Yetvart DANZİKYAN
Ermeni Soykırımı’nı tanıyan tasarı ABD Senatosu tarafından kabul edildi. Bu önemli bir gelişme. Zira Soykırım’ı tanıyan tasarılar ABD Temsilciler Meclisi tarafından daha önceki yıllarda da iki kez kabul edilmiş ancak Senato’dan onay almamışlardı.
Son Temsilciler Meclisi kararı bu yıl 29 Ekim’de alındı, hatırlanacağı üzre. Bu son karar büyük bir önem arzediyordu, zira 405 evet oyuna karşılık 11 hayır oyuyla, yani çok ezici bir çoğunlukla alınmıştı. Ancak kararın Senato’da oylamaya sunulması uzun sürdü. 3 kez çeşitli senatörlerce bloke edildi. Bu engellerin tümü de Beyaz Saray kaynaklı idi, zira Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dostluklarına önem veriyor gibi görünüyordu. Bu elbette görünen gerekçe. Perde arkasında neler olduğunu (silah alımı anlaşmaları vs) bilemiyoruz.
Ancak böyle bir çoğunluk oyuyla Temsilciler Meclisi’nden geçmiş bir tasarının Senato’da çok uzun süre takılmayacağı da tahmin edilmekte idi. Agos yazarı Edvin Minassian senatörlerin talebiyle er geç bu tasarının Senato’da oylanacağını ve oylanırsa büyük ihtimalle geçeceğini yazmıştı iki hafta kadar önce.
Dolayısıyla beklenmedik bir adımdan bahsetmiyoruz. Daha ilginç olan ise Türkiye’deki gelişmeler oldu. Kararın Senato’da kabul edilmesi haber kanalları tarafından saatlerce duyurulmadı mesela. Söz konusu kanalların Washington temsilciler/muhabirleri kendi kişisel hesaplarından takipçilerini haberdar ediyorlardı, yani belli ki gelişme merkezlere bildirilmişti, ancak kanallar bunu duyurmamayı tercih ettiler. Ta ki Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi’nden bir kınama açıklaması yapılana kadar. Artık haber verilebilirdi, ama tabii kınama haberi. Nasıl bir totaliter sistem içinde yaşadığımızın özeti gibi bu aslında. Konu tek başına haber değeri taşımıyor. Ancak rejim tepki gösterince, yani haberin nasıl anlaşılması gerektiği bildirilince haber oluyor.
Sonrasında olanlar da ilginç diyeceğim ama aslında rutin. Yine ABD’ye üst perdeden tepkiler gösterildi, TBMM (HDP dışında) ortak bir bildiri yayınladı vs. Şimdi “gelenek” icabı olması gereken, üniversite senatolarının da toplanıp bu kararı kınaması. Doğrusu geç kaldılar bile denebilir.
Ancak TBMM bildirisinde dikkat çeken bir cümle vardı. İlgili bölümü bir hatırlayalım: “Türkiye ve ABD arasında uzun yıllara dayalı stratejik müttefikliğin ve dostluğun, karanlık hesaplara alet edilerek tahrip edilmesinden büyük üzüntü duymaktayız. ABD Senatosu artık kendi tarihine kattığı bu kirli vicdan yüküyle yaşamak zorundadır. ABD Senatosu'nun bu kararı hem tarih hem hukuk açısından, hem de Aziz Milletimiz ve insaf sahibi dünya halkları nezdinde yok hükmündedir.”
Şimdi bu “Yok hükmünde” meselesi başlıbaşına incelenmeyi hak eden bir tutum zaten. Bilhassa AKP döneminde Erdoğan vasıtasıyla daha da yaygın biçimde (Özellikle Türkiye’nin mahkum edildiği AİHM kararları sonrasında) dolaşıma sokulan “Yok hükmünde” tepkisi aslında “Buna verecek cevabımız yok” demek gibi bir şey. Daha da ötesinde “Biz dünyadan kopuk yaşamaya karar verdik, evrensel kurallar ve anlayışlar, altına imza atsak da bizi ilgilendirmiyor, kendi içine kapalı, milliyetçi ve muhafazakar tabularla yetiştirilmiş bir toplum yaratmak istiyoruz” demenin basit bir anlatımı.
