydi. Bu olmadı, Türkiye halkının büyük kısmının Dink'in sözlerini istedikleri gibi anlamalarını sağladılarsa da, bu halktan "örgütsüz" harekete geçip cinayet işleyebilecek bir inisiyatif yaratamadılar. O yüzden o iş de başa düştü. Özel yetşitirilmiş hücrelerine inanılmaz bir organizasyonla işi yaptırdılar.
Muhtemelen hem Danıştay cinayeti hem de Dink cinayeti hem de diğer cinayetlerde faillerin yakalanabileceğini, yakalansalar da bütün ilişkilerinin bu kadar açığa çıkarılabileceğini hesaplayamadıkları için olayların gerçekten "kendiliğinden" ve yalnız kurtların marifetiyle kotarılmış olduğu algısına fazla güvendiler.
Oysa bugün artık kimsenin "örgütten" başka kimseden bir kötülük beklemediği bir gerçeklik dünyasına gelmiş bulunuyoruz. İşte bu dünyada açık olan bir şey daha var: İster Kürt-Türk eksenli şiddet hareketi, ister Alevilik-Sünnilik, veya Laiklik-İslamcılık eksenli gerilimler sözkonusu olsun, Halk ne kadar farklı düşünürse düşünsün, ne kadar gerilirse gerilsin, bunu kendiliğinden bir şiddete dönüştürmüyor ve bunun için her zaman o örgüt iradesi ve inisiyatifi gerekli olmuştur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019