Yetvart DANZİKYAN
Seçimler yaklaşırken siyaset düzeyinde edilen laflar da sertleşiyor, ağırlaşıyor, nasıl bir siyasi iklim içinde yaşadığımız bir kez daha su yüzüne çıkıyor. Böylece kendi iç meselelerimizle ilgili tutarsızlıklar da nasıl diyelim, kıyıya vuruyor. Neden kıyıya vurma benzetmesi yaptığımı biraz sonra anlayacaksınız zaten.
İsrail meselesi ile başlayalım. ABD Başkanı Trump’ın İsrail’deki ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma kararı vardı, hatırlanacaktır. Bu karar doğal olarak tüm dünyada tepki yarattı. Bilhassa da hem Hıristiyan hem de Müslüman dünyasında. Karara tepki gösteren Yahudi dernekleri olduğunu da not düşelim. Kudüs’ün üç dinin kutsal merkezi olduğu ve böylesi siyasi mülahazalara kurban edilmemesi üzerinde ısrarla duruldu.
Ancak Trump tepkilere aldırmadı ve bu kararı hayata geçirmek için geçtiğimiz hafta en önemli adımı attı. Aynı günlerde Filistinliler de 1948’de kendi yurtlarından kovulmalarını her yıl olduğu gibi protestolarla anmak için harekete geçmişlerdi. ABD’nin kararının da etkisiyle protestolara Filistinler tarafından geniş bir katılım oldu ancak bu protestolar bir katliamla sonuçlandı. Gazze’de sınır çizgisine yürüyen Filistinliler İsrail ordusunun açtığı ateş sonucunda çok sayıda kayıp verdiler. Son gelen haberlere göre 62 Filistinli öldü binlercesi de yaralandı. İsrail ordusunun bu gösterilere karşı gerçek mermi kullanması tüm dünyada tepki topladı, topluyor. İsrail ordusunun böylesi bir şiddet kullanması gerçekten de kabul edilemez.
Bu durum karşısında Türkiye’nin de tepkisi sert oldu. Partiler ortak bildiri yayınladılar, İsrail’in Türkiye’deki Büyükelçisi ve konsolosunun ülkeyi bir süreliğine terk etmesi istendi. İsrail de benzer adımlar atıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da İsrail’e sert tepki gösterdi. Hafta başında şunları söyledi: “İsrail devlet terörü estirmektedir. İsrail bir terör devletidir. İsrail’in yaptığı bir soykırımdır. Bu insanlık dramı, soykırımı, hangi taraftan olursa olsun, ister Amerika ister İsrail, lanetliyorum. Bugünün, İslam dünyası olarak Kudüs’ü kaybettiğimiz bir gün olmasına asla izin vermeyeceğiz. Filistinli kardeşlerimizin yanında olmayı kararlılıkla sürdüreceğiz”
Burada gözümüz ister istemez ‘soykırım’ kelimesine takılıyor. İslamcı ve merkez sağ siyasette bu soykırım kelimesi Türkiye için olmamak kaydıyla çok rahat kullanılıyor. İnsanlar elbette ki fikirlerini belirtecekler ancak burada yine de düşünmemiz gereken bir durum ortaya çıkıyor. Erdoğan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kapanış toplantısında söylediği şu sözleri de not düşelim, yeri gelmişken: "İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında her türlü işkenceye uğrayan insanların çocukları maalesef bugün adeta Nazilere taş çıkartan yöntemlerle masum Filistinlilere saldırıyor”
İsrail ordusunun şu son katliamı elbette ki sert biçimde kınanmalı, eleştirilmelidir. Peki bu bir soykırım mıdır? Belki de Filistinliler açısından öyledir ancak bilhassa şu son vaka için ‘soykırım’ demek biraz güç. Ama burada hükmü veren biz olmayalım, mağdurların sesine kulak verelim. Ancak yine de şu soru orta yerde duracak: Buna soykırım diyeceksek 1915’te olanlara ne diyeceğiz ya da ne gerekçeyle soykırım diyemeyeceğiz?
Acıları, mağduriyetleri karşılaştırmak, ölçmek, kıyaslamak değil niyetim. Bunun altını güçlü biçimde çizmek isterim. Ancak Ermeni halkının kendi başına gelenlere soykırım demesine bu topraklarda şiddetle karşı çıkılıyorken bu kelimenin başka durumlarda rahatça dolaşıma sokulması -en diplomatik ifadeyle- soru işareti yaratmaz mı?
Hükümet birkaç yıl öncesine kadar şu noktada idi, mealen: 1915’e soykırım diyen de olur, bunu reddeden ve bunun yalan olduğunu söyleyen de olur. Bunların hepsi ifade özgürlüğüdür. Yakın zamana kadar tavır böyle idi.