Bu vakada da sadece iktidar değil HDP dışındaki muhalefetiyle tüm partiler “Yok hükmündedir” havasına girdiler. Buradaki mantık ise az evvel tarif etmeye çalıştığıma ek olarak (CHP de var çünkü bu tepkinin içinde) “Bu konu ile yüzleşmeyi reddediyoruz, çünkü varlığımız bu inkarın üzerine kurulmuştur” gibi bir şey. Neyse, tüm bunlar şaşırtıcı değil ne yazık ki, dediğim gibi.
Asıl benim gözüme çarpan ise alıntıladığım bölümün son cümlesi. Yani "ABD Senatosu'nun bu kararı hem tarih hem hukuk açısından, hem de Aziz Milletimiz ve insaf sahibi dünya halkları nezdinde yok hükmündedir” cümlesi. Türkiye bu tepkisiyle işin içine “İnsaf sahibi dünya halklarını” da karıştırmış. Yani, üzgünüm TBMM, ama Ermeni Soykırımı’nı kabul eden ülkelere baktığımızda (30 civarında ülkeden ilk sayabileceklerim, Arjantin, Brezilya, Şili, Lübnan, İtalya, Polonya, Portekiz, Venezuela, Uruguay, Bolivya, İsveç, Slovakya, Çekya, Litvanya, Belçika, Kanada.. Almanya, Fransa, Rusya gibi ülkeler de var ama Türkiye bunları büyük devlet kategorisinde gördüğü için öne çıkarmıyorum) dünyanın dört bir yanından önemli sayıda ülkenin parlamentosu tarafından Ermeni Soykırımı’nın tanındığını görüyoruz.
Bu tablo karşısında ne söylenebilir? Bu ülkelerin ve halklarının insaf sahibi olmadıkları mı? Peki insaf sahibi hangi halk 1915 ve sonrasında Ermeni halkına yapılanlar karşısında sessiz kalabilir ki?
Evet, hiç şüphesiz bu mesele dünyanın farklı ülkelerindeki parlamentoların aldıkları kararlarla çözülmeyecek. Kimbilir belki de bu tür kararlar bu meselenin bu topraklarda çözülmesine de yardımcı olmayacak. Elbette ki bu konu bu topraklarda çözülmeli. Yüzleşme bu topraklarda olmalı.
Ama bu argümanı dile getirirken meseleye tersinden de bakmalıyız. Ermeni Soykırımı’nın üzerinden 105 yıl geçti. Ne yapsın dünya halkları? Bir 100 yıl daha mı beklesinler, Türkiye bu konu ile yüzleşmeyi gündeme alsın diye. Doğruluğuna inandıkları konular hakkında sussunlar mı, “Aman Türkiye kızar şimdi” diyerek. Peki bu ülkelerde yaşayan, 1915 öncesi ve sonrası göç etmiş Ermeniler’e ne desinler? “Bir şey diyemeyiz, Türkiye kızıyor” mu desinler?
Bu konuya artık yeni bir pencere ve anlayışla bakılması şart. Türkiye’nin, 1915’in acısını çekmiş ülke içindeki Ermeniler’i de tedirgin eden, onları bir kez daha spot altına koyan bu “sert tepki” çıtası ve diğer ülkelere yönelik “İlişkilerimiz bozulur, ona göre” politikası meselenin çözümüne, yüzleşmeye yardım etmedi bugüne kadar. Tam tersine akutlaştırdı. “Taziye” mektuplarının yerini ise konferans yasaklamaları aldı. Evet söz konusu kararlar belki bu topraklarda bir yüzleşmeye yardımcı olmayacak ama en azından o topraklardaki insaf sahibi halkların ve Ermeniler’in adalet beklentisini bir nebze olsun karşılayacak. Bir de böyle düşünelim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
26.12.2025
24.04.2021
9.01.2020
26.10.2020
12.10.2020
14.09.2020
1.09.2020
17.08.2020
20.07.2020