Yetvart DANZİKYAN
Ne hafta ama... Ölüm orucu sonucu hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine yapılmayan kalmadı, cemevine gazlı saldırı dahil. Yetmezmiş gibi cenazenin defin için gittiği Kayseri’de ülkücü gruplar gösteri yaptı, Bakırköy Ermeni Kilisesi’nin kapısı yakılmak istendi, saldırganın “korona virüsünü bunlar başımıza bela etti” dediği söylendi, İslamcı-milliyetçi bir dergide “FETÖ’nün ayakları” başlıklı bir şemada Türkiye Hahambaşılığı, Ekümenik Patrik ve eski bir Ermeni Patriği de yer aldı, AKP’ye yakın Ülke TV’de bir programa katılan Sevda Noyan adlı bir kişi "15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır" dedi, bu kişinin eskiden Gülen Cemaati’ne yakın kanallarda program yapan bir müzisyenin eşi olduğu ortaya çıktı.
Ragıp Zarakolu’na 1950’ler ile günümüzü karşılaştıran bir yazı yazdığı için “darbecilik” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Daha da ötesinde AKP çevreleri iktidar değişikliğine değinen her değerlendirmeyi “darbecilik” torbasına tıkıştırmaya başladı.
Bu aslında özellikle üzerinde durulmaya değer. Zira 15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın lütfu” sözleriyle karşılayan AKP için öyle görünüyor ki bu lütuf çoktan sona ermiş, Türkiye’ye seslenebilme kabiliyetleri hem tükenmiş hem de 'tek başına iktidar' günleri çok gerilerde kalmıştır. AKP, daha doğrusu Erdoğan rejimi, MHP desteği olmadan seçim sandıklarından “ezici” bir galibiyet alamayacak haldedir. Elbette bu MHP desteğine, bir de siyasi güç anlamında 90’ların devlet ve derin devlet çevrelerini ve ulusalcı çevreleri katmak gerekir.
Özetle 7 Haziran 2015’de başlayan AKP’nin tek parti olamama hali aslında Kasım 2015 seçimlerinde telafi edilmiş gibi görünse de derinleşerek sürmektedir.
Ancak iktidar ortakları açısından aşılması zor şöyle bir denklem görünmekte. MHP ve eski devlet çevreleri her ne kadar iktidarın ortağı olsalar da, AKP’siz bir iktidar kurma olanağından şimdilik yoksundurlar. Yani oy gücü anlamında. Bunun için hâlâ AKP tabanına ve Erdoğan’ın propaganda kabiliyetine ve medyasına ihtiyaç duymaktalar. Ancak bu şekilde devlete ve iktidara tutunabilmekteler. AKP ve Erdoğan için ise artık sandıktan tulum çıkarılan günler çok gerilerde kalmış vaziyette.
2015’deki çözüm ve açılım fırsatını “Kürt anasını görmesin” mantığıyla çöpe attıktan sonra milliyetçilerle koalisyon kurmanın sonucu, buralara gelmek oldu. Muhtaç kaldığı gücün programını uygulamak adına baskıyı ve milliyetçi dozu artırdıkça “söylem” düzeyinde koalisyon ortakları güç kazandılar. Süleyman Soylu’nun istifası ve Erdoğan’ın bu istifayı “kabul etmemek” durumunda kalması belki de böyle okunabilir. MHP yöneticisi Semih Yalçın’ın Devlet Bahçeli’nin tek başına MHP iktidarı çağrısı yapan eski bir tweetini yeniden canlandırması da.
Manzara böyle olunca artık AKP ve Erdoğan rejimi açısından 'tüm topluma' sunulabilecek bir siyasi proje kalmadı. Tam tersine iktidarı ne pahasına olursa olsun korumaya yönelik bir organizasyon şeması öne çıktı ve kendi seçmenlerine de “Anca beraber kanca beraber” havası pompalandı. Zaten bunun yolunu seçmenler partiye 15 Temmuz’da göstermişlerdi.
Bu dinamikler içinde şekillenen iktidar şemasında AKP’nin artık en büyük ihtiyacı “darbe” ortamı içinde yaşamak. Daha doğrusu bu ortamı yaşatmak. Böyle tehditler arayıp bulmak, yoksa da yaratmak. Yeni yeni bir 'Allah’ın lütfu' bulmak. Her seçmeni bir Sevda Noyan haline getirmek.
Söylemeye gerek yok böyle bir rejimi “demokrasi” olarak tanımlamak herhalde mümkün değil. Peki, ne olarak tanımlayacağız? AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in tüm bu tablo içinde söylediği sözler mesela pek anlamlı. Şöyle dedi Çelik:
“Kim 'saray rejimi' diyorsa bilin ki aslında demokrasiyi felç etme örgütünün üyesi olduğunu itiraf etmiş oluyor. Kaç gündür dikkatle izliyoruz, nezaketle uyarıyoruz. Bakın bunlar antidemokratik sözlerdir, bu yaklaşımların içine girmeyin diyoruz. Ama millete meydan okumaya devam ediyorlar.”
Tekrar soralım. AKP’nin Türkiye’yi soktuğu rejime ne demek gerekiyor peki? Yasama, yürütme ve yargının tamamıyla Saray’a ve onun iktidar ortaklarına bağlandığı, baro ve meslek odalarının da artık iktidarın emrine sokulmak istendiği, sermaye medyasının zaten tamamen tek sesli hale getirildiği bir rejime “demokrasi” deme imkânı olsa elbette demokrasi derdik.
Siyasetçilerin, akademisyenlerin, sivil toplum çalışanlarının, gazetecilerin hapse tıkıldığı, hatta şu salgın günlerinde cezaevlerinde ölüme terk edildiği bir rejime “demokrasi” diyebiliyorsak, buyurun diyelim. Kürtlerin, Alevilerin, muhaliflerin, Hristiyanların, Yahudilerin her gün tehdit altında yaşadığı bir rejime “demokrasi” diyebiliyorsak buyurun diyelim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
26.12.2025
24.04.2021
9.01.2020
26.10.2020
12.10.2020
14.09.2020
1.09.2020
17.08.2020
20.07.2020