Şimdi bu tavırdan bile geri dönme eğilimi seziliyor. Bu yıl 24 Nisan anmaları güçlükle yapılabildi, ‘soykırım’ pankartları taşıyanlar yıllardan sonra ilk kez gözaltına alındı, öyle öğreniyoruz ki Emniyete götürülürken de ırkçı ayrımcı söylemlere maruz kalmışlar. Bu hafta Agos’ta yer verdiğimiz gelişme de gözlerden kaçmamalı. HDP milletvekili Garo Paylan hakkında ‘Türklüğe hakaret’i düzenleyen 301. maddeden fezleke hazırlandı ve TBMM’ye gönderildi. Paylan’ın Ermeni soykırımından bahseden sözlerine dair bir ihbarın savcılık tarafından işleme konduğunu ve Adalet Bakanı’nın da izin vermesiyle hakkında 301. maddeden işlem yapıldığını görüyoruz. Ki o 301. madde geçtiğimiz yıllarda büyük tartışmalar yaratmış, birçok gazeteci ve aydın o soruşturmalar nedeniyle milliyetçi çevrelerin hedefi haline gelmişti, bunun üzerine o maddeden yapılacak soruşturmalar bakanın iznine bağlanmıştı. O dönemi hepimiz sıkıntıyla hatırlıyoruz.
Özetle iktidar bu konuda bir yeni bir evreye girmiş gibi gözüküyor. Hal böyle iken yine de sormamız gerekir. Ermeniler 1915’te savaş koşulları yüzünden mi ölmüşlerdir?
Gelelim CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye. İnce’nin bir rüzgar estirdiği görülüyor. Ancak İnce’nin böylesi konularda hayli sevimsiz konuşmaları da mevcuttu. Zamanında “Atatürk olmasaydı adınız Dimitri olurdu, Yorgo olurdu” sözleri hayli tepki toplamıştı. Bu kez de Erdoğan’ın CHP’ye yönelik “Çöplüktür” sözlerine yanıt vermek üzere şunları söyledi: “Testinin içinde ne varsa, ağzından o dökülür. Bir şey daha söyleyeyim. Bu cumhuriyeti Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1922'de pislikleri denize dökerek kurdu. Demek bazen deniz dalgalarla pislikleri geri götürebiliyor.”
1922’de denize dökülenler arasında sivil halktan kadın çoluk çocuk o kadar fazla insan vardı ve o günlerde öyle büyük trajediler yaşandı ki. Literatür ne yazık ki zengindir. Son olarak bu konuda Aras Yayıncılık’tan geçtiğimiz günlerde çıkan Richard Hovannisian’ın editörlüğünü yaptığı “İzmir” kitabına bakılabilir. Bilhassa da Robina Peroomian’ın “Ermeni İzmir’in sonu: Bir Sözlü Tarih Perspektifi” makalesine. Makaleden kısa bir bölümü aktarmama izin verin: “Görüşülen herkes Avrupalı ve Amerikalı donanma birliklerinin verdikleri tepkiyi bütün canlılığıyla hatırlıyor. Sesleri, boşa çıkan umutlarını, bu acı ironiyi, şaşkınlık ve öfkelerini yansıtıyordu. Hayk Mısırlıyan, denizin yüzeyindeki cesetler arasından metrelerce yüzmeyi başararak Amerikan gemisine ulaşmışsa da üzerine hortumla su fışkırtarak gemiye çıkmasını önlemişlerdi. Edward Papazyan da tanık olduğu benzer bir sahneyi tasvir ediyordu. Onnik Eminyan ise Ermenilerin ‘karap’ dediği İzmir’in güzel sahil şeridinin nasıl bir mezbahaya dönüştüğünü hatırlıyordu. Avrupalılar kurbanların arasında kayıtsızca dolaşıyor ve kanlı görüntüleri filme alıyorlardı. (…) Acı dolu günlerin ardından Amerikan Yakındoğu Yardım Kuruluşu ciplerle ekmek ve su dağıtırken kurbanların nasıl yakardığını Malvine Hancıyan şöyle anlatıyor: ‘Ekmek istemiyoruz. Bize yardım edin. Bizi bu cehennemden kurtarın” (sayfa 222)
İnce’nin bu meselelere biraz daha kafa yormasında fayda var.
(Not: Bu yazı 18 Nisan’da Agos’ta yayınlanan yazımın genişletilmiş versiyonudur.)
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.04.2021
9.01.2020
26.10.2020
12.10.2020
14.09.2020
1.09.2020
17.08.2020
20.07.2020
8.06.2020
11.05.2